Allah’a yardım etmek
Kaynak:Perihan Önal
Allah mekandan münezzeh. Allah zamandan münezzeh. Allah hızdan münezzeh. Allahû Tealâ her şeyden münezzeh. Bu söylediklerimin hepsi yaratılmış. Ama Allah her şeyi yaratandır. O’nun sizin ibadetinize, namazınıza, orucunuza ihtiyacı yoktur. Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Ama Allahû Tealâ Muhammed Suresinin 7. âyetinde şöyle buyuruyor:
47/MUHAMMED-7: Ey âmenû olanlar! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.
Allah’a yardım insanlara yardımdır. Allah bütün insanların mutlu olmasını istiyor. Eğer bir insan da dışındaki bütün insanların mutluluğu için çalışıyorsa o Allah’a yardımdır. Hangi insan başka bir insanın mutluluğu için çalışırsa Allah onu kendisine yapılmış kabul ediyor.
Allahû Tealâ’yla olan ilişkilerinizde mutluluğu en güzel boyutlarda başkalarına yaşatmayı devam ettirdiğiniz sürece siz mutlu olursunuz. Etrafınızdaki herkes mutlaka sizin onlara mutluluk götürmeniz lâzım gelen insanlardır; onlarla ilgilenin. Problemlerini öğrenin, dertlerine derman olmaya çalışın. Etrafınızdaki insanları onları mutlu edecek bir dizayn içerisinde hedef alırsanız, bunu yapabildiğiniz sürece asıl mutlu olanın siz olduğunu göreceksiniz.
Diğer taraftan Allahû Tealâ bütün insanların kurtuluşa ulaşmasını istiyor. Bu hedefe yönelik olarak gayret sarf edenlerin hepsi, Allah’a hizmet edenlerdir. Başka insanların kurtuluşuna vesile olan herkes, Allah’a yardım etmiştir.
Allah’a yardım etmek, Allah’ın Zât’ına yardım etmek değil; O’nun emirlerinin gerçekleşmesine, insanların mutluluğuna ve kurtuluşuna hizmet etmektir.
Eğer siz Allah’a yardım ederseniz yani başka insanlara yardımcı olursanız, onlarla dost olursanız, onları mutlu etmeye çalışırsanız, o zaman Allah sizin de ayaklarınızı dîni üzere sabit kadem kılar.
Ve Tahrîm Suresinin 6. âyetinde Allahû Tealâ: “Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler)! Yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi ve ailenizi koruyun.” buyuruyor.
Âmenû olanlara ailelerini ateşten korumaları emrolunuyor. Bu hedefe ulaşmak için Allah'a inananların mutlaka Allah'a ulaşmayı dilemeleri gerekir.
Öyleyse hepinizin bir görevi var. Allahû Tealâ her şeyden evvel sizin kendinizi kurtarmanızı istiyor. Ne diyor? “Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz!” diyor.
30/RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Cennetle cehennemi ayıran köprüye baktığımız zaman, dünyanın en kolay şeyiyle karşı karşıyayız. Bir kişinin “Ya Rabbi! Ben de ruhumu Sana ulaştırmak istiyorum. Ne olur, benim de ruhumu Sana ulaştır.” Demesi; işte bu dilek, Allahû Tealâ’nın temel farzıdır.
Kalben Allah’a ulaşmayı dileyen herkes Allah’a teslim olmanın ilk adımını atmıştır. Kişinin 1. kat cennete girmesini sağlayan şey sadece bir dilektir. O dilektir ki insanı bundan sonraki merhalelere birer birer taşıyacaktır.
Bu bir tek dileğin arkasından ne olacak? Allahû Tealâ kişinin kalbine öyle bir namaz sevgisi, oruç sevgisi, zikir sevgisi verecek ki; o kişi bunları isteyerek, severek gerçekleştirecek. Kişinin böyle bir talepte bulunması, o kişiyi 1. kat cennetin sahibi yapıyor sevgili kardeşlerim. O kişi anlar mı bunu? Anlar. Nereden anlar? Allah onun kalbine mürşid arama sevgisini verecektir. Hacet namazı kılarak Allah’tan sorması halinde, Allah ona mutlaka mürşidini gösterir. Gösterdiğinde kişinin ne yapması lâzım? Mürşidi neredeyse, oraya kadar gitmesi ve tâbî olması lâzım.
Mürşidine tâbî olan kişi zikir yaptıkça nefsi 7 kademede tezkiye olurken ruhu da gök katlarını aşarak Allah’ın Zat’ına ulaşır. Bu noktaya kadar kişi, Allah’ın yardımı ve garantisi altındadır. Yani ruhumuzun Allah’a ulaşmasına kadar, Allah Kendisini sorumlu tutuyor! Bizi mutlaka bu hedefe ulaştıracak olan değişikliği, iç dünyamızda da gerçekleştirmek suretiyle mutlaka bize yaptırıyor. Siz zikrinizi arttırdıkça Allah’ın sizin üzerinizdeki yardımları da artar ve daha ötedeki hedeflere de ulaşırsınız inşallah. Allah hepinizden razı olsun.
DR. ABDULCABBAR BORAN