Aşure Günü: Kurtuluş gemisine binenler

Aşure Günü: Kurtuluş gemisine binenler

Kaynak:Esra Özatak

Dr. Abdulcabbar Boran, Hicri takvime göre Muharrem ayının 10. günü, Aşure Günü’dür sevgili kardeşlerim. Bu özel gün, Hz. Nuh’un denizde aylarca yolculuk yaptıktan sonra tekrar karaya çıkmasının bir hatırasıdır.

Geminin karaya oturduğu gün, elde kalan son gıda malzemeleriyle hazırlanan yemeğe “aşure” adı verilmiştir.

İşte İslâm’da Aşure Günü büyük bir önem taşır. Aşure günü evlerde aşureler yapılır ve etrafa dağıtılır. Aşure Günü, Allah’a şükretmemiz için bize ulaşan son derece güzel bir nimettir.

Her Aşure Günü Hz. Nuh’u hatırlamalıyız sevgili kardeşlerim. Hz. Nuh, kavminden çok çekmişti. Kavmi onu aşağıladı, bayıltıncaya kadar defalarca dövdüler. Ve o Allah'tan bahsettikçe, “Allah tektir.” dedikçe putlara tapan kavmi, onu fena halde cezalandırdılar.

Her dayaktan sonra, Hz. Nuh ayılır ayılmaz yine onlara koşup Allah'ı öğretmeye çalışıyordu. Hep reddedildi. Allahû Tealâ da Hz. Nuh’a bir gemi yapmasını emretti ve nasıl yapılacağını Cebrail (A.S) vasıtası ile vahyetti.

Hz. Nuh, Allah'ın emri üzerine adım adım gemiyi tamamladı. Ve tarih belli oldu. Allahû Tealâ’nın müsaade vermesi üzerine Hz. Nuh, tarihi açıkladı ve o gün geldiği zaman halk orada toplandı ama bir tane bile bulut yoktu.

Zaten halk, Hz. Nuh ile alay etmeyi usul haline getirmişlerdi. Ve o gün de “Hiç böyle şey mi olurmuş? Bu kadar güneşli bir günde yağmur mu yağarmış? Yağmur yağacak ha?” gibi sözlerle Hz. Nuh’u küçültmeye çalıştılar. O da bütün sükûnetiyle diyordu ki: “Evet! Bugün. Allahû Tealâ ‘Bugün’ dedi. Bugün mutlaka yağmur yağacak.”

Sonra o gün ikindi vakti öyle bir yağmur geldi ki bütün yeryüzü sularla kaplandı. Hz. Nuh'a tâbî olanlar, eşleriyle ve çocuklarıyla beraber gemiye bindiler.

Hz. Nuh oğluna da dedi ki: “Yavrum! Benimle beraber gemiye gel.” Oğlu dedi ki: “Baba, ben şu karşıdaki dağa ulaşacağım. Oraya sığınırım.”

Hz. Nuh dedi ki: “O dağ da dâhil bütün dağlar suyun altında kalacaklar. Sadece bu gemi kurtulacak. Benimle beraber gemiye bin evlâdım!”

Hz. Nuh’un oğlu gemiye binmemekte direndi. Ve dalgalar oluşunca gemi yüzmeye başladı. Hz. Nuh’un oğlu da dalgaların arasında boğuldu. Hz. Nuh Allahû Tealâ'dan oğlu için af diledi. Çok üzülmüştü ve “Oğlumu kurtar” dileğinde bulundu. Ama Allahû Tealâ oğlunu kurtarmadı, onun salih amel işleyenlerden olmadığını buyurdu: (Hûd Suresi 42,43,44,45,46. âyetler).

Nihayet aylar sonra Allahû Tealâ buyurdu (Hûd-44): “Ey yeryüzü! Suyunu çek. Ey gökler! Suyunu tut.” Ve gemi Cudi Dağı’nın üzerine oturdu.

Hz. Nuh’un kavmi Allah’ın davetine sırt çevirdiği için tufanla helak oldular. Onlar gemiye binmeyenlerdi. Gemiye binenlerse Allah’ın davetini kabul ederek Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir.

Allahû Tealâ’nın söylediğini onlara ulaştıran Hz. Nuh, böyle söylüyor: “Allah onları mutlaka Kendisine mülâki kılacaktır. Onlar mutlaka Allah'a mülâki olacaklardır yani ruhlarını mutlaka ölmeden evvel Allah'a ulaştıracaklardır.”

11/HÛD-29: Ve yâ kavmi lâ es’elukum aleyhi mâlâ(mâlen), in ecriye illâ alâllâhi ve mâ ene bi târidillezîne âmenû, innehum mulâkû rabbihim ve lâkinnî erâkum kavmen techelûn(techelûne): Ve ey kavmim! Buna (tebliğ ettiğim şeylere) karşılık sizden mal olarak (bir şey) istemiyorum. Eğer ücretim (ecrim) varsa ancak Allah’a aittir.

Ve ben âmenû olanları (Allah’a ulaşmayı dileyenleri) tardedecek (uzaklaştıracak, kovacak) değilim. Muhakkak ki onlar, Rab’lerine mülâki olacaklar (ulaşacaklar). Ve lâkin ben, sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum.

“Hz. Nuh kavmine dedi ki: Ey kavmim! Ben bu yanımda bulunan âmenû olanları -ki onlar gemiye binenlerdi- yanımdan kovacak değilim. Çünkü onların hepsi mutlaka hidayete ereceklerdir. Mutlaka Allah'a mülâki olacaklardır. Ruhlarını mutlaka Allah'a ulaştıracaklardır.” diyor Allahû Tealâ.

O insanlar hidayete ermişler, âmenû olanlar. Kurtulanlar zaten onlar.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) de buyuruyor ki: “İslâm, Nuh’un gemisidir. O gemiye binen kurtulur.”

Allahû Tealâ her devirde mutlaka insanları mutluluğa ulaştıracak olan birilerini, dünya adı verilen bu gezegende görevlendirmiştir. Peygamberler, peygamberlerin olmadığı dönemlerde her kavmin içinde velîler, Allah’ın evliyaları dünya üzerinde Allah’a ruhun, vechin, nefsin ve iradenin tesliminin gerçekleşmesini öğreten insanlar. Her devirde var olan ve Allah’a davet eden insanlar.


Unutmayın ki bütün insanlar için kurtuluşun yolu Allah’a ulaşmayı dilemek, mürşide tâbî olmak ve ruhun Allah’a ulaşması ile hidayete ermekten geçer. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, hacet namazıyla Allah’ın gösterdiği mürşide ulaşır. Mürşidine tâbî olan kişi hidayet üzere olan kişidir. Hidayet kurtuluştur.

İşte bu Aşure Günü’nde, sizlere temel hedefinizin Allah’a teslim olmak olduğunu bir defa daha hatırlatmak istiyoruz. Bizler için bu mukaddes günde Allah’a çok dua etmek söz konusu olmalıdır. İç dünyanızı Allah’a yöneltmeye çalışın. İç dünyanız Allah’a ulaşmayı dilesin. Allah’a ulaşmayı dilemek eğer kalpten bir dua olursa Allah’ın onu kabul etmemesi mümkün değildir.

Allahû Tealâ’nın bizleri daha nice Aşure günlerine ulaştırmasını dileyerek hepinizin Aşure Günü’nü tebrik ediyoruz.

www.ibrahimlive.com

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.