Allah Sevgisiyle Mutlu Yaşamak

Allah Sevgisiyle Mutlu Yaşamak

Kaynak:Perihan Önal

Allah Sevgisiyle Mutlu Yaşamak

Allahû Tealâ her şeyi sevgiyle yaratmıştır. İnsanlara karşı da sonsuz bir sevginin sahibidir. En az sevdiğinden en çok sevdiğine kadar, sadece sevdiklerinden oluşan bir dizaynı vardır. Bizleri sevgiyle yaratan Rabbimizin dileği ise, hepimizin gerçek mutluluğa ulaşmasıdır.

Sevgi Allah'ın bir pınarıdır ki bütün insanların oradan su içmesini ister Allahû Tealâ. Asıl emri sevmemizdir ve sevdirmemizdir. Sahâbenin dünyadaki gelmiş geçmiş en üstün topluluk olmasının arkasında işte bu anlayış vardır: Muhabbet, sevgi.

Sevginin dağıtım merkezi Allah’tır. Allah ruhumuzun kalbine “sevgi” adı verilen bu en büyük hasleti yerleştirmiştir. Nefsimizin kalbindeki nefreti, ruhun kalbindeki sevgiye çevirecek olan formülü hayatımıza tatbik etmemizi istiyor.

Peki, bu formül nedir? Bu formül, Kur’ân-ı Kerim’de bir tek dilektir: Kalben Allah’a ulaşmayı dilemek. Bütün Allah dostları da mutluluğu böyle tarif etmişlerdir.

İşte Yunus Emre diyor ki: “Dervişlik bir dilektir, bilene düğün dernektir.”

Öyleyse mutluluk Allah'a ulaşmayı dilemekle yaşanır. İblis ise tam tersini söyler; parayla, makamla mutlu olacağını telkin eder. Bu sebeple insanların çoğu, dünyada sahip oldukları şeylerle mutlu olacaklarını sanırlar. Oysa gerçek mutluluk Allah sevgisinden geçer. Allah sevgisi olmadıkça ahiret saadetine de dünya saadetine de ulaşmak mümkün değildir.

Allah sevgisiyle mutluluğu yaşamak, Allah'ın Zat’ından bize üflenen ruhu hayattayken -yani fizik vücut ölmeden evvel- sahibi olan Allah'a ulaştırmayı dilemekle yaşanır. Allahû Tealâ sizi o kadar çok seviyor ki, bir tek dilekle sizi Kendisine ulaştırmaya hazırdır. Bu, O’nun büyük sevgisinin bir delilidir. Yetmez, Allah'a ulaşmayı dilediğiniz andan itibaren yolunuzda devam etmenizi sağlamaya da hazırdır.

Şûrâ Suresinin 13. âyet-i kerimesinde buyuruyor ki: “Kim Bana mülâki olmayı (Bana ulaşmayı) dilerse (yani Bana ulaşmak üzere Bana yönelirse) Ben onu mutlaka Kendime ulaştırırım.” diyor.

Kim Allah'a ulaşmayı dilerse o, taguta kul olmaktan kurtulmuştur (Zumer-17). Ve Allah’tan kurtuluş müjdesini almıştır. Dilediği anda cennet müjdesi onundur.

Allah'a ulaşmayı dileyen kişi, Allah'ı sevmeyi öğrenir ve insanları sevmeyi öğrenir. Ve mutluluğun sevmekten geçtiğini öğrenir. İşte Allahû Tealâ’nın bizler için istediği de budur: Sevgiyi yaşayarak mutluluğa ulaşmamız.

Allah her zaman sizinle beraber olmak ister. Her zaman sizleri en güzel standartlara ulaştırmak ister. Mutluluk, Allah’ın hepinizi ulaştırmak istediği hedeftir. Ama sizin iradenizin bu hedefe paralel bir yön kazanması halinde ancak fonksiyonel olur.

Peki, mutluluk nasıl gerçekleşir?

Mutluluk insanın üç âleminde de kavganın bittiği ve kişinin sulh ve sükûna ulaştığı noktayı ifade eder. Nefsin manevi kalbinde afetler vardır: kin ve nefret, küfür, yalan, haksızlık ve zulüm, haset ve düşmanlık, cehalet, cimrilik, öfke ve gayiz, isyan, sabırsızlık, kibir ve gurur, hırs ve şehvet, nankörlük, dedikodu, kötü alışkanlıklar, vefasızlık, mürailik, fitne, fesat.

Ama ruhta da bunların zıtları vardır: sevgi, iman, doğruluk, adalet, edep, ilim, cömertlik, sekinet, itaat, sabır, tevazu, kanaat, şükür, ketumiyet, hakikat, faziletler, vefa, ihlas ve tevhid. Bu sebeple nefsle ruh arasında iç dünyamızda devamlı bir kavga vardır. İşte bu kavganın bitmesi ve kişinin sulh ve sükûna ulaşması, kalben Allah’a ulaşmayı dilemesine, ardından mürşidine tâbiiyetine ve tâbiiyetle birlikte nefs tezkiyesine başlamasına bağlıdır.

Ruhunuzun Allah’a ulaşması, fizik vücudunuzun, nefsinizin ve iradenizin Allah’a teslimi de kalben Allah’a ulaşmayı dilediğiniz noktada başlar. Unutmayın ki siz Allah’a ulaşmayı dilediğiniz anda, sizi bütün bu hedeflere ulaştıracak olan Allah’tır.

Nefsinizin tezkiyesine paralel olarak ruhunuz gök katlarında ilerler ve Allah’a ulaşır. Tezkiyenin olmazsa olmazı ise zikirdir (Ra’d-28). Siz zikir yaptıkça Allah’ın katından rahmet, fazl ve salâvât nurları kalbinize gelir. Nefsin kalbinde toplanan bu nurlar, sizi her geçen gün Allah'ın emirlerine itaatsizlikten, yasak ettiği fiilleri işlemekten uzaklaştırır; emrettiği şeyleri yapmakta ise çok daha başarılı kılar.

Öyleyse zikir ibadetlerin sultanıdır ve Allah sevgisinin ölçüsüdür. Bir insan Allah’ı ne kadar zikrediyorsa, o oranda Allah’ı seviyor demektir. Teslimiyetinizle sevginiz aranızda tam bir paralellik var. Ne kadar severseniz, o kadar teslim olursunuz.

Allah sevgisiyle mutlu yaşamak herkes için geçerlidir; yeter ki Allah'ın davetini kabul etsin, mürşide tâbî olsun ve zikri hayatının merkezine alsın.Allah razı olsun.

www.acboran.com

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.