Kur'an-ı Kerim bir mutluluk davetiyesidir

Kur'an-ı Kerim bir mutluluk davetiyesidir

Kaynak:Perihan Önal

Kur’ân-ı Kerim, bütün insanlar için bir mutluluk davetiyesidir sevgili kardeşlerim. Allahû Tealâ sizleri sadece mutluluğa davet ediyor.

Kanunlarını bunun için koymuş; insanın dünya ve ahiret mutluluğu için. Ve yetmez, reçeteyi tatbik ettiğiniz takdirde mutluluğunuzu garanti ediyor. İşte bu sebeple Kur’ân-ı Kerim sadece bir saadet davetiyesi değildir, aynı zamanda saadetin garantisidir. Allahû Tealâ âyetleriyle bunu kesinleştirmiş

Peki, Allah’ın daveti nedir? Allahû Tealâ sizi Kendi Zat’ına davet ediyor.

13/RAD-14 Lehu da’vetul hakk(hakkı): Hakkın daveti O’nadır (Kendisinedir, Allah’adır)...

10/YÛNUS-25: Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.

İşte bu davet sevgili kardeşlerim, bütün insanlar için dünya ve ahiret mutluluğunun anahtarıdır..

Allahû Tealâ, bütün insanları ruhlarını ölmeden evvel Allah’a ulaştırmaya davet ediyor. Kur’ân-ı Kerim’de 12 âyet-i kerimede bu davet var olduğu cihetle Allah, Kur’ân-ı Kerim’i bir saadet davetiyesi olarak indirmiştir (Fecr-28, Zumer-54, Zâriyât-50, Muzzemmil-8…) Ruhunu Allah’a ulaştıran kişi, Allah’ın evliyasıdır ve kim Allah’ın evliyası olmuşsa onların gidecekleri yer Allah’ın cennetidir. Onlar, Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’deki davetine icabet edenlerdir.

Yani siz sadece mutlu olmayı isteyin ve iç dünyanızda bunun gereklerini yerine getirmeye hazır olun. “Ben mutlu olmak istiyorum, mutluluğu yaşamak istiyorum. Allah’ın bana verdiği tavsiyeleri mutlaka yerine getirmeliyim” diye güzel bir düşünce tarzının içinde olun ve geri kalanı Allah’a bırakın.

Mutlu olmayı diliyorsanız, Allah’a ulaşmayı dilemeniz bunun başlangıç noktasıdır. Bu noktada siz artık Allah’a ulaşmayı dileyen, bir başka ifadeyle, mutluluğu dilemekle kalmamış olan, o mutluluğu vücuda getirecek olan reçeteyi de ele geçirmiş olan birisi olacaksınız.

Allah’ın daveti: Allah’ın Zat’ına ulaşmanız. Reçete ise sizin Allah’a ulaşmayı dilemenizdir. Ne zaman Allah’a ulaşmayı dilerseniz, ne zaman böyle bir dileğin sahibi olursanız, işte o zaman mutluluğa adım atmış olursunuz. Şûra-13, Ra’d-27 ve Ankebût-5’e göre Allah sizi Kendisine ulaştıracağının sözünü veriyor. Unutmayın, siz sadece Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz, Allah size Kendisine ulaştıracak sevgili kardeşlerim.

Öyleyse Allahû Tealâ'nın size verilmiş bir sözü var. O'na ulaşmayı dilediğiniz takdirde Allah'ın size yardım sözü var: Evvela cennet mutluluğuna ulaşmanız için, Allah'a ulaşmayı istemeniz lâzım. Bunu dilediğiniz anda Allah kalbinizdeki bu dileği hem görüyor, hem işitiyor hem de biliyor ve bu dileğinizi gördüğü andan itibaren, O da sizi Kendisine ulaştırmayı mutlaka diliyor. Kanunu böyle koymuş. Sünnetullah böyle çalışıyor.

Öyleyse Allahû Tealâ mademki ruhunuzu Allah'a ulaştırmayı farz kılmış, bunu istiyor. Ne demek Allahû Tealâ’nın Kur’ân’a bir farz koyması? “Onu yapın” demek. “Bu benim emrimdir” demek.
“Bunu gerçekleştirin” demek. Yani emrini yerine getirmeye Allahû Tealâ hepimizi davet ediyor. Kim davete icabet ederse, onları mutlaka cennetine ulaştıracağını garanti ediyor.

Kur’ân-ı Kerim, mademki Allah’a ulaşmayı dilemeyi, mürşide tâbî olmayı, ruhun Allah’a ulaşmasını ve teslim olmasını, fizik vücudun Allah’a teslimini, nefsini Allah’a teslimini, iradenin Allah’a teslimini farz kılıyor; öyleyse Kur’ân-ı Kerim bunların hepsine bir davetiye çıkarmış durumdadır. Yani Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’iyle bütün insanlara, ne yapılacak ve nasıl yapılacak da mutluluk elde edilecek, bunu anlatıyor. Daha kolay da bir şey yok. “Sadece bir tek dilekle.” diyor Allahû Tealâ. Reçete bu: Allah'a ulaşmayı dilemek. Dilediniz mi Allah size mutlaka mürşid sevgisi verir ve hacet namazı kılmanız halinde sizi mutlaka mürşidinize ulaştırır.

Öyleyse reçetenin 1. safhası: Allah'a ulaşmayı dilemek, 2. safhası: Mürşide ulaşmak. Tâbiiyetle birlikte ruhumuz vücudumuzdan ayrılarak Allah’a doğru yola çıkacak. Nefsinizin tezkiyesine paralel olarak ruhunuz gök katlarını aşarak Allah’ın Zat’ına ulaşır.

Zikir yoksa nefs tezkiyesi de tasfiyesi de yoktur. Zikrinizi arttırdıkça tedrici basamaklar içinde ruhunuzu, fizik vücudunuzu, nefsinizi ve iradenizi de Allah’a teslim edersiniz. Nefsinizin tamamen temizlendiği nokta daimî zikre ulaştığınız noktadır. Artık nefsin kalbinde hiç afet kalmamıştır. Bu noktada dünya mutluluğunuz da yüzde yüze ulaşmıştır. Hem cennet hem de dünya saadetinin sahibisiniz.

Öyleyse görüyorsunuz ki Allahû Tealâ'nın verdiği mutluluk reçetesini uyguladığınız zaman, sizin için söz konusu olan şey, sadece saadeti yaşamaktır. Hepinizin Allah'ın mutluluk davetine icabet edenlerden olmanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Allah hepinizden razı olsun.

www.ibrahimlive.com
www.acboran.com

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.