DEM Parti’den “Türkiye’yi yönetmeye talibiz” mesajı
Kaynak:Ajanslar
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin 5’inci Büyük Olağan Kongresi’nde konuştu.
Baskılara rağmen ayakta kaldıklarını belirten Bakırhan, "Bugün buradayız, demokratik siyasette halen yürüyoruz. Söz olsun yaşamını yitirenlere ve zindandaki yoldaşlarımıza. Demokratik siyasete kararlı yürüyüşümüze devam edeceğiz. Bu eser sizin. Cumartesi annelerinin, barış annelerinin, bugün burayı dolduran delege arkadaşlarımızın ve halklarımızındır" dedi.
“Yeni bir dönemin başladığının bilincindeyiz”
Bakırhan’ın yeni bir dönemin başladığını belirterek “Türkiye’yi yönetmeye hazır olduklarını” söyledi.
Bakırhan’ın sözleri şöyle:
“Güçlü ve büyük Türkiye'ye inanıyoruz. Fakat bunun nasıl olacağı konusunda yıllarca ayrıştık. Bize göre güçlü ve büyük Türkiye, demokratik olan, bütün kimliklere ve inançlara eşit mesafede duran bir düzlemde mümkündür. Kürtler kurucu bir aktör olursa Türkiye güçlenir. Ortadoğu istikrar kazanır. Ortadoğu'yu barışın ve yaşamın coğrafyası haline getirebiliriz. Artık, yüz yıllık Sykes-Picot parantezini kapatmanın zamanı geldi.
Yeni bir dönemin başladığının bilincindeyiz. DEM Parti olarak bu sürece hazır olduğumuzu dile getirmek istiyorum. Bu konuda endişe duyan siz değerli arkadaşlarım, endişelenmeyin. Siz varsınız, emekçiler var, devrimciler var, Türkiye halkları var, kadınlar, gençler, Aleviler var. Birbirimize güvenelim, sürece güvenelim ve bu endişelerimiz yerine daha güçlü mücadele ortaya koyarak bu süreci başarıya ulaştıralım.
“Türkiye’yi yönetmeye talibiz”
Yarından itibaren hazırlığına başlayacağımız kongre, Türkiye'yi yönetecek bir kadro ve bir perspektif kuracak. Ekonomiyi, hukuku, dış politikayı, eğitimi, sağlığı biz düzelteceğiz. Türkiye'nin bütün meselelerini çözmeye talibiz. Bunu taşıyacak siyasal birikim ve tecrübe bizde var. Ekonomide adaletli, eşitlikçi, demokratik bir düzen kuracağız. Ekmeği büyüteceğiz, üretimi güçlendireceğiz, israfı bitireceğiz. Bugüne kadar hep sermaye ve rantiyeci sınıf yedi, faturayı halk ve ezilenler ödedi. Rantiyeci kazandı, halk kaybetti.
Biz bunu değiştireceğiz. Yoksul ve gureba bizim yönetimimizde hakkını alacak. Dışarıda aç ve açıkta kimse kalmayacak. Hukukta herkesi aynı terazide tartacağız. Hukuku siyasete alet eden anlayışa son vereceğiz. Çünkü hukuk hepimize lazım; hukukun kırılgan olduğu bir ülkede ne üretim ne yatırım güvende olur ne de Türkiye'nin geleceği.
Demokrasiyi güçlendireceğiz. Temel hak ve özgürlükleri güvence altına alacağız. Dış politikada da aynı netlikteyiz: Kafkaslardan Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya; halkların eşitliğini, bölgesel barışı, demokratik işbirliğini ve Filistin halkı başta olmak üzere ezilen halklarla dayanışmayı esas alan bir çizgiyi daha güçlü savunacağız. Bu bizim programımız. Bu bizim iddiamız. Türkiye'yi yönetmeye talibiz. Bu ülkenin kaderini beraber yeniden yazmaya talibiz.
“Demokratik Cumhuriyet hareketini başlatıyoruz”
Kimsenin şüphesi olmasın, biz bu sürecin teminatıyız. Süreci enfekte eden kim olursa olsun, ilk bizi karşısında görecek. Yumruğumuz sıkılı değil, elimiz açıktır. Göz hizasından konuşuyoruz ve gizli bir ajandamız yok. Tek bir ajandamız var, da demokratik bir Türkiye'dir. Tek bir ajandamız var, barış ve demokratik toplumdur.
İşte tam da bu sürecin hepimizi ve 86 milyonu güçlendireceğine inanıyoruz. Dost ve düşman bilsin ki, dünyada, Ortadoğu'da ve Türkiye'de yeni bir dönem başlıyor. Ve biz bu döneme hazırız. Kendimizi Diyarbakır'dan sorumlu hissettiğimiz kadar Ankara'dan, İstanbul'dan da aynı düzeyde sorumlu göreceğiz. Bu konuda eksiklerimizi de gidereceğiz.
Türkiye'nin her bir karışına aynı sorumluluk duygusuyla yaklaşacağız. Kimse kaygı duymasın. Yarın, bugünden daha iyi olacak.
Demokratik Cumhuriyet hareketini bugünden itibaren başlatıyoruz. Tohum bugün Ankara’da, bu salonda toprağa düştü; kökü tutacak, dalı büyüyecek, gölgesi bu ülkenin her bir karışına düşecek. Yolumuz, yolunuz açık olsun."