Türküler ve Yöre: Bir Ezgiyi Coğrafya Nasıl Biçimlendirir
Kaynak:Muhammed Mehdi Aydın
Ankara tavrı, Teke tavrı ve Azeri tavrı da öyledir. Yöre yalnızca bir türkünün nereden geldiğini gösteren adres olsaydı, her biri için ayrı bir vuruş düzenine, ayrı bir tezene örgüsüne gerek kalmazdı.
Türk Halk Müziği'nde yöre, ezginin kendisine ait bir tarif taşır: hangi ses alanında gezindiği, hangi usulle yürüdüğü, hangi çalgıyla ve nasıl bir söyleyişle aktarıldığı. Bu yüzden bir türkü sayfasında Söz alanının yanında duran Yöre alanı, metnin künyesinden ibaret değildir. Ezginin nasıl okunacağına dair ilk ipucudur.
Türkü Dostları arşivinde arama iki eksende yürür: sanatçıya göre ve yöreye göre. Bu iki eksen aynı şeyi farklı yoldan aramak değildir. Sanatçı ekseni bir yorumcunun repertuvarını toplar, yöre ekseni ise ortak bir söyleyiş havzasını toplar. İkincisi, türküyü kimin okuduğundan bağımsız olarak ezginin dilbilgisini görünür kılar.
Yöre etiketi neyin kaydıdır
Yöre bilgisi derleme geleneğinden gelir. Bir ezgi derlenirken üç şey birlikte yazılır: sözü söyleyen kaynak kişi, derlemenin yapıldığı yer ve ezginin kendisi. Kaynak kişi seçilirken yörenin konuşma özelliklerini bozulmadan taşıyan söyleyiciler tercih edilir, bu yüzden derleme çalışmalarında yaşlı kuşak öne çıkar. Yöre kaydı bu zincirin sonunda oluşur ve ezginin hangi söyleyiş havzasında yaşadığını gösterir.
Ayrım pratikte önemlidir. Yöre bir idari birim adı gibi görünse de kaydın işaret ettiği şey il sınırı değil, ortak söyleyiştir. Aynı ilin iki ucunda birbirinden belirgin biçimde ayrılan iki söyleyiş bulunabilir. Buna karşılık birbirine uzak iki il aynı formu paylaşabilir.
Yöre adı neden bazen il, bazen ilçe, bazen bir ülke adıdır
Türkü Dostları'nın yöre başlıkları arasında Ankara, Konya ve Sivas gibi il adları, Arguvan ve Silifke gibi ilçe adları, Rumeli gibi tarihsel bir bölge adı, Azerbaycan ve Kerkük gibi Türkiye sınırları dışındaki adlar bir arada durur. Bu bir düzensizlik değil, ölçütün ne olduğunu gösteren bir işarettir. Bir ad listede kendi başına duruyorsa, o adın ayırt edici bir ezgi ve söyleyiş kümesi taşıdığı içindir.
Arguvan bunu açıkça gösterir. Malatya'ya bağlı bir ilçe olmasına rağmen listede Malatya'nın yanında ayrı bir başlık olarak yer alır. Nedeni, Arguvan ağzının kendine ait bir söyleyişi olmasıdır. Sözler konuşurcasına, ezgiye yaslanarak okunur. Uzun havalar çoğunlukla beş sesi aşmayan dar bir alanda gezinir, oktava çıkanlar seyrektir. Bağlama tezenesiz, pençe ya da şelpe denilen teknikle çalınır. Bu üç işaret bir araya geldiğinde il adıyla anlatılamayacak kadar özgül bir ses ortaya çıkar.
Türkü Dostları 16 Nisan 2002 tarihinden beri yayında. Uzun süre boyunca birikmiş bir arşivde yöre başlıklarının farklı ölçeklerde durması bu yüzden şaşırtıcı değildir. Liste bir idari haritanın kopyası değildir, adlar malzemenin kendi ayrımlarını izler.
Coğrafya ezgiye nereden karışır
Coğrafya bir ezgiyi doğrudan yazmaz. Yaptığı şey daha dolaylıdır. Geçimi, mekanı, günün ritmini ve insanların bir arada bulunma biçimini belirler, ezgi de bu hayatın içinden çıkar. İlişkiyi bu yüzden bir kural olarak değil, bir eğilim olarak okumak gerekir.
Eğilim en çok iki uçta görünür hale gelir. Açık ve geniş alanlarda, uzağa seslenmenin ve yalnız çalışmanın olağan olduğu yerlerde serbest ölçülü, uzun soluklu ezgiler ağırlık kazanır. Uzun hava bu ağırlığın adıdır. Dar vadilerde, kıyıda ve toplu iş düzeninin hakim olduğu yerlerde ise kısa, sık ve tekrarlı figürler öne çıkar. Karadeniz horonu bu tarafın bilinen bir örneğidir.
Konu dağılımı da yöreye göre değişir. Antalya'yı da içine alan Teke havzasında gurbet havaları önemli bir yer tutar ve ayrılık teması ezginin merkezinde durur. Arguvan uzun havalarında sevda, gurbet, ölüm, ayrılık, hasret ve yoksulluk tekrar eden konulardır. Bunlar üslup tercihi olmaktan çok, gurbetin gündelik hayatın parçası olduğu bir bölgede metnin doğal olarak yöneldiği yerlerdir.
Usul, yöre farkının ölçülebilir yanı
Yöre farkının somut biçimde ölçülebildiği yer usuldür. Türk Halk Müziği'nde ikili ve üçlü birimlerin aynı ölçü içinde birleşmesiyle kurulan aksak usuller yaygındır. 5/8, 7/8 ve 9/8 gibi ölçüler bu yapının tipik örnekleridir. Aksaklık bir kusur değil, ezginin yürüyüş biçimidir.
Kırık havalar aynı aksak aileden çıksalar da yöreye göre farklı adlar alır: zeybek, bar, horon, güvende, bengi, karşılama. Bu adlar hem bir oyunu hem o oyuna eşlik eden ezgi kalıbını gösterir. Zeybek dokuz zamanlı ailede yürür, ağır zeybekler geniş değerlerle, kıvrak olanlar 9/8 ve 9/16 gibi hızlı ölçülerle okunur. Teke havzasının türkülerinde 9/16 ağırlıktadır, yanında 7/8, 5/8 ve 2/4 örnekleri de bulunur. Karadeniz horonlarında yedi ve dokuz zamanlı ölçüler belirgindir.
Buradaki asıl ayrıntı şudur: aynı zaman sayısı farklı yörelerde farklı iç bölünmeyle kullanılır. Dokuz zaman zeybekte ağır ve geniş bir yürüyüş kurarken Teke havzasında hızlı ve kesik bir yürüyüşe dönüşür. Sayı aynıdır, yöreyi ayıran o sayının nasıl bölündüğüdür. Bir türkünün ölçüsünü bilmek tek başına yöresini bilmek anlamına gelmez.
Usul ölçütü yalnızca ölçülü ezgilerde işler. Uzun havanın belirli bir usulü olmadığı için yöre ayrımını başka bir yerde aramak gerekir.
Uzun havada ayrımı ağız yapar
Uzun hava serbest ölçüyle okunur. Ölçü ortadan kalkınca yöreyi ayırt eden işaret söyleyişe, yani ağza geçer. Ağız; hançerenin kullanımı, sesin nereden büküldüğü, hangi hecenin uzatıldığı ve mısra aralarına neyin eklendiğiyle kurulur.
Hoyrat bu konuda iyi bir örnektir. Erzurum, Erzincan, Diyarbakır, Elazığ ve Kerkük'te yaygın olan bu uzun hava türü mani yapısını, cinaslı kafiyeyi ve yedi heceli dizeleri ortak bir kalıpta birleştirir. Bu beş ad Türkü Dostları'nın yöre başlıklarında ayrı ayrı geçer, ancak aynı form havzasını paylaşırlar. Yöre listesini idari bir bölünme gibi okumanın neden yanıltıcı olduğu tam burada görülür.
Katma sözler ağzın görünür parmak izidir. Rumeli ağzının hakim olduğu metinlerde mısra aralarında “yar aman” ve “bre” gibi sözler belirir. Arguvan söyleyişinde “loy”, “diloy”, “vay” ve “anam” aynı işi görür. Bunlar dolgu değildir, ezginin nefes aldığı ve söyleyicinin sesi bir sonraki dizeye hazırladığı yerlerdir. Yöreye göre listelenen türküler yan yana okunduğunda aynı katma sözlerin bir havza içinde ne kadar tutarlı tekrar ettiği fark edilir.
Yöre kimi zaman yalnızca ezgiyi değil, icra düzenini de belirler. Elazığ ve Harput çevresinde divan, gazel ve maya gibi uzun hava türleri tek tek değil, fasıl düzeninde arka arkaya okunur. Burada yöre bilgisi bir sıralama talimatı gibi çalışır ve hangi formun hangi formu izleyeceğini söyler.
Çalgı ve tavır yörenin ses rengini kurar
Aynı çalgı her yörede aynı biçimde çalınmaz. Bağlama ailesinde yöre adıyla anılan tavırlar bunun yerleşmiş halidir. Konya tavrı çiftleme ve üst tellerdeki takma ile yürür, çoğunlukla 2/4 ölçüde durur. Silifke tavrı ritmik olarak Konya tavrına yakın olsa da vuruş örgüsüyle ondan ayrılır. Ankara tavrı fidayda adıyla da anılır ve karar sesini boyunca tutar. Azeri tavrı ağırlığını alt tellere verir. Teke tavrı üçlemelerde alt, üst, alt sırasıyla vurur ve aksak ölçüye böyle oturur.
Tavır adlarının yöre adlarıyla örtüşmesi rastlantı değildir. Bir yörenin ezgisi belirli bir el hareketiyle birlikte aktarılır. Notaya alınan şey ezgidir, kağıda geçmeyen şey ise o eldir. Yöre bilgisi bu yüzden bir türküyü çalarken notanın tamamlayıcısı olarak çalışır.
Yöre başlığı | Öne çıkan biçim | Ayırt edici işaret |
Ankara, Konya, Silifke | Ölçülü oyun havaları | Adını yöreden alan bağlama tavırları |
Erzurum, Erzincan, Bayburt | Bar düzeni | Bar ağzı ve topluca yürüyen ölçülü ezgi |
Elazığ, Diyarbakır, Kerkük | Hoyrat ve fasıl düzeni | Cinaslı mani, yedi heceli dize |
Giresun, Ordu, Sinop | Horon ve kıyı ezgileri | Yedi ve dokuz zamanlı aksak yürüyüş |
Malatya, Arguvan | Uzun hava ağırlıklı söyleyiş | Konuşurcasına okuma, dar ses alanı |
Antalya, Teke havzası | Boğaz havası ve gurbet havası | 9/16 ağırlıklı hızlı aksak |
Rumeli | Karşılama ve oyun havaları | Mısra arasına giren “yar aman”, “bre” |
Azerbaycan | Azeri tavrı | Alt tellerde yürüyen tezene |
Tablodaki eşleşmeler kesin sınır değil, ağırlık noktalarıdır. Aynı yöre başlığı altında farklı formlar bir arada bulunabilir. Bir formun bir yörede ağır basması, başka yörede hiç görülmediği anlamına gelmez.
Bir yörenin işaretlerini okumak
Yöre farkını duymak için ezgiyi belirli bir sırayla dinlemek işi kolaylaştırır. Aşağıdaki sıra kaba ayrımdan ince ayrıma doğru ilerler.
- Ölçüye bak. Ezgi serbest mi yürüyor, yoksa sayılabilir bir usule mi oturuyor? Bu ilk ayrım uzun hava ile kırık hava arasındaki yolu açar.
- Zaman sayısının iç bölünmesini dinle. Dokuz zamanın ağır mı yoksa kesik mi bölündüğü, aynı sayıyı paylaşan iki yöreyi birbirinden ayırır.
- Ses alanını ölç. Ezgi dar bir aralıkta mı geziniyor, yoksa oktavı aşıyor mu? Dar alan ve konuşurcasına söyleyiş belirli ağızların işaretidir.
- Katma sözleri not al. Mısra aralarına giren sözler, metnin hangi havzada dolaştığını çoğu zaman tek başına gösterir.
- Çalgıya ve tezene düzenine bak. Tezeneli mi tezenesiz mi, vuruş alt tellerde mi üst tellerde mi.
- Konuya bak. Gurbet, ayrılık, ağıt, yiğitlik veya oyun havası ağırlığı yörenin hayat düzeniyle birlikte okunur.
Altı işaret birlikte okunduğunda yöre adı bir etiket olmaktan çıkar ve ezginin tarifine dönüşür. Türkü Dostları'nda Uzun Havalar, Ağıt Listeleme, Destan Listeleme ve Varyantlı Türküler gibi bölümlerin ayrı ayrı durması da bu işaretlerin farklı eksenlerde toplanmasına imkan verir.
Yöre kaydının söylemediği şeyler
Yöre bilgisi güçlü bir ipucudur, ama bir doğum belgesi değildir. Kayıt çoğu zaman ezginin nerede doğduğunu değil, nerede derlendiğini ve kimin ağzından alındığını gösterir. Bir ezgi derlendiği yere göç yoluyla gelmiş olabilir ve bu durum kayıtta ayrıca belirtilmeyebilir.
Bir türkü yerden yere taşındıkça sözü, ezgisi ve temposu değişir. Bu değişime varyant denir. İki söyleyişten biri doğru diğeri yanlış değildir, ikisi de yaşamaya devam eder. Aynı ezginin farklı yöre kaydıyla karşınıza çıkması bu yüzden bir çelişki değil, aktarımın olağan sonucudur.
Rumeli başlığı taşınmanın açık örneğidir. Bugünkü idari haritada doğrudan karşılığı olmayan bu ad, bir repertuvarın kendi coğrafyasından ayrı düştükten sonra da söyleyişini koruduğunu gösterir. Azerbaycan ve Kerkük adlarının listede yer alması da aynı mantığın parçasıdır. Yöre, siyasi sınırın değil ortak söyleyişin adıdır.
Yöre etiketini bir sınıflandırma aracı olarak kullanmak, onu bir mülkiyet iddiasına dönüştürmekten farklıdır. Bir türkünün yöresini bilmek, o türkünün nasıl okunacağına dair eldeki en işe yarar bilgidir. Nereye ait olduğu sorusunun kapanmış cevabı değildir.
Sık sorulan sorular
Yöre ile ağız aynı şey midir
Hayır. Yöre coğrafi ve kültürel bir havzanın adıdır, ağız ise o havzada ezginin nasıl seslendirildiğini anlatan söyleyiş biçimidir. Bir yöre içinde birden fazla ağız bulunabilir, buna karşılık aynı ağız özelliği komşu birkaç yörede birden görülebilir. Yöre listede bir başlıktır, ağız o başlığın sesidir.
Bir türkünün birden fazla yöresi olabilir mi
Uygulamada olabilir. Aynı ezgi farklı yörelerde farklı sözlerle veya farklı temposuyla derlenmişse her derleme kendi yöre kaydını taşır. Böyle bir durumda tek bir doğru yöre aramak yerine varyantları yan yana koymak daha sağlıklı sonuç verir. Hangi kaydın hangi söyleyişe ait olduğunu ayırt etmek, ezgiyi çalışırken hangi tavrı seçeceğinizi de belirler.
Yöre bilgisi bir türküyü çalarken neyi değiştirir
Notada yazmayan şeyleri değiştirir. Tezenenin yönü ve sıklığı, süslemelerin nereye konacağı, hangi hecenin uzatılacağı ve temponun nasıl esneyeceği yöreye bağlıdır. Aynı notayı Konya tavrıyla ve Silifke tavrıyla çalmak iki farklı sonuç üretir. Nota ile yöre bilgisi birbirinin yerine geçmez, birlikte çalışır.