Hayatın tek gayesi insan-ı kâmil olmaktır

Hayatın tek gayesi insan-ı kâmil olmaktır

Kaynak:Hakkarihabertv.com

Dr. Abdulcabbar Boran, Kemal kelimesi, tekamül kelimesi aynı kökten gelir ve anlamı olgunlaşmadır. İnsan-ı kâmil de manevi tekamülün, manevi olgunlaşmanın en üst noktasına ulaşmış olan kişidir.

Unutmayın ki bütün insanlar tekâmül için, insan-ı kâmil olmak için yaratılmıştır. Allah’ın muradı herkesi kemâl derecelerinde olgunlaştırmak, insan-ı kâmil yapmaktır. İnsanın manevi tekamülünün temelinde zikir vardır. Zikir yaptıkça Allah yolunda devamlı tekamül ederiz, manevi güzelliklerin sahibi oluruz. Neticede daimî zikre ulaşınca insanı kâmil oluruz.

Kamil insan olmamız hikmete bağlıdır. O sebeple Peygamber Efendimiz (S.A.V ) hadîs-i şerifinde “Hikmet sahibi âlimin sohbetinde bulunmak, kelâmını işitmek üzerinize farzdır. Muhakkak ki Allah bu meclislerde hikmet nuruyla ölü kalpleri diriltir, yağmur suyuyla ölü toprakları dirilttiği gibi.” buyuruyor.

Hadis-i şerifin verdiği mesaj, insanın nefs kalbini ifade ediyor. Nitekim Tîn Suresinin 4. âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:


95/TÎN-4 Andolsun ki Biz, insanı (nefsini), ahseni takvim içinde (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak en güzele ulaşabilecek özellikte) yarattık.


Bu nefs tezkiyesi ve tasfiyesi aynı zamanda Allah’ın hepimize farz kıldığı 7 safha ve 4 teslimi yaşamayı ifade eder. 7 safha ve 4 teslim farzdır. 14 asır evvel Peygamber Efendimiz (S.A.V) ve sahâbe hepsini gerçekleştirmişler,

Sahabenin hepsi:

1-Allah’a ulaşmayı dilediler (Zumer Suresi 17. âyet)

2-Hepsi Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbi oldular. (Fetih Suresi 10. âyet)

3-Hepsi ruhlarını Allah’a teslim ettiler. (Zumer Suresi 18. âyet)

4-Hepsi fizik vücutlarını Allah’a teslim ettiler. (Âli İmrân Suresi 20. âyet)

5-Hepsi nefslerini Allah’a teslim ettiler. Hucurât Suresi 7. âyet)

6-Hepsi iradelerini de Allah’a teslim ederek insan-ı kâmil oldular. (Tevbe Suresi 100. âyet)

Sahabenin başlangıcına baktığımız zaman, alabildiğine aralarında kan davası, kız çocukların diri diri gömüldüğü bir cahiliye kültürü, kısacası hepsi cahiliyenin doruklarındayken Allah Resulü bir hidayet güneşi olarak vazife aldı ve o cahiliye adetleri üzere bir hayat yaşayan bedevilerden, asr-ı saadeti yaşayan insan-ı kamillerden oluşan mutlu bir toplumu oluşturdu.

Âli İmrân Suresinin 31. âyetinde Allahû Tealâ şöyle buyuruyor: “Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, o takdirde bana tâbi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve Allah "Gafur"dur, "Rahîm"dir.”

Öyleyse Allah’ı sevenler, Allah’a ulaşmayı dileyerek mürşidine tâbî olanlardır. İnsan-ı kâmil olabilmenin standartları burada başlar. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse Allah mutlaka onu Kendisine ulaştırır (Şûrâ Suresi 13.âyet, Ra’d Suresi 27. âyet)

Öyleyse Allah’a ulaşmayı dilemek bir dönüm noktasıdır. Allah o kişiyi mutlaka önce mürşidine ulaştıracaktır. O kişi mürşidin önünde tövbe ettiği zaman Allahû Tealâ onun kalbine imânı yazar ve başının üzerine devrin imamının ruhunu gönderir (Mucâdele-22). Ruh, devrin imamından aldığı emir gereğince vücudu terk eder ve Allah’a doğru yola çıkar. Kişi ıslâh-ı nefse başlar. Nefsi ıslah etmek; nefsin afetlerini yok etmek mânâsına gelir ve bu nefs tezkiyesi denilen bir olayla cereyan eder. Nefs tezkiyesinin varlığı sadece bir tek sebebe dayalıdır; zikir. Zikir yoksa nefs tezkiyesi yoktur. Allahû Tealâ Muzzemmil-8’de diyor ki:

73/MUZZEMMİL-8: Ve Rabbinin İsmi'ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

İnsan-ı kamil olma kapısı herkese açık. Gelişim basamakları içerisinde önce Allah’tan hoşlanmak, sonra Allah’ı sevmek, sonra Allah’a aşık olmak, sonra Allah’a hayran olmak olan bütün bu geniş yelpaze basamaklarını, Allah’a ulaşmayı dileyerek Allah’ın gösterdiği mürşide tâbi olmak suretiyle yaptığımız zikirle aşabiliriz.

Hepinizin insan-ı kâmil olma hedefine ulaşmanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Hepinizi çok ama çok seviyoruz. Allah razı olsun.

DR. ABDULCABBAR BORAN

www.ibrahimlive.com




HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.