Yolun kadar, Yolun kaderindir senin
Yol seni nereye götürür,
Bu diyardan götürür mü, bilmem…
Kaderin kadarına,
Kadarının kıymeti kadar mı gidersin?
Hangi engebelerden,
Hangi doruklardan temaşa eder gözlerin?
Nefesin hangi ufkun yükseklerinde kesilir?
Kuş bakışırsın;
Kuşça bakarsın vadilerin en derin mahzenlerine…
Yol nereye gider?
Yol nereye götürür seni?
Yol nereye kadar?
Hangi kader, hangi yazgıya keder olur?
Yol kısaltır demişlerdi her şeyini…
Neden şimdi uzadı yollar;
Ömrümüzden, hayatlarımızdan,
Hayallerimizden, umutlarımızdan?..
Bazı yollar vardır;
İnsanı bir yere götürmez, yalnızca bekletir…
Kar altında kaybolan izler gibi,
Sessizliğe gömülen umutlar olur bazen.
İnsan bazen yolun zorluğundan değil,
Elinden hiçbir şey gelmeyişinden yorulur.
Ne kadar istersen iste,
Bazı yollar açılmaz vaktinden önce…
Bir dağ susar, bir kış çöker,
Bütün gücün yetersiz kalır.
O zaman anlarsın;
Sahip olmak başka, yetişebilmek başka şeymiş…
Bazı geceler olur;
Dışarıdaki karanlık değil,
İçindeki unutulmuşluk üşütür insanı.
Ve insan, açılmayan yollar kadar
Kendi içinde kapanan şeyleri de taşır…
Sonra öğrenirsin;
Her bekleyiş kavuşmaya çıkmaz.
Her sabır bir kapıyı açmaz.
Bazı yollar yalnızca öğretir,
Yorar, susturur ve büyütür insanı…
Şimdi anlıyorum;
Bazı yollar neden bu kadar uzundu…
Çünkü insan, kaderini
Kısa yollardan öğrenemiyormuş.
Yolun kadar yolun vardır;
Yolun, kaderindir senin…
ŞEMSETTİN UÇAR