Mutluluğun sırrı bir tek dilek
Kaynak:Perihan Önal
Ancak Allahû Tealâ bu mutluluğun elde edilmesini, Kur'ân-ı Kerim'de belirli şartlara ve aşamalara bağlamıştır. Bu sebeple Kur'ân-ı Kerim bir mutluluk davetiyesi, bir mutluluk reçetesi ve bir mutluluk garantisi olarak indirilmiştir.
Mutluluğun Kur’ân-ı Kerim’deki sırrı bir tek dilektir sevgili kardeşlerim: Kalben Allah'a ulaşmayı dilemek. Bu dilek, aynı zamanda cennetin anahtarı, cehennemin de kilididir.
Allahû Tealâ serbest irade sahibi kıldığı kulunun, iradesini kullanarak Allah'a kalben ulaşmayı dilemesini istiyor ve kim Allah’a ulaşmayı dilerse onu Kendisine ulaştıracağını garanti ediyor.
42/ŞÛRÂ-13 …Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).
Allah'ın verdiği serbest iradeyi Allah'a ulaşmayı dilemek istikametinde kullanmadıkça hiç kimse mutluluğa ulaşamaz ve Allah'ın yardımına mazhar olamaz. Allahû Tealâ bu hususu, Yûnus Suresinin 7 ve 8. âyet-i kerimelerinde şöyle açıklıyor:
10/YÛNUS-7 Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.
10/YÛNUS-8 İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).
Allahû Tealâ bizleri ruh, fizik vücut ve nefs olmak üzere üç vücutla yaratmış ve ezelde, üç vücudumuzdan da Allah’a teslim olacaklarına dair yemin almış sevgili kardeşlerim. Ruhumuzdan ölmeden evvel Allah'a ulaşacağına dair misak; fizik vücudumuzdan şeytana kul olmaktan kurtulup Allah'a kul olacağına dair ahd; nefsimizden ise tezkiye ve tasfiye olacağına dair yemin almış. İrademiz de misak adı altında Allah’a teslim olacağına dair söz vermiş.
5/MÂİDE-7 Allah’ın, sizin üzerinizdeki nimetini ve: “İşittik ve itaat ettik” dediğiniz zaman, onunla sizi bağladığı misâkınızı hatırlayın.
Allahû Tealâ bizden evvela ruhumuzu Allah’a teslim etmemizi istiyor sevgili kardeşlerim. Sonra fizik vücudumuzu, sonra nefsimizi ve en son da irademizi teslim etmemizi istiyor. Zumer-54’te bütün bu teslimleri üzerimize farz kılmış.
39/ZUMER-54 Ve Rabbinize (Allah’a) yönelin (ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı dileyin)! Ve size azap gelmeden önce O’na (Allah’a) teslim olun (ruhunuzu, vechinizi, nefsinizi, iradenizi Allah’a teslim edin).
Allah'ın Zat'ına ulaşmak nefsin tezkiyesini muhtevasına alır sevgili kardeşlerim. Mutluluğun yarısı nefsin tezkiye edilmesidir; mutluluğun tamamı ise nefsin tasfiye edilmesidir.
Nefsimiz afetlerle donatılmıştır ve Allah’ın bütün emirlerine isyan eden, onları asla yerine getirmek istemeyen, yasak ettiği her fiili de mutlaka işlemek isteyen bir özelliğin sahibidir. Bu sebeple nefsimizin aklımıza yaptığı bütün talepler negatiftir ve her negatif talep akıl tarafından kabul edilirse o kişinin bir günah işlemesi söz konusu olur.
Bu günah o kişiyi huzursuz ve mutsuz kılar. Allahû Tealâ’nın bu şer taleplere karşı çıkmak üzere vücutta bir bekçisi vardır; işte o bekçi ruhtur. Ruh, tekâmülünü tamamlamış olan bir müessesedir ve Allah’ın bütün emirlerini yerine getiren, yasak ettiği hiçbir fiili işlemeyen bir özelliktedir. Nefsle ruh arasında devamlı savaş vardır. Ne zaman ki insan kapkaranlık olan nefsinin kalbini Allah'ın nurlarıyla (faziletleriyle) doldurur, işte o zaman bu kavga biter, sulh ve sükûn oluşur.
Nefsimizin ruh hüviyetine dönüşebilmesi, nefsimizin kalbine Allah’ın nurlarının girmesiyle tahakkuk eder sevgili kardeşlerim. Allahû Tealâ Zumer-23’te, bu nurların ancak Allah’ın zikriyle kişinin kalbine ulaşabileceğini söylüyor ve nurlar kişinin kalbinde aydınlanmayı ve yumuşamayı sağlıyor.
Bir insan ne zaman Allah'a ulaşmayı dileyip zikre başlarsa, sonra da Bakara-46’ya göre mürşidine ulaşıp tâbî olursa Allahû Tealâ o zaman o kişinin kalbinin içine îmân kelimesini yazar. Bu noktada kişinin ruhu vücudundan ayrılır, Sıratı Mustakîm üzerinden Allah'a doğru yola çıkar, yaptığı zikirle kişinin nefsi tezkiye olur ve ruhu Allah'a ulaşır.
5/FÂTIR-18 “…Ve kim tezkiye olursa (nefsini tezkiye ederse), o taktirde bunu sadece kendi nefsi için yapar. Ve dönüş (varış) Allah’adır (Nefs tezkiyesi ile ruh Allah’a döner, ulaşır).”
İşte sevgili kardeşlerim, bir tek dilek; ölmeden evvel kalben Allah’a ulaşmayı dilemek, Allah'ın hedef gösterdiği bu emirleri yerine getirmenin başlangıç noktasıdır. Mutluluğun temelinde de bu dilek vardır. Kim Allah’a ulaşmayı dilerse Allah onu mutlaka hem cennet mutluluğuna hem de dünya mutluluğuna ulaştırır.
Hepinizin kalpten Allah'a ulaşmayı dileyerek dünya ve cennet mutluluğunu yaşamanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah hepinizden razı olsun.
www.ibrahimlive.com