Leyla Sapmaz
Gölgeden Korkmayan Taşlar ve Aslına Rücu Eden Hakikat
Gökyüzünden ölüm yağarken, beton yığınları arasında sadece hayatlar değil, modern dünyanın sözde medeni vicdanı da enkaz altında kalıyor. Bugün Gazze'de yaşananlar sıradan bir çatışmanın çok ötesinde; doğayı, geleceği ve en masum olanı, yani çocukları yutan sistematik bir yıkım makinesidir.
Arkasına Amerika Birleşik Devletleri'ni ve menfaat hesaplarıyla sus pus olmuş birtakım ülkeleri alan İsrail, yıktıkça, yok ettikçe kazandığını sanıyor. Bu kanlı makinenin çarkları dönerken en çok da inanç ve kutsal değerler sömürülüyor. İnancı kendi çıkarlarına kalkan yapan o sahte maskelerden bahsediyorum; dindar desen, tam olarak bu zulmedenleri kastediyorum; dini sadece vahşetlerine alet ediyorlar. Kendi işledikleri insanlık suçlarını temize çekmek için mukaddesatı pervasızca kullanıyorlar.
Onların tek bir dini, tek bir kıblesi var: Güç. Dünya için, o geçici koltuklar, makamlar ve bitmek bilmeyen bir tahakküm hırsı için ölüyorlar. Etraflarında yeşeren, nefes alan, umut vaat eden ne varsa yok etmeye adeta and içmiş kör bir karanlık bu.
Fakat bu kibrin ardında, dünyanın en büyük silahlı kuvvetlerini bile titreten devasa bir korku saklı. O yenilmez sandıkları orduların, "Garip çoban, patatesli aş senin neyine!" diyerek yaşama hakkını, bir lokma huzuru bile çok gördükleri o yalınayak çocuklardan ödleri kopuyor. Ellerinde sadece küçücük taşlarla, o çelik zırhlı koca tankları kovalayan çocukların yüreğindeki sarsılmaz inanç, onların en büyük kabusu. Çünkü biliyorlar ki; bir çocuğun elindeki o taş, yeryüzünün zulme karşı en saf, en boyun eğmez itirazıdır.
Bu zifiri karanlıkta sesini yükseltmek, bedeli ne olursa olsun hakkın ve mazlumun yanında durmak tarihi bir onur meselesidir. İşte tam bu noktada; Gazze'deki bu emsalsiz katliama karşı küresel sessizliği bozan, dirayetli duruşuyla vicdanlara su serpen Türkiye’ye ve cesur itirazlarıyla insanlığa umut olan İspanya’ya sergiledikleri bu değerli emekler için koca bir teşekkür borçluyuz. Bu çabalar, tarihin doğru tarafında duranların silinmeyecek izleridir.
Ah onurlu Gazze halkı... Her şey aslına rücu eder dostlarım.
Ne bu zulüm payidar kalır ne de o kanlı koltuklar sahiplerine yar olur. Tarih, kibrin ve orantısız gücün her zaman kendi ağırlığı ve yarattığı vahşet altında ezildiğine şahittir. Bugün kazandıklarını zannedenler büyük bir yanılgının içindeler. Kaybedecekler. Er ya da geç, mutlaka kaybedecekler.
Demir kubbelere, füzelerine, arkalarına aldıkları sahte dünyevi güçlere sığınanlar; adalet, hakkaniyet, ilahi adalet ve insanlığın o sarsılmaz eşitliği karşısında kaybedecekler.
And olsun!