" />
  • BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 10 °C

Bitlis cezaevinde mektup var

Bitlis cezaevinde mektup var
Uzun bir ayrılıktan sonra Colemerge olan hasretimle “Merhaba” diyerek başlamak istiyorum.

 HAMDİYE ÇİFTÇİ – BİTLİS E TİPİ CEZAEVİ

Aslında uzun süredir yazmak istediğim ancak her defasında ertelediğim bir nameydi. Bazen yürek kanarken bile kalem mürekkep akıtmaz ve yazılmayınca hasretler, sevgiler birer hüzün olup kalır yüreklerde….

Bir gün esaret altında habere giderken haber olacağımı asla tahmin etmezdim. Ama yaşanıyormuş her şey…. Hakkari’nin haşmetli duruşu doğal güzellikleri ve sıcak insanlarının ardından Bitlis zindanı yer yer can acıtsa bile onurlu bir halkın varlığını bilmek onun desteğini görmek bizlere güç ve moral vererek bu köhne zindanlarda dayanmamızı sağlıyor.

Biz 9 Haziran 2010 tarihinde Hakkari BDP İl Başkanı M. Sıdık Akış, Eski DTP il Başkanı Hızzullah Kansu, BDP İlçe Başkanı Seyhan Şahin, Eş Başkanı Emine Akboğa, İlçe yöneticisi Hüsna Sağın, İl yöneticisi Fatma Duman, Belediye Meclis üyesi Tahir Koç, Meya-Der Hakkari Temsilcisi Mikail Atan BDP Merkez çalışanları A. Baki Özboğanlı, İzzat Belgeve Faruk Yıldız ve ben gazeteci olmama rağmen KCK operasyonu adı altında önce gözaltına alındık, daha sonra tutuklandık.

Şu anda kadın arkadaşlarla birlikte Bitlis E Tipi Kapalı cezaevinde tutuluyoruz. Yeni bir yıla girdik, demokratik özerkliğin tartışmaların ve iki dilli dönemin tartışıldığı bir süreç… Aslında yer yer umut verse bile içinde kirli politikaları görmek mümkün. Öyle bir süreç ki sistem için yasak olmayan ancak halk için yasaklanan su yüzüne çıktığını görebiliyoruz. Bir yandan devletin resmi kanalı “TRT Şeş” açılıp Kürtçe programlar yapılırken öte yandan anadillerini konuşmak isteyen Kürt siyasetçilerinin anadilleri tanınmayan dil olarak kayda geçiliyor.

Genel olarak baktığımızda bu topraklarda yaşayan hak ihlalleri basına “çapemeniye” ilişkin olsaydı belki bu satırlara ihtiyaç bile duymazdık. Ama biliyoruz ki bir halkın tanınmama bilinmeme sorunu var. Söz konusu olan bu tanımama insanın yaşamında su ve ekmek kadar önemli olan dille başlıyor.

“ Diline bilinmeyen” denildiği zaman özünde sende bilinmeyen oluyorsun. Ve nasıl oluyorsa bizler ‘Bilinmeyen olarak yargılanıyoruz’ bu mevcut durum insanın kafasında soru işaretleri uyandırıyor. Ben bilinmeyen bil halksam bilinmeyen birini kimse yargılayamaz. Son dönemde gözler ocakta olacak KCK ana davasına çeviriliyken, o davadan çıkan kararla Türkiye’de ya çözümün yada çözümsüz sürecin kendisini göstereceği bir sürece gidildiğini net olarak gösterecektir.

Kürtçe çok eski bir dil olmasına rağmen şu anda tanınmayan dil olarak görülmesi kabul edilemez. Yeni bir yerden sistem yasak değilken, halk için yasak kabul edilmesi sistemin çarpıklığı açık ve net olarak ortaya koyuyor. Dünyanın gözü Anadolu da iken sürekli dünya gündeminde düşmeyen Hakkari ve Şırnak için özel uygulamalar kendisini özerklik tartışmalarının alevlendiği bu günlerde göstermesi epey dikkat çekti. Hatırlarsanız Başbakan’ın 12 Eylül referandumundan sonra kameraların karşısında % 90’ları bulan boykotla “ özel politikalarımız var” söylemesinden sonra epey özel politikalı hizmetler gerçekleştirilmiştir.

O referandumdan sonra Hakkari’de yaşanan patlamalar meydana gelen ölümler, tutuklama, furyası, çatışmalı süreçten sonra genel seçimlere 6 ay gibi süre kala eylemlerin bitmediği ayakta olan Yüksekova ve Cizre ilçelerinin hükümet ve MGK’nin ortak kararı ile il yapılmak istenmesi sistemin açık ve net olarak amaçlarını gösteriyor. Bu ilçelerde yaşayan halk örgütlü ve demokratik özerkliğin hayata geçilmesi için ilk adımları atıp çoktan adım yaşama geçilmiş.

Amaç buraların il olması ile güvenlik daha da arttırılarak halkı bölüp ilgi alanlarını farklı yöne çekip daha fazla polis, asker, memur yerleştirip demokratik özerkliğin önünü kapatma hemde yaklaşan genel seçimlerden mevcut potansiyel gücü kırıp iradesizleştirilerek daha önce planlanmış özel politikalarla bastırmaktır. Mevcut politikalar seçim sürecinde bir yatırımmış gibi lanse edilse de bölgede yaşayan halkın bu konuda özellikle AKP hükümetinin politikalarını çok iyi öğrendikleri net duruşları ile kararları ile ortaya çıkıyor. Yüksekova halkının dediği gibi “Biz il değil, biz dil istiyoruz” il vererek dil unutulamaz. Eskiden olsaydı belki ama “Kürtler eski Kürtler değil”

Bu haber toplam 3213 defa okunmuştur
  • Yorumlar 5
  • Facebook Yorumları 0
    YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
    Diğer Haberler
  • İngiltere’de uçuş krizi28 Mayıs 2017 Pazar 14:21
  • Balıklıgöl'de eğri balık görenleri şaşırttı28 Mayıs 2017 Pazar 14:16
  • 10 araç birbirine girdi: 7 yaralı28 Mayıs 2017 Pazar 06:31
  • TFF’den 'Arena' hamlesi28 Mayıs 2017 Pazar 06:24
  • İçinden çıkanlar şoke etti..28 Mayıs 2017 Pazar 06:20
  • Burası Taksim değil Hakkari!28 Mayıs 2017 Pazar 00:55
  • Hakkari belediyesi iftar çadırı açtı!27 Mayıs 2017 Cumartesi 21:13
  • Ramazan heyecanı başlıyor!27 Mayıs 2017 Cumartesi 17:39
  • Ramazan Ayını Nasıl Geçirmeliyiz?27 Mayıs 2017 Cumartesi 16:13
  • Uyku apnesi, ölüm riskini artırıyor!27 Mayıs 2017 Cumartesi 14:12
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Hakkari Haber TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel :
    Savaş TAŞ - 0.(546) 273 25 56
    Yusuf TAŞ- 0.(545) 266 87 94 | Haber Scripti: CM Bilişim