Diyarbakır’da yaşam mücadelesi: "Çalışmazsak açız, sıcak bize lüks"

Diyarbakır’da yaşam mücadelesi: "Çalışmazsak açız, sıcak bize lüks"

Kaynak:Perihan Önal

Türkiye genelinde derinleşen ekonomik kriz ve artan yoksulluk, kavurucu yaz sıcaklarıyla birleşince dar gelirli vatandaşlar için yaşamı tam bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürdü.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en sıcak günlerini geçirdiği bu günlerde, Diyarbakır’da termometreler 40°C’nin üzerine çıktı. Uzmanların peş peşe "sağlık uyarıları" yaptığı ve mecbur kalınmadıkça sokağa çıkılmaması gerektiğini vurguladığı en tehlikeli saatlerde, sokaklar en ağır işçileri ağırlıyor: Kağıt ve atık toplayıcıları.

​Gölgelerin Bile Eridiği Saatte Ekmek Kavgası
​Diyarbakır sokaklarında, asfaltın sıcaktan erime noktasına geldiği öğle saatlerinde, sırtlarında çuvallarla ya da el arabalarıyla çöpleri didik didik eden insanlar dikkat çekiyor. Tek amaçları var; birkaç kilo kağıt, plastik ya da karton bulup akşam eve bir somun ekmek götürebilmek.

​Sıcaklığın nefes almayı bile zorlaştırdığı kentte, geçim derdi kavurucu sıcağa karşı galip geliyor. Ne güneş çarpması riski ne de enfeksiyon tehlikesi, evdeki çocukların açlık gerçeğinin önüne geçemiyor.
​"Çalışmadığımız Gün Çoluk Çocuk Aç"

​Sırtındaki devasa çuvalla çöpleri ayıklarken yüzünden akan terleri silen bir sokak işçisi, yaşadıkları çaresizliği şu sözlerle özetliyor:

​"Biz mecburuz çalışmaya, yoksa aç kalacağız. Çocuğumuz, ailemiz için ekmeğimizin peşinde mücadele ediyoruz. Ne yapalım? Diyarbakır’da iş yok, fabrika yok. Çoluk çocuğumuzun rızkını kazanmak için bu sıcakta kağıt ve çöp ayıklıyorum. Bizim yıllık iznimiz, hafta sonumuz, gölgede oturma lüksümüz yok. Çalışmadığımız gün, çoluk çocuğumuz aç kalır. Rızkımız için bu sıcağa katlanıyoruz."
​Uzmanlar Uyarıyor, Yoksulluk Dinlemiyor

​Sağlık uzmanları, 40°C ve üzerindeki sıcaklıklarda kronik rahatsızlığı olanların, yaşlıların ve çocukların kesinlikle dışarı çıkmaması gerektiğini, güneş altında ağır fiziksel aktivite yapmanın kalp krizi ve beyin kanaması gibi ölümcül sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor.

​Ancak Diyarbakır sokaklarındaki manzara, ekonomik gerçeklerin sağlık uyarılarından çok daha baskın olduğunu gösteriyor. Türkiye’de yükselen enflasyon ve işsizlik kıskacında, en alttakiler için hayatta kalmanın bedeli, her gün 45 derece sıcağın altında dökülen litrelerce alın teri oluyor.
​Diyarbakır’ın sokak toplayıcıları, tehlikeye ve kavurucu sıcağa rağmen, "rızık" dedikleri o bir lokma ekmek için çöplerin arasında yaşamı ve umudu ayıklamaya devam ediyor. Yusuf Yetiş'in özel haberi

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.