Mevlid Kandili-Kutlu doğum
Kaynak:Esra Özatak
Bugün Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in dünyayı teşriflerinin sene-i devriyesi, aynı zamanda Hakk’ın rahmetine de kavuştuğu gündür. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.), kâinatın en büyük peygamberi ve bütün peygamberlerin sonuncusudur. Allahû Tealâ O’nun için buyuruyor ki:
21/ENBİYÂ-107: “Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil âlemîn.”
“Seni Biz, sadece âlemlere rahmet olarak gönderdik.”
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir rahmettir, bir nurdur. Sadece bu dünyaya rahmet değildir; bütün âlemlere rahmettir. Biz Müslümanlar, Peygamber Efendimizin şanı ile yüceltiliriz. Allahû Tealâ Peygamber Efendimizi ve sahâbesini bütün dünyaya örnek göstermiştir. O, âlemlerin sultanıdır, nebîlerin sonuncusudur ve kıyamete kadar kâinata ışık tutacak olan son şeriat kitabının sahibidir.
Peygamber Efendimiz (S.A.V.), insanlar arasında müstesna bir yer işgal ediyordu. “El-Emin” sıfatıyla anılıyordu. O’ndan herkes emindi. Daha kendisine peygamberlik verilmeden evvel de dürüstlüğüyle ün salmıştı. Kendisine en çok güvenilen insandı. Çünkü Allah’ın en büyük öğretisine mazhar olmuştu. Kur’ân, Allahû Tealâ tarafından O’nun kalbine yazılmıştı.
Düşünün sevgili kardeşlerim; bir ortam düşünün ki O’ndan başka herkes Allah’ın yolundan sapmış durumda. Sadece O var. O bir nur, O bir ışık. Sonra Allahû Tealâ’nın indirdiği Kur’ân-ı Kerim ile iki nur oluşuyor: Birisi Peygamber Efendimiz (S.A.V.), diğeri Kur’ân-ı Kerim. Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’in muhtelif yerlerinde hem Peygamber Efendimizden hem de Kur’ân’dan nur olarak bahsediyor.
Biliyorsunuz ki Peygamber Efendimiz (S.A.V.) okuma yazma bilmiyordu; ümmî idi. Ama Allah, O’nun kalbine Kur’ân’ı indirdi. Allahû Tealâ buyuruyor ki:
75/KIYÂME-17: “Lâ tuharrik bihî lisâneke li ta’cele bihî.”
“O’na (Kur’ân-ı Kerim’i ezberlemeye), acele ederek dilini hareket ettirme.”
75/KIYÂME-18: “İnne aleynâ cem’ahu ve kur’ânehu.”
“Muhakkak ki onun toplanması ve okunması Bize aittir.”
O dönemde insanlar alabildiğine birbiriyle kavgalıydı. Kan davaları vardı, birbirleriyle devamlı savaş hâlindeydiler. Böylesi bir karanlığın hâkim olduğu dönemde iki cihan serveri Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimiz, onların üzerine bir güneş gibi doğdu. Yirmi üç sene boyunca Allah’ın kendisine indirdiği Kur’ân-ı Kerim ayetlerini bir bir onlara anlattı, açıkladı. Onlar da Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’den öğrendikleri Kur’ân ahlâkını hayatlarına tatbik ederek Asr-ı Saadet devrini yaşadılar.
Asr-ı Saadet devrinde mutluluk, Resûlullah’ın davetine icabet ederek oluştu sevgili kardeşlerim. Resûlullah (S.A.V) Allah’a davet etti. Hepsi kalben Allah’a ulaşmayı dilediler. On dört asır evvel birbirinin düşmanı olan bedeviler, kısa sürede Allah’a da birbirlerine de dost oldular. Kalben Allah’a ulaşmayı dileyerek cennet saadetine eriştiler; ruhlarını, nefslerini ve iradelerini Allah’a teslim ederek dünya saadetinin tamamına ulaştılar.
Resûlullah (S.A.V) Efendimiz, 63 yıllık hayatına çok şeyler sığdırmıştır. Tarihin en meşgul insanıydı. Her anı başka insanlara yardım etmekle, hizmet etmekle, onların problemlerinin halline çalışmakla geçerdi. O’nun hayatına baktığımız zaman hep hilm görürüz, yumuşaklık görürüz.
Allahû Tealâ Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’e hitaben buyuruyor ki: “Habîbim! Sen onlara sert davransaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi.”
O, insanlara en güzel davranışlarla muamele etti. Sahâbesini çok ama çok sevdi. Bunun karşılığında da çok ama çok sevildi. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
“Benim sahabem gökteki yıldızlar gibidir, hangisine tâbi olursanız kurtuluşa erersiniz.”
Cahiliye hayatını yaşayan insanlar nasıl gökteki yıldızlar oldular? Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in davetine icabet ettiler, Allah’a ulaşmayı dilediler ve O’ndan öğrendikleri Kur’ân ahlâkını hayatlarına tatbik ederek Asr-ı Saadet devrini yaşadılar. Peygamber Efendimiz (S.A.V.), Allah’ın kendisine öğrettiği hakikatleri bizzat yaşayarak insanlara örnek olmuştur. O’nun hayatına baktığımız zaman Kur’ân’ın hayata nasıl tatbik edildiğini görürüz. Aslında O’nun esas çehresini Kur’ân-ı Kerim’de görürüz.
Dinden murad; ruhu, vechi, nefsi ve iradeyi Allah’a teslim etmektir. Peygamber Efendimiz (S.A.V.) sahâbeye dinin yedi safha ve dört teslimden oluştuğunu öğretmiştir. Resûlullah’ın hayatında Allah’a teslimiyetin bütün safhaları vardır.
Bu mübarek gece, Allah’ın kutsal kitaplarda müjdelediği, iki cihan serveri nebîler Sultanı Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimizin dünyaya teşrif ettiği mübarek bir zaman dilimidir. Mevlid Kandili, sadece bir kutlama günü değil; kalben Allah’a ulaşmayı dileyerek Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in bizi davet ettiği Allah’a teslimiyet yoluna yönelmemiz için çok önemli bir fırsattır sevgili kardeşlerim.
O’nu yâd ettiğimiz bu kutlu gecede ibadet yarışı içinde olmalı, O’nun bize bıraktığı sünneti yerine getirme gayreti içinde olmalıyız. Peygamber Efendimizin sünnetinde ne var? Kur’ân’daki yedi safhanın hayata tatbiki var. Resûlullah’ın sünnetinde ruhun teslimi, fizik vücudun teslimi, nefsin teslimi ve iradenin teslimi var. Ama bugün ne yazık ki insanların büyük bir kısmının bunların farkında olmadığını görüyoruz.
Hepinizin Allah’ın gösterdiği yolda huzura, mutluluğa ulaşmanızı diliyorum. Nice Mevlid Kandillerine erişmenizi temenni ediyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.
Allah hepinizden razı olsun.