Ana dil ve resmi dil ayrımı doğru yapılmazsa sonu hüsran
Kaynak:Hakkarihabertv.com
Yıllardır konu ile alakalı katıldığım her programda, kaleme aldığım her yazıda ve konuşmacı olarak yer aldığım her ortamda Irak örneği üzerinden; ‘ana dilde eğitimde inat etmek, Kürtlerin faydasına değil zararına olur’ cümlemi yeri gelmişken tekrar anımsatmak istiyorum.
Irak bu ayrışmanın dibinden ‘Irak Milliyetçiliği’ mottosuyla çıkmaya çalışırken o dibe Türkiye’yi çekmeye çalışanlar ne kadar iyi niyetli olabilir ki? Zira adı üstünde ‘ana dil’ yani annenin, babanın, aile büyüklerinin nesilden nesile aktarması ve unutturmaması gerekiyor.
Ayrıca tamamı Kürtçe yapılan bir eğitim hem bireyi ülkesinden ayrıştıracak, hem de birey mezun olduktan sonra iş alanı bulamayacak. Özetle; ana dille eğitim, kolektif statü, özerk yönetim gibi maksimalist taleplerin Türkiye’de yaşayan Kürtleri, ana unsur olmaktan çıkarıp azınlık durumuna sokmaktan başka bir niyet taşımadığını anımsatmakta fayda görüyorum. Bu nedenle bu talepleri kim veya kimler dile getiriyorsa bilin ki Kürtlere zarar vermekten başka bir amacı yoktur…” ERTESİ GÜN TARİHİ İTİRAF GELDİ
Ve bu yazımdan bir gün sonra (21 Şubat Cumartesi günü) Irak Kürt Bölgesel Yönetimi medyası bir uzmanın ağzından şu haberi geçti; “İngilizce Kürt gençlerinin iletişim dili haline geldi, Kürtçe unutuluyor aileler dikkat etsin!” Aslında malumun ilanı oldu bu uyarı. Zira “ana dil ve resmi dil” ayrımını doğru anlayıp uygulamak gerekiyor.
Her halkın/kültürün kendine özel bir ana dili vardır ve bu çeşitlilik toplumların, ülkelerin, dünyanın pozitif rengidir, güzelliğidir, ahengidir. Fakat bu durumu “ana dilde eğitim olsun” vb karşılık bulmayan talepler eşliğinde dile getirmek tarihi bir hatadır. Dünya; yeni bir TEKERRÜR eşliğinde “yeniden Babil Kulesi’ni” inşa etmeye hazırlanıyorken hayalperest tavırlarla ille de ben, sadece ben demek akıl tutulmasıdır… NEDEN Mİ?
Dünya yeniden Babil Kulesi’ni inşa etmeye hazırlanıyor ve hatta kulenin zemin altı temelleri atılmaya başladı bile! Sadece Kürtçe değil dünya üzerindeki tüm lokal diller giderek hafızalardan uçup gidiyor çünkü “artık kimse kendi köyünde, obasında, ailesi içinde, şehrinde, bölgesinde” değil. İnsanoğlu iletişim-teknoloji çağıyla birlikte dünya vatandaşlığı yolunda hızla ilerliyor. İş-eğitim-evlilik sebeplerinden dolayı bir oradayız, öbür gün burada, diğer gün dünyanın öteki ucunda.
Bu ulaşabilme-ulaşılabilme kolaylığı WORLD FARM DÖNEMİ ile insanlığı yüz yüze bırakıyor. Tüm bu değişim zorunluluğu lokal dilleri teker teker hafızalardan silerek insanlığı dünyada etkili ve güçlü diller etrafında topluyor. İngilizce, Fransızca, Almanca, Arapça, Çince, Rusça ve tabiki Türkçe dilleri çerçevesinde birleşen küresel eğitim-istihdam-ekonomi-yaşam formları bu dillerin mutlaka kullanılması gerektiğini gösteriyor.
Hatta bu dillerden birini değil en az üç tanesini bilmek zorunda bırakıyor sistem sizi yoksa istediğiniz eğitim, iş, yaşam alanlarına kavuşamıyorsunuz. Bu nedenledir ki gençler dayatılan ana dilde eğitim talebine sıcak bakmıyor. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ni Kürtçe eğitim sistemini uyguladığı halde yeni nesil Kürtlerin giderek Kürtçeden uzaklaşıp İngilizce konuşmasının sebebi tam da bu; KÜRESEL GÜÇ HİYERARŞİSİ’ni kabul etmek.
Çünkü Kürtçe eğitim sistemi ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde dahi iş bulamıyorken bir başka ülkede iş bulmak, yüksek lisans-doktora yapmak, gelişmek, mutlu olmak imkansız Kürtler için. Böylelikle gençlerini de Irak’ta tutamıyor Kürtler.
Hemen yanıbaşımızdaki Irak’ta yüzleştiğimiz ana dilde eğitim travmalarına rağmen “bizde de ana dilde eğitim olsun” diyenler ve bu isteğin altını “canımız böyle istiyor” demekten başka sağlam bir veri ile dolduramayanlar için söylenecek tek bir cümle var; Kürtlerin gelişmesini, etkili makamlara gelmesini, bireyselleşmesini istemeyip kendi menfaatleri doğrultusunda kontrol edebilecekleri güruhlara dönüştürmek isteyenler ana dilde eğitim diyerek ısrar edenlerdir! Bu kadar NET!
ÇÖZÜM NE?
Dünya giderek 6-7 dil etrafında toplanıyorken ve yeni nesillerde lokal dillerden uzaklaşıp bu dillere yöneliyorken, ana dilde eğitim diye ısrar etmek anlamsız. Bu noktada yapılacak tek bir çözüm var; Türkiye Devleti’nin resmi dili olan Türkçe etrafında toplanıp hem ülkemize hem de kendimize güç vermeliyiz. Zira güçlenen ülke, güçlenen vatandaş demektir.
Gençlere ana dilde eğitim ısrarında bulunanlara şunu tavsiye ediyorum; bu söylemlerinizin ve tabiki sizin miadınız geçti bu nedenle gelin bu yoldan dönün ve ömrünüzün kalan kısmını iyiliğe, faydalı olmaya, hayata, kalbe, ekonomiye katkı sunacak söylemler geliştirerek geçirin…