Aşk evlilikleri yerini bankamatik evliliklere bıraktı
Kaynak:Hakkarihabertv.com
Geçmiş mi güzeldi, gelecek kaygısı mı kötü, yoksa yaşadığımız an mı anlamsız; bilemedik gitti. Ertelemek… Yarının ne olacağını, ne getireceğini bilmeden sürekli ertelemek… “Yarın yaparım, yarın kılarım, yarın ziyaret ederim, yarın giderim…” Ve o yarınlar çoğu zaman hiç gelmez.
Ya geçmişe özlem ya geleceğe umut… Ne yazık ki “an” denen o kıymetli zamanın tadına bir türlü varamadık. Oysa dünya üç günlüktür: Dün, bugün ve yarın. Dün geçmiştir, yarının gelip gelmeyeceği ise meçhul. O hâlde geriye sadece bugün kalır.
Eskiden bir iş mülakatında mutlaka şu soru sorulurdu:
“Kendinizi beş ya da on yıl sonra nerede görüyorsunuz?”
Kalkınma planlarımız vardı; kısa vadeli, orta vadeli, uzun vadeli… Hedefler koyar, bu hedeflere ulaşmak için azimle ve kararlılıkla mücadele ederdik. Kul hakkına girmek yoktu. Alın teri vardı, emek vardı, dayanışma vardı. Gösterişten uzak, sade ama bir o kadar da eşsiz bir hayat anlayışı hâkimdi.
Sanırım eskisi daha güzeldi.
Çünkü bugün devir; şaklabanlık yapanların, yakaların, gösterinin devri oldu. Şimdi öğrencilere “Büyüyünce ne olacaksın?” diye soruluyor. Kimse “Memleketime, topluma, dinime faydalı bir insan olacağım” demiyor.
Cevaplar hep aynı: “Fenomen olacağım” ya da “En kestirme yoldan para kazanacağım.”
İşin en garip yanı ise toplumun artık bu durumu benimsemiş olması. Üç-beş beğeni, üç kuruş reklam parası uğruna aile mahremi ayaklar altına alınıyor. Ar, namus, şeref, haysiyet, kıskanmak, sahiplenmek gibi kavramlar ya anlamını yitiriyor ya da yok sayılıyor.
Aşk evlilikleri yerini bankamatik evliliklere bıraktı.
Utanmasalar kız isteme merasimlerinde maaş bordrosu, gelir tablosu isteyecekler. Yakında onu da isterler, not düşün.
Hani Müslümandık?
Hani iman?
Hani Kur’an?
Hani Peygamber?
Velhasıl bu işin sonu hayra alamet değil. Benden söylemesi…
Toplumun artık fabrika ayarlarına dönmesi gerekir. Aksi takdirde gelecek, bugünden çok daha çekinmez bir hâl alacak. Anne ve babaların bazı durumlar karşısında çaresiz kaldığı aşikâr. Ancak gelinine eziyet edip kendi kızı için her türlü iyiliği istemek de büyük bir çelişkidir.
Bir ziraatçı olarak şunu net söyleyebilirim:
Domates tohumu ekip biber almadım. Ne ektiysem o çıkmıştır, onu biçmişimdir.
Çevremdekilere hep şu nasihati veririm:
Bir tohumu ekersen bir yıl, bilemedin iki yıl faydalanırsın.
Bir fidanı ekersen yirmi, otuz yıl verim alırsın.
Ama bir insanı ekersen —yani doğru yetiştirirsen— bir ömür meyvesini yersin.
Ömürlük insanlara selam olsun…
Hey dünya…