Siz Allah için çalışırsanız, Allah bütün dünyayı sizin için çalıştırır
Kaynak:Esra Özatak
Şu kâinatta insanın vücuda getirdiği her neyi görüyorsanız, hepsi çalışmanın ürünüdür. Ancak Allah’ın emri odur ki; çalışmak asla tek yönlü yani sadece dünyaya dönük olmamalıdır. Yüce Rabbimiz, dünya standartlarındaki çalışmanın yanı sıra, bütün insanlara ahiret için çalışmalarını emretmektedir.
53/NECM-39: Ve insan için, çalışmasından başka bir şey yoktur.
94/İNŞİRÂH (ŞERH)-7: Öyleyse boş kaldığın zaman hemen intisap et.
94/İNŞİRÂH (ŞERH)-8: Ve öyleyse Rabbine rağbet et (O’nu öv, hamdet, zikret, tesbih et).
O halde görüyoruz ki Allahû Tealâ insanların boş kalmasını asla istemiyor. Daimî olarak bir işle meşgul olmamızı, Allah yolunda da daimî olarak çalışmamızı istiyor. İşte bu çalışmanın muhtevasında birinci cephede ruhumuzu, fizik vücudumuzu, nefsimizi ve irademizi Allah’a teslim etmek vardır. İbadetlerimiz ise bizi bu hedeflere ulaştıracak olan vasıtalardır. İkinci cephede ise başkalarını mutlu etmek için çalışmak vardır. Bu iki ana faktör hem dünya hem ahiret mutluluğumuz için son derece önemlidir.
Başkaları için yaşayan kişi, Allah için yaşayan kişidir. Kim etrafındaki insanları mutlu etmek için çalışıyorsa o Allah için çalışan birisidir. Üstelik yaptığı dünyevî çalışmaları Allah’ı zikrederek ve Allah’ın rızasını gözeterek yapıyorsa devamlı derece kazanır ve yaptığı her işi de Allah için yapmış olur.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) de bu minvalde: “Sizin hayırlınız dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını terk etmeyendir.” buyurmuşlardır.
Hepimiz Allah için yaratıldık ve mutlak surette Allah yakın olmak, O’na teslim olmak için çalışmak mecburiyetindeyiz. Allah’a yakınlığın ilk adımı ölmeden evvel ruhumuzu Allah’a ulaştırmayı dilememizdir. Ancak bu dileğin sahibi olanlar, Allah’ın manevî kapısını aralayarak teslime ulaşırlar. Salt Allah’a inanmak, hedef emirlere ulaşabilmemiz için asla yeterli değildir. İnanan kişi, Allah’a ulaşmayı dilemedikçe Kur’ân’daki İslâm’a adım atamaz. Bundan 14 asır evvel sahâbenin yaşadığı İslâm’ın giriş kapısı bir tek dilektir: “Ya Rabbi, ben de ölmeden evvel ruhumu Sana ulaştırmak istiyorum. Ne olur benim de ruhumu Sana ulaştır, beni de ermiş evliyalarından kıl.”
İşte bu dilek; kalbinizden yapacağınız bu bir dilek sizi sıfır noktasından alıp Allah’ın en sevdikleri arasına alacak sırdır.
Allah’ın katında bedelsiz hiçbir şey yoktur. Ne verirsek onun karşılığını alırız. Bir tarladan buğday alabilmek için evvelâ o tarlaya buğday ekmek mecburiyetindeyiz. Öyleyse Allahû Tealâ’nın yolunda O’nun bizim için gösterdiği hedeflere ulaşmak istiyorsak, bu yola baş koyup çalışacağız; Allah için çalışacağız.
Biz yeter ki çaba sarf edelim, eğer hedefimiz Allah’a varmaksa Allah bütün dünyayı bu hedefe ulaşmamız için bize yardımcı kılar.
İşte bu sebeple Peygamber Efendimiz (S.A.V): “Kim dünya için çalışırsa dünya onu kendisi için çalıştırır. Kim de Allah için çalışırsa Allah bütün dünyayı o kişi için çalıştırır.” buyuruyor.
Ve “Bir kul benim zikrimle meşgul olmasından dolayı kendi ihtiyaçlarını talep etmeyi unutursa yani dünyevi ihtiyaçlarını unutursa, Ben o kuluma kendisi istemezden evvel nimetlerimi ihsan ederim.” (Hadîsi Kudsî, Tirmizi) buyurmuşlardır.
O halde ne duruyorsunuz sevgili kardeşlerim, hadi sizler de Allah’a koşun. Sizler de bir an evvel kalben Allah’a ulaşmayı dileyin ve Allah için çalışanlardan olun.
Allah hepinizden razı olsun.
DR. ABDULCABBAR BORAN