Mersin'deki STK'lardan Kardeşlik ve barış çağrısı
Kaynak:Esra Özatak
Bugün Türkiye’nin en önemli ihtiyaçlarından biri; toplumsal barışın güçlendirilmesi, kardeşlik hukukunun yeniden tahkim edilmesi ve farklılıklarımızı zenginlik olarak gören demokratik bir anlayışın kalıcı hale gelmesidir. Yüzyıllardır aynı coğrafyada birlikte yaşayan Türkler, Kürtler, Araplar, Zazalar, Aleviler, Sünniler ve tüm halklar; acıyı da sevinci de ortak yaşamış, tarih boyunca kader birliği yapmıştır.
Bizler, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kadim kültürünü taşıyan sivil toplum temsilcileri olarak; çatışmanın değil diyalogun, ayrışmanın değil kardeşliğin, inkârın değil eşit yurttaşlığın yanında olduğumuzu güçlü bir şekilde ifade ediyoruz.
Türkiye’nin geleceğinin; demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, insan hakları, toplumsal adalet ve ortak yaşam iradesiyle daha güçlü olacağına inanıyoruz. Bu çerçevede Kürt meselesinin çözümüne yönelik atılan her samimi adımı, toplumsal huzur adına önemli görmekteyiz.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişten bugüne çözüm ve kardeşlik eksenli yaklaşımını, Sayın Devlet Bahçeli’nin toplumsal birlik ve iç huzura yönelik mesajlarını; Türkiye’nin ortak geleceği adına kıymetli buluyoruz. Aynı şekilde sayın Abdullah Öcalan’ın silahların susması, demokratik siyasetin güçlenmesi ve toplumsal barışın gelişmesine dair ortaya koyduğu yaklaşım Mezopotamya ve Anadolu hakları arasındaki birliği yeniden inşa ve ihya ya olumlu katkısı da ülkemizin huzuru açısından önemli olduğuna inanıyoruz.
Çünkü artık Türkiye’de annelerin gözyaşının dinmesi, gençlerin geleceğe umutla bakması ve halkların birbirine daha güçlü sarılması gerekmektedir.
Bizler inanıyoruz ki;
Gerçek barış, yalnızca silahların susmasıyla değil; adaletin, eşit yurttaşlığın ve karşılıklı saygının tesis edilmesiyle mümkündür.
Bu nedenle;
- Kürtçenin kamusal alanda özgürce yaşatılmasını,
- Ana dilde kültürel ve eğitimsel hakların demokratik standartlar içerisinde değerlendirilmesini,
- Türkiye’de yaşayan tüm halkların ve inançların kendisini anayasal güvence altında eşit hissetmesini,
- Alevilerin, Zazaların, Arapların, Türkmenlerin ve tüm toplumsal kesimlerin kendisini bu ülkenin asli unsuru olarak görmesini,
- Demokratik, sivil ve kuşatıcı yeni bir anayasanın toplumun ortak mutabakatıyla hazırlanmasını önemli görüyoruz.
Bizler, “tekçi” anlayışların değil; çoğulcu, demokratik ve kapsayıcı bir Türkiye’nin herkes için daha güçlü bir gelecek inşa edeceğine inanıyoruz.
Kürt ile Türk’ün kardeşliği Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Kurtuluş Savaşı’ndan günümüze kadar ortak mücadeleyle büyümüştür. Bu kardeşlik siyasi hesaplara kurban edilmemeli; aksine demokrasiyle, hukukla ve toplumsal barışla daha da güçlendirilmelidir.
Sivil toplum kuruluşlarına bu süreçte büyük sorumluluk düşmektedir. Dernekler, federasyonlar, kanaat önderleri, akademisyenler, sanatçılar ve gençler; kutuplaştırıcı dili değil birleştirici dili hâkim kılmalıdır. Bizler de bu anlayışla üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya hazır olduğumuzu kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Hiç kimsenin kimliğinden, dilinden, inancından veya kültüründen dolayı dışlanmadığı; herkesin eşit ve onurlu yurttaşlık temelinde kendisini özgürce ifade edebildiği bir Türkiye mümkündür.
Bu vesileyle; barışı, kardeşliği, toplumsal huzuru ve demokratik uzlaşıyı önceleyen herkesi sağduyuya, diyaloğa ve ortak geleceğimizi birlikte inşa etmeye davet ediyoruz.
Yaşasın Anadolu ve Mezopotamya halklarının kardeşliği
Saygılarımızla