Mutluluk üçgeni ve mutsuzluk üçgeni

Mutluluk üçgeni ve mutsuzluk üçgeni

Kaynak:Perihan Önal

​​​​​​​Dr. Abdulcabbar Boran, Şu anda dünyaya baktığınız zaman iki tür insan görüyoruz: Bir mutluluk üçgeninde yaşayan insanlar ve bir de mutsuzluk üçgeninde yaşayan insanlar.

Evvela mutsuz insanın hayatına bakalım: Nasıl bir etkileşim içerisinde hep hayatı zikzaklarla, mutsuzluk içerisinde geçiyor. İşte şu anda bir üçgen var: Mutsuzluk üçgeni diyoruz; bir kenarı şeytan, bir kenarı nefs, bir kenarı da işlediğimiz şerler.

İblis, nefsiniz manevî kalbindeki on dokuz tane hastalığı kullanarak insanlara devamlı şerr işletiyor. Siz bir kötülük yapmak üzere harekete geçtiğiniz andan itibaren, o kötülüğü nasıl gerçekleştireceğinizi planlamaya başladığınız andan itibaren mutsuz bir insansınız. Şeytanın emrinde olan bir insansınız. Şeytanın ülkesinde yaşayan bir insansınız.

Bu süreç içerisinde şeytan sizinle beraberdir, nefsinizin afetleri sizinle beraberdir. Şeytan, nefsinizin afetleri ve işlediğiniz günah bir üçgen oluşturur. Öyleyse bir tarafta nefs var, bir tarafta şeytan var bir de şeytana uyarak işlediğimiz şerler var. İşte iblisin bizim nefsimizi kullandığını ortaya koyan âyet-i kerime, İbrâhîm Suresi 22. âyette şeytan diyor ki:

“Muhakkak ki Allah size hak olan vaadini vadetti. Ve ben de size vadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın...”

Mutsuzluk üçgeni içinde hayatı geçiren kişi kimdir? Şeytanın adımlarına tâbî olan kişidir. Tam yedi tane âyeti kerimede Allah Teala: “Şeytanın adımlarına tâbî olmayın.” buyuruyor. Kimdir şeytana tâbî olan? Kalben Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişidir. Allah’a ulaşmayı dilemeyen kişi neyi diliyor? Yûnus Suresinin yedinci âyeti kerimesinde Allahû Tealâ buyuruyor ki: “Onlar Bize ulaşmayı dilemezler. Onlar dünya hayatından razıdırlar.”

Öyleyse bu dünyevileşmeyi bize pompalayan düşmanımız iblis yani şeytan; sihir, büyü, hüddam ilmi, ruh çağırma, transandantal meditasyon, reenkarnasyon… Her türlü fizik ötesi negatif silahlarla mücehhez bir varlık. Bugün Kur’an-ı Kerim’e aykırı her türlü negativite insanlara şifa kaynağı olarak sunuluyor. Kur’ân’ı bilmeyenler de bunun peşinden gidiyorlar. Eğer insanoğlu, düşmanı olan şeytan hakkında bilgi sahibi olmazsa asla hedefine ulaşamaz sevgili kardeşlerim.

Öyleyse iblisi değiştiremeyeceğimizi görüyoruz. O zaman kimi değiştirmemiz lazım? Nefsimizi değiştirmemiz lâzım. Nasıl değiştireceğiz? Allah’ın davetine icabet ederek. Allahû Tealâ bizden aklımızı Allah için kullanmamızı istiyor sevgili kardeşlerim. Akıl dediğimiz nesne bulunduğu ortamda şuurlanır. Akıl, şeytanın tesirinde kalabilir, başka insanların tesirinde kalabilir ve akıl Allah’ın tesirinde kalabilir. İşte akıl, Allah’ın tesirinde değilse şeytanın ya da başka insanların tesirindedir ve bu kişi Allah’a ulaşmayı dilemeyecektir. Dilemediği zaman o biriktirdiği günah yüküyle devamlı stres altında kalacaktır. Stres dediğimiz şey, Allah'ın emirlerine isyan ettiğimiz zaman üzerimizde biriken negatif yüktür ve mutsuzluk sebebidir.

Ama işin bir de diğer yüzü var: Mutluluk üçgeni. Tek bir dilek ile başlıyor: Kalpten Allah’a ulaşmayı dilemek. Kur’an-ı Kerim’in şifresi, kâinatın asıl sırrı bu dilektir. Kişinin kalpten Allah’a ulaşmayı dilemesi. Emanet olan ruhu hayattayken sahibine ulaştırması. O zaman mutsuzluk üçgeni mutluluk üçgenine dönüşür. O mutluluk üçgenine de bakalım beraberce. Bir kenarı Allah, diğer kenarı ruhumuzun hasletleri, öbür kenarı da kazandığımız pozitif dereceler. İşte bu mutluluk üçgeninde yaşayan kişi kalben Allah’a ulaşmayı dileyen kişidir. Bu kişi devamlı ruhun talebine uyduğu için hayır işliyor ve derecat kazanıyor.

Öyleyse bu dünya hayatının karmaşasında herkes mutlu olabilir mi? Evet, yüzde yüz mutlu olabilirsiniz sevgili kardeşlerim. Yeter ki Allah’a ulaşmayı dileyin. Bu dilek size dünya saadetinin yarısını ve üçüncü kat cenneti sağlar. Mürşidinize tâbî olup zikrinizi arttırırsanız eğer, 7 safha-4 teslimi adım adım yaşarsınız. Bu safhalar boyunca artan bir mutluluğun sahibi olursunuz. O zaman siz çevrenizdeki insanlara sadece sevgi gözüyle bakarsınız. Artık devamlı hayır işlemek isteyen birisi olursunuz. Allah, ruhunuz ve işlediğiniz hayırlarla bir mutluluk üçgeninin içinde yaşarsınız sevgili kardeşlerim.

Unutmayın ki Kur’ân-ı Kerim bizim hayat kitabımızdır. Kur’ân her şeyimizi ihtiva ediyor. Ve ruhun dünya hayatında Allah’a teslimi de Allah’ın garantisinde (Şûrâ-13, Ra’d-27).

Hani eskiden köleler vardı sevgili kardeşlerim, ev sahibiyle köle. Aslında kölenin bir şeyi yok. Tamamen kendi hayat gailesini sahibine bağlamış. Sahibinin emrine güveniyor. Bizimle Allah arasındaki ilişki de işte böyle sevgili kardeşlerim. Allahû Tealâ diyor ki: “Benim size verdiğim vazifeyi yapın. Ruhunuzu Bana teslim edin. Bu bir dilektir. Geri kalan ihtiyacınızı Ben Rabbiniz olarak garanti ediyorum. İşte Nahl Suresi 91. âyette: “Ben size kefilim.” buyuruyor. Rabbimiz bize kefilse verdiği sözü yerine getirmemesi mümkün olabilir mi?


Hepinizin kalben Allah’a ulaşmayı dileyerek Allah’ın mutluluk üçgeninde yaşayanlar olmanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Allah hepinizden razı olsun.

ibrahimlive.com

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.