Allah hesabı çabuk görür

Allah hesabı çabuk görür

Kaynak:Esra Özatak

Dr. Abdulcabbar Boran, Sevgili kardeşlerim, insan dünyada gördüğü bazı olaylar karşısında adaletin geciktiğini, haksızlıkların cevapsız kaldığını zannedebilir.

Oysa Allah’ın düzeninde hiçbir şey karşılıksız değildir. Yapılan her iyilik de her kötülük de ilâhî mizanda anında yerini bulur.

Bizim göremediğimiz yerde Allah’ın şaşmaz adalet terazisi işlemeye devam eder. Çünkü Allah, El-Adl esmasının sahibidir. Adil olma, adaletle, hak ile hüküm verme, karar verme yetkisinin sahibidir. Her yaptığınızı bilir ve görür.

Öyleyse Allah’ın adalet mekanizmasından hiç şüphe duymayın sevgili kardeşlerim. Çünkü Allah’ın adaleti bu dünyada anında teşekkül eder. Bize düşen, her hâlükârda hakkın, adaletin ve güzelliğin tarafında olmak; Allah’ın hesabı çabuk gördüğünü unutmadan yaşamak ve O’nun mutlak adaletine güvenmektir. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’de buyuruyor ki:


YAZININ VİDEOSU İÇİN TIKLAYIN


2/BAKARA-202: ...İşte onlar ki, onların kazandıklarından (kazandıkları derecelerden dolayı) nasibi vardır. Ve Allah, hesabı çabuk görendir.

Ayet-i kerimeden de anlaşılıyor ki Allah’ın adalet sistemi sadece cezaya değil, mükâfata da dayalıdır. Kim bir iyilik yaparsa yaptığı iyilik kadar derecat kazanır. Bununla da kalmaz; Allahû Tealâ onun içine ferahlık verir, huzur verir. Ruh da yapılan her güzel davranışın ardından kişiyi huzurlu ve mutlu kılar.

Allah’ın hesabı çabuk görmesi, kıyâmet günü bütün açıklığıyla ortaya çıkacak sevgili kardeşlerim. İnsan, kiramen kâtibîn meleklerinin kendisine zerre kadar zulmetmediğini yaşayarak görecek. Hak etmediği hiçbir kaybın yazılmadığını, en küçük bir haksızlığa uğramadığını müşahede edecektir. Çünkü o gün mizan kurulacak, herkes kendi hayat filmini seyredecektir. Doğumumuzdan ölümümüze kadar yaptığımız her iyilik veya kötülüğü o filmde göreceğiz.

Mizan, bütün hakikatleri taammüt (niyet-kasıt) derecelerine göre hesaplayan sonsuz bir İlâhî bilgisayar gibidir. Hatalar, yanlışlıklar ve zulümler; iyilikler ve güzellikler eksiksiz biçimde değerlendirilmiştir. Kişi, kendisine verilen negatif ve pozitif derecelerin tam olarak yerli yerine oturduğunu görecektir.

Zilzâl Suresi 7 ve 8. âyetler:Artık kim zerre kadar hayır işlerse onu görür. Ve kim zerre kadar şer işlerse onu görür.”

Basit bir misal verelim: Bir kişi bir başkasına tokat atsın. Atılan bu tokadın Allah’ın mizanındaki karşılığı kaç derecelik bir kayıp ifade ediyorsa, o kadar derece derhal o kişinin amel defterinin sol tarafına kırmızı rakamlarla yazılır. Çünkü kişi karşısındakine haksızlık etmiştir. Haksızlığın karşılığında ona eşit miktarda derecat kaybettirilmiştir. Şimdi kendisine haksızlık edilen kişiye bakalım. O kişi bir tokat yemiştir ve haksızlığa uğramıştır. İşte bu noktada Allahû Tealâ’nın “serîul hisâb” oluşu tecelli eder. Haksızlığa uğrayan kişinin amel defterinin sağ tarafına, aynı miktarda derecat yeşil rakamlarla kaydedilir. Çünkü o kişi haksızlığa uğramış, buna karşılık o haksızlığa eşit bir dereceyi kazanmıştır. Böylece hem olaylar cephesinde hem de dereceler cephesinde eşitlik sağlanmıştır. Bir kişi tokat atmış, diğeri tokat yemiştir. Birisi derece kaybetmiş, diğeri aynı miktarda derece kazanmıştır. Sıfıra sıfır; elde var sıfır. İşte Allah’ın adaleti budur. “Vallâhu serîul hisâb” gereğince adalet anında teşekkül eder ve olay tamamlanır.

Bu hesap yalnızca ahirette değil, dünya hayatında da işlemektedir. Çünkü bir insandan başkasına ulaşan her güzel davranış, Allahû Tealâ tarafından derhal kazanılmış dereceler olarak kendisine intikal ettirilir. Kiramen kâtibîn melekleri de bu görevle vazifelidir; insanların düşüncelerini ve davranışlarını her an kaydetmektedirler.

Herkes, kendisine verilen serbest irade ile dilediği davranışı gerçekleştirebilir. Bir başkasına fayda sağlayabileceği gibi zarar da verebilir. Ancak bunun bir bedeli vardır ve insan bu bedeli derhal ödemeye başlar. Kullar zulmeder, Allah da adaleti gerçekleştirir. Allah zulmedici değildir ama kullar kendi serbest iradeleriyle başkalarına zulmederler ve böylece kendilerine zulmetmiş olurlar. Allahû Tealâ insanı serbest iradesiyle yaratmıştır; fakat hakkın ve adaletin sahibi olarak her an müdahalesi söz konusudur.

Nisâ Suresi 77.âyet: “...Dünya metaı (menfaati) azdır ve ahiret ise takva sahibi olan kimseler için daha hayırlıdır. Ve siz, kıl kadar (hurma çekirdeğindeki lif kadar bile) zulmedilmezsiniz.”

Bu hakikati anlatan güzel bir kıssa da Merkez Efendi ile Sümbül Efendi arasında geçer:

Sümbül Efendi ömrünün son demlerinde talebelerine, İstanbul’un içine dağılmalarını, mahkemelere, hapishanelere ve insanların kötülük işledikleri yerlere giderek gördükleri adaletsizlikleri kendisine anlatmalarını söyler.

Talebeler dolaşıp geri döndüklerinde, kimin malının çalındığını, kimin öldürüldüğünü, kimin haksızlığa uğradığını birer birer anlatırlar. Ancak içlerinden biri sessiz kalır. Sümbül Efendi ona: “Evlâdım, sen hiçbir şey söylemedin. Yoksa gitmedin mi?” diye sorar. O genç: “Efendim, ben de gittim. Onların dolaştığı her yeri dolaştım. Ama hiçbir adaletsizlik göremedim. Her şey merkezindeydi.” der.

İşte daha sonra Merkez Efendi adıyla anılacak olan bu genç, Allah’ın hesabı çabuk gördüğünü ifade etmektedir. Çünkü ona göre bütün hesaplar görülmüştür. Olaylarla dereceler aynı anda birbirini karşılamış, hesap sıfırlanmış ve ilâhî adalet yerini bulmuştur. İşte bu sebeple Merkez Efendi, “Her şey merkezindeydi.” demektedir.

Çünkü Allah’ın şaşmaz terazisinde negatif ve pozitif kutuplar merkeze eşit uzaklıktadır. İlâhî adalet, her şeyi tam yerli yerine koyar. Ve Allah, hesabı çabuk görendir. Öyleyse Allah’ın adaletine güvenin sevgili kardeşlerim. Bilin ki O, size kıl kadar bile haksızlık etmez.

Hepinizin kalben Allah’a ulaşmayı dileyerek hem dünya hem de ahiret mutluluğuna ulaşmanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah hepinizden razı olsun.


DR. ABDULCABBAR BORAN

www.ibrahimlive.com

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.