Yapacağım diyen ziyandadır
Kaynak:Necmi Ertuş
Bu hadîsi iki açıdan değerlendirmeliyiz. Birincisi; emrin anında yerine getirilmesi konusudur. Allah’ın katında ‘zamanında yerine getirilmeyen emir yerine getirilmemiş’ hükmündedir ve zamanında yerine getirilseydi kazanılacak olan derecattan çok büyük bir kayıp vardır. Öyleyse bir emir ulaşmış ama “Daha sonra gelecekte yapacağım.” diyen ziyandadır.
İkincisi; zamanın en iyi şekilde değerlendirilmesidir. Zamanı en iyi şekilde değerlendirmekten muradımız her davranışta hayır kazanan hüviyete ulaşmanızdır yani her davranışınızdan derecat kazanmanız asıldır. Zamanı en iyi şekilde kullanırken onu zikirle kullanmanızı tavsiye ederiz.
Zamanın israf edilmemesinin temelinde ve merkezinde zikir vardır. Bir insan ne zaman hayatının hiçbir saniyesini israf etmez? Onu tamamen zikirle geçirdiği zaman. Bu, Allah’ın katındaki en büyük çalışmadır. Bu, Allah’ın katındaki en büyük mükâfatlara lâyık olmanın işaretidir.
Zaman bir yıldırım gibi devamlı geçiyor. Her 24 saat herkes için gelir ama mutlaka geçer. Geçtiği zaman hayatımızdan bir gün eksilmiştir. Allah yolundaki güzellikleri yaşayabilmemizden bir gün daha kopmuştur. En güzel amel hayattayken gerçekleşebilir. Ölümle beraber bütün tekamül imkânlarımız elimizden gidecektir. Onun için Allah “Zaman en kıymetli hazinemdir.” demektedir.
Vefat eden insanlar dünyadayken boşa geçirdikleri zamana muhakkak üzüleceklerdir, kimi zikretmeden geçirdiği her an için, kimi de Allah’ın emirlerini yapmadığı için, kimi Allah’a davet edenleri dinlemediği için pişmanlık duyacaktır. Peygamber Efendimiz (S.A.V) bu konuda şöyle buyurmuştur:
“Ölüp de pişmanlık duymayacak hiç kimse yoktur.”
Ashabı “O pişmanlık nedir ya Resulullah?” diye sorarlar.
- (Ölen) muhsin (ihsan sahibi, hayır ehli, sâlih) bir kişi ise bu hâlini daha fazla artıramamış olduğuna, şayet kötü bir kişi ise kötülükten vazgeçerek hâlini ıslâh etmediğine pişman olacaktır." cevabını vermişlerdi. (Tirmizi, Zühd, 59/2403.)
Bu sebeple dünyaya geri dönmek isteyen kişiler olacaktır, “Bizi geri gönder” diyen insanlar. Birçok âyet-i kerimede onlardan bahsedilmektedir, biz sadece birkaç tanesini verelim:
23/MUMİNÛN-99: Onların birine ölüm geldiği zaman: “Rabbim, beni geri döndür.” dedi.
23/MUMİNÛN-100: “Böylece (geri gönderdiğin taktirde) terk ettiğim salih amelleri (nefsi tezkiye edici ameli) işlerim.” Hayır, muhakkak ki onun söylediği söz, sadece (boş) bir kelimedir. Ve beas edilecekleri güne kadar onların arkasında berzah (engel) vardır.
14/İBRÂHÎM-44: Azabın onlara geleceği gün ile insanları uyar. O zaman zalimler şöyle diyecek: “Rabbimiz, bizi yakın bir süreye kadar tehir et (bize zaman ver). Senin davetine icabet edelim ve resûllere tâbî olalım.” Daha önce “sizin için bir zeval olmadığına” yemin eden siz değil misiniz?
Şu hayat denilen şeyde genç kardeşlerimiz için zaman, elinde tüketilmesi gereken büyük bir parça olarak görünür, büyük bir zaman parçası. Oysaki hayatınızın her safhasında biliniz ki; hayatınızın her saniyesi en kıymetli hazineniz. Onu boşa sarf etmeyin. Allah müsrifleri sevmez. Boşa harcayanları sevmez. Müsrif kimdir? İsraf nedir? İsraf, bir şeyin boşa harcanmasıdır. Faydasız alanlarda kullanılması halidir. Öyleyse israf, zamanın kullanılmayan bir parçasını ifade eder.
Zamanı doğru kullanabilmemiz için Allahû Tealâ’nın zikir adı verilen emri, daimî zikir şeklinde sona, sonuca bağlanmıştır (NİSÂ-103). Öyleyse hep Allah’ı zikretmek hepimizin temel görevidir.
Unutmayın, Allah’ı en çok sevenler Allah’ı en çok zikredenlerdir. Allah’ın en çok sevdikleri gene Allah’ı en çok zikredenlerdir. Çünkü zikir, ibadetlerin en büyüğü olarak geçmektedir Kur’ân-ı Kerim’de (ANKEBÛT-45).
Dikkat edin ki şeytan sizi zikirden alıkoymak için akla gelmedik çarelere başvurur. İnsanlar düşünün; namaz kılıyorlar. Namaz kılarken akılları o anda değil. Ya geçmişte ya gelecekte. Ne zaman aklınız o anda olur? Sadece Allah'ı düşündüğünüz zaman.
Ve bu düşünce içerisinde kaldığımız namazın bizi ne kadar mutlu ettiğini yaşarız. Öyleyse Allah'ın bize verdiği en büyük hazine olan zamanı en güzel değerlendirdiğimiz zaman parçası Allah'ı gerçek anlamda düşündüğümüz zaman parçasıdır. Bu ibadetlerin en hayırlısı da zikirdir.
Ne kadar zikrediyorsunuz? Allah’a olan sevginiz de o kadardır. Sevgi, sevilen için yapılan fedakârlıktır. Fedakârlığınsa Allah ile ilişkili kesiminin en üst seviyesinde zikir gelir. En çok ihmal edilen şey de zikirdir. Sevginiz uğrunda neyi feda edebiliyorsunuz; ona bakın. Allahû Tealâ’nın en kıymetli hazinesi zamanı hep Allah'ı düşünerek geçirebilir misiniz? İşte her an O’nunla baş başa iseniz, her an O’na olan sevginiz sizi güzelliklere sürüklüyorsa o zaman siz mutlu bir insansınız.
Allah'a yaklaşmayı istemeyen bir kişiyi, Allah'ı sevmeyi istemeyen bir kişiyi Allah Kendisine yaklaştırmaz. Kendisine ait olan sevgiyi o kişide Allah arttırmaz. Başlangıç bizlerin cüz’i iradesinde. Biz Allah'a ulaşmayı dilersek her güzellik başlar. Biz Allah'a ulaşmayı dilemezsek hiçbir güzellik başlamaz. Zikir ise; sizi en güzel şekilde harekete geçirecektir, motive edecektir.
Öyleyse hemen Allah’ı zikre başlayalım ve tüm kalbimizle Rabbimize ruhumuzu yaşarken ulaştırmayı dileyelim. Ertelemeyelim, sizce bunu ertelememiz kimi mutlu eder? Cevabı çok iyi biliyorsunuz. O zaman ertelemeyi erteleyelim ve mutluluklara adım atalım. Allah razı olsun.