Kavurucu sıcakta kuşlar kapıları çalıyor
Kaynak:Perihan Önal
Kentte nefes almak bile zorlaşırken, bu kavurucu sıcaklardan en çok etkilenenler ise şüphesiz doğadaki dilsiz canlar, yani sokak hayvanları ve kuşlar oldu. Ancak Kayapınar merkezinde yaşanan bazı sıcak hikayeler, insanlığın ve vicdanın hâlâ dimdik ayakta olduğunu gözler önüne seriyor.
"Susamışlar, Adeta Kapımızı Çalıyorlar"
Kayapınar’da sıcaklıktan bitap düşen kuşlar, artık sadece ağaç gölgelerinde değil, serinlik ve su arayışıyla evlerin, dükkanların içlerine kadar sığınmaya başladı. Kuşların adeta lisanıhâl ile "Ben susadım" deyişine sessiz kalmayan duyarlı Diyarbakır halkı, kapılarına gelen bu misafirleri geri çevirmiyor.
Bazı vatandaşlar, pencerelerinden veya kapılarından içeri süzülen kuşları "Bize hoş geldin" diyerek karşılıyor ve onlara bir tas soğuk su ikram ederek uğurluyor. Kentteki bu manzara, en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde yüreklere su serpiyor.
Tüm İnançların Ortak Çağrısı: Merhamet
Gerek İslam inancında gerekse Hristiyanlıkta ve diğer tüm semavi dinlerde, doğadaki dilsiz canlılara merhamet etmek, inancın ve insan olmanın en temel şartlarından biri olarak kabul ediliyor. Yüce Yaradan’ın bizlere emanet ettiği bu canlara gösterilecek küçük bir şefkat, toplumun manevi bağlarını da güçlendiriyor.
Vatandaşlar, sokak hayvanlarına ve kuşlara yardım etmenin önemini şu sözlerle dile getiriyor:
"Bizlerin yapacağı tek şey, kapımızın önüne sadece bir kap temiz su bırakmak. Belki de hor gördüğümüz o canlıların dilsiz dualarıyla önümüz açılır, belalar defolur ve işlerimiz düzgün gider. Kimin duasının kabul olacağını sadece Allah bilir."
Bir Kap Suyla Gelecek Rahmet
Diyarbakır’ın bu kavurucu yaz günlerinde, vicdan sahibi her bir bireyin evinin önüne, penceresinin pervazına koyacağı bir kap su ve bir avuç yem, dışarıdaki canlar için hayati önem taşıyor. Unutmayalım ki, dilsiz canlara merhamet edene, gökteki ve yerdeki tüm mahlukat merhamet eder.
Ne mutlu o vicdanı koruyanlara, ne mutlu kapısına gelen dilsiz canı bir tas suyla ağırlayanlara...