Nevzat Kızılban

Nevzat Kızılban

DEĞER VAKTİNDE BİLİNMELİDİR

DEĞER VAKTİNDE BİLİNMELİDİR

Anlam, Anma ve İnsanlık
"Değer vaktinde bilinmeli, değer vaktinde verilmeli; mezar ne anlar çiçekten?" Bu kadim söz, insani ilişkilerin ve hayatın en derin hakikatlerinden birine ışık tutar. Sözün özü, sevginin, saygının ve takdirin ancak yaşarken bir anlam ifade ettiği gerçeğidir. Burada bu derin cümlenin anlam katmanlarını, insanlık tarihindeki yansımalarını ve modern yaşamdaki önemini geniş bir perspektifle ele alınmaktadır.

Değerin Vakti: Anlamın Düğümü
Değer, bir kişiye, bir nesneye veya bir ana atfedilen önem, kıymet veya anlamdır. Bu değer, genellikle fiziksel bir ölçü birimiyle değil, duygusal ve manevi bir bağlamla tanımlanır. Ancak değerin asıl gücü, doğru zamanda, doğru kişiye sunulduğunda ortaya çıkar. Bir dostluğun kıymeti, zor anlarda gösterilen sadakatle; bir emeğin değeri, başarıya ulaşıldığında alınan takdirle; bir ailenin değeri ise, ihtiyaç duyulduğunda hissedilen destekle ölçülür. Bu zamanlama, değerin sadece bir kavram olmaktan çıkıp, somut bir deneyime dönüşmesini sağlar.

"Mezar ne anlar çiçekten?" sözü bu somut deneyimin en çarpıcı örneğidir. Mezar, hayatın son durağıdır. Orada sunulan çiçekler, yakılan mumlar veya dökülen gözyaşları, vefat eden için değil, yaşayanlar içindir. Bu eylemler, geride kalanların vicdanlarını rahatlatma, sevgilerini gösterme veya vedalaşma çabasıdır. Ancak bu çaba, zamanında ifade edilmeyen sevginin ve takdirin acı bir yansımasıdır. Yaşarken sunulan bir gül, bir tebessüm veya sıcak bir kucaklaşma, vefat ettikten sonra konulan en pahalı çelenkten daha anlamlıdır.

Tarihten Sesler: Değerin Yitimi ve Bulunuşu
Tarih, bu gerçeğin sayısız örneğiyle doludur. Birçok büyük sanatçı, bilim insanı ve düşünür, eserlerinin ve dehalarının değeri ancak öldükten sonra anlaşılmıştır. Van Gogh, resimlerinin değeri öldükten sonra anlaşılmış bir dâhidir. Hayatı boyunca yoksulluk ve yalnızlıkla mücadele etmiş, eserlerine hak ettiği değeri bulamamıştır. Onun durumu, değerin zamanında fark edilmemesinin trajik bir sonucudur.

Ancak tarihte bunun tam tersi örnekler de vardır. Dostlarının ve ailesinin desteğini hisseden, yaşadığı dönemde takdir gören ve sevilen insanlar, daha üretken, daha mutlu ve daha huzurlu bir yaşam sürmüşlerdir. Bu, değerin vaktinde verilmesinin sadece karşı tarafa değil, aynı zamanda verenin kendi ruh sağlığına da olumlu katkı sağladığının bir göstergesidir. Birine değer vermek, onun hayatına dokunmakla kalmaz, aynı zamanda kendi hayatımızı da zenginleştirir.

Modern Yaşamda Değer Krizi
Günümüz dünyasında, hızlı tüketim kültürü ve dijitalleşme, değer kavramını daha da karmaşık hale getirmiştir. Sosyal medya platformlarında beğeni ve takipçi sayıları, sanal bir değer ölçütü oluştururken, gerçek hayattaki ilişkilerde samimiyet ve derinlik azalabilmektedir. İnsanlar, "anlık" ve yüzeysel bir takdir arayışına girerken, asıl kıymetli olan, yüz yüze kurulan bağları ve karşılıklı verilen emekleri gözden kaçırabilmektedir.

Bu durum, modern insanın bir paradoksuyla yüzleşmesine neden olmaktadır. Herkesin bir değer arayışı içinde olduğu bir dünyada, başkalarına değer verme yeteneğimizi yitirme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Değerin yalnızca bir statü sembolü veya bir başarı göstergesi olarak algılanması, onu insan ilişkilerinin temel taşı olmaktan uzaklaştırmaktadır.

Değeri Yeniden Anlamak: Yolun Başlangıcı
Peki, bu döngüyü nasıl kırabiliriz? "Değer vaktinde bilinmeli" sözünün ışığında, atılacak adımlar oldukça basittir ancak derin bir anlam taşır.

Farkındalık: Her şey, karşımızdaki insanın değerini anlama ve ona odaklanma farkındalığıyla başlar. Onun bir hikayesi, bir emeği ve duyguları olduğunu hatırlamak, onu sadece bir nesne veya amaç olarak görmekten kurtarır.
* İfade Etme Cesareti: Değer verdiğimiz şeyleri ve insanları açıkça ifade etmekten çekinmemeliyiz. Birine "Seni seviyorum," "Emeğine saygı duyuyorum," veya "Var olman benim için çok kıymetli" demek, zamanın en değerli hediyesidir.
* Küçük Dokunuşların Gücü: Büyük jestler yerine, günlük yaşamdaki küçük dokunuşların değerini bilmeliyiz. Birinin dinlemesi, destek olması veya sadece varlığıyla güven vermesi, en büyük değer göstergelerindendir.
Sonuç olarak, "Değer vaktinde bilinmeli" sözü, sadece bir tavsiye değil, bir yaşam felsefesidir. Hayatın gelip geçici olduğunu, anıların ve insan ilişkilerinin kalıcı olduğunu hatırlatır. Bu söz, mezar taşlarına yazılan övgülerin değil, yaşarken sunulan sevginin ve takdirin ne kadar önemli olduğunu vurgular. Gerçek zenginlik, biriktirilen maddiyatta değil, yaşarken paylaşılmış ve hissedilmiş değerlerdedir. Öyleyse, bugün birini arayıp ona değer verdiğinizi söyleyin, çünkü yarın çok geç olabilir. Hevgırtına Colemêrgiyan NK

Bu yazı toplam 323 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Nevzat Kızılban Arşivi

Hakkari'nin gizemli taşları

26 Ağustos 2025 Salı 09:21

Kürd ve Arap Milletlerinin Geleceği

28 Temmuz 2025 Pazartesi 09:02