Hakan Taş
Hakkari’ye Müftü Dayanmıyor!
Bildiğim kadarıyla müftü ve Defterdarların görev süreleri beş yıllıktır.
İsmail Fakirullahoğlu iki yıl, Hüseyin Okuş da yine iki yıla yakın bir süre görev yaptılar.
Yeni Müftü Recep Eren de göreve başladı.
Sizin anlayacağınız dört yılda Hakkari üç müftü gördü.
Müftülerle pek barışık sayılmam. O yüzden onlarla ilgili övgü yazılar yazmayı pek beceremem. Haklı sebeplerim de var diye düşünüyorum.
HÜSEYİN OKUŞ!
Hüseyin Okuş, Müftülük sınırları dışına çıkamadı. Kendisine hayırlı olsun ziyaretlerine gidenlerin çoğuna iadeyi ziyaret bile yapmadı.
Cenazelere, taziyelere, hasta ziyaretlerine gitmedi.
İbadethane olarak bilinen Hacı Sait Cami’sinde önce etüt merkezi, alış veriş merkezi, en sonrasında ise camiyi açtırdı. Altmış yıl boyunca orada kiracı konumunda olan emekçi esnafımıza dükkan vermedi.
Derken tayini çıktı. 1939 yılında Mehmet Atay ile başlayan Hakkari müftülüğünde bu güne kadar 19 müftü görev yaptı. Hiçbir müftüye böylesine bir veda töreni yapılmadı. Gözyaşları sel olup aktı. Neredeyse ilimizde üç gün yas ilan edilecekti. İlimiz protokolü de ne yazık ki bu veda programına tam kadro katılım sağladı.
Görüntüleri izlerken şok oldum. Bana çok trajik komik geldi. Görev yaptığı süre içerisinde Allah aşkına ne yaptı. Görevini yerine getirerek maaşını aldı. Her kamu kurumunun bir görev sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk içerisinde elbette çalışacaklardır. Ama Müftü Hüseyin Okuş, arkasından gözyaşı dökebileceğimiz, kalıcı olağanüstü bir hizmet ve iz bırakmadı ki. Böylesine abartılı veda programını hak edecek ne yaptığını bilmiş değilim.
Eski valilerimiz Cüneyit Orhan Toprak ve Ali Çelik giderken hüzünlü bir veda oldu, onları binler uğurladı. Buna bizde evet dedik ve diyoruz. Fakat kendi alanı dışında çıkmayan, enteresan diyebileceğimiz bir farklılığa imza atmayan başarı ve başarısızlık arasında ince bir çizgide duran Okuş için yapılan görkemli veda programı sadece bir abartıydı.
Ne zaman il Müftülerini eleştiren bir yazı kaleme aldığımda nedense yandaşlarının sözlü saldırılarıma maruz kalıyorum. Orada çalışıyor olabilirsin, fakat onlar hakkında yaptığım eleştiride beni hedef noktaya alıp saldırmanız doğru bir davranış değildir. Ben hakaret ve eleştiriyi ayırt etmesini bilen biriyim.
Bugün devletin en büyük makamı Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan bile, “Eleştiriye kızmayız. Sistemi iyileştirecek, daha etkin hale getirecek her türlü yapıcı eleştiriye açığız.” Açıklamasında bulundular.
Eleştiri boyutunu aşarak hakaret kapsamına girildiğinde ise mahkemeler, yargı var. Kimse kimseyi sevmek ve beğenmek zorunda değil.
Müftülük ve Üniversite sadece din ve eğitim yuvaları değiller. Onların asıl görev alanı insanlara dokunabilmektir.
Yeni müftümüze şu aralar hoş geldin ziyaretleri devam ediyor. Hafta içinde bizde basın olarak bir nezaket ziyareti gerçekleştireceğiz.
Umarım Müftülüğe bakış açımızı değiştirici bir yapı ve donanıma sahiptirler.
Komşu ilimiz Şırnak’a Milli Eğitim Müdürü, Hakkari’mize de Müftü dayanmıyor… Görev süreleri tamamlamadan yapılan atamaların bir ceza mı, terfi mi onu da anlamış değiliz…