Hakan Taş
HAKKARİ BENİM SEVDAM!
HAKKARİ BENİM SEVDAM !
Herkes memleketini sever ama ben aşığım Hakkari’me. Buradan uzaklaştığımda nefesim kesilir, sesim kısılır. Çocukluğumun geçtiği sokaklara, sabah ezanına karışan horoz sesine, kol kola girmiş dağlarına, her karış toprağına, bazen sessiz bazen de bulanık akan Zapsuyu’na, başımızda nöbet bekleyen Sümbül Dağı ile büyüdüm. Onlara sırlarımı anlattım. Gecenin karanlığında her kes uykudayken sessiz yanağımdan süzülen gözyaşlarımı onlar gördü. Hakkari, uzaklaştığımda özlenen, geldiğimde gülümseyen bir sevdadır.
Bu sevdayı kaleme aldım ve “HAKKARİ BENİM SEVDAM” isimli bir şiir yazdım. bu şiiri sosyal medyada paylaştım. Herkes herkese gönderdi, kulaktan yüreklere sızan bir duygu misali herkesin gözlerini yaşarttı. Bu şiiri ben yazmış olsam da bu şiirde herkes var. Binlerce insanımızdan gelen öneri ve beğeniyle bu şiire klip hazırlığı içerisindeyiz. Yani artık bu sevdayı herkese tattırmak, memleketimi daha çok sevdirmek istiyorum.
Şiirimi henüz görmeyen ve okumayanlar için yeniden yayımlıyorum. Çünkü şiir, duyguları yumuşatan düşünsel boyuta duygu yükleyen, sözün aşka dönüştüğü insan özgürlüğünün sanatıdır. Şiirin dili aşktır.
Hakkari’mizin değerlerinden, büyüğümüz ilk öğretmen Adil Erdoğan, sağlık sorunları ve yaşlılık durumuyla hasta yatağında yatıyor. Kızı Medine Erdoğan, sesli okuduğum bu şirimi az gören gözlerine ve az duyan kulağına inat dinletti. O şiiri dinlerken 90 yıllık ömrü bir film şeridi gibi gözlerinde canlandı. Göz çukurlarında biriken yaşlar sessiz akarak yanağında oluşan çizgilerde saklandı. “Beni Hakan ile görüştürün” dedi ve çalan telefonumun diğer ucunda Adil Amcamız vardı: “Defalarca dinledim, oldukça duygulandım. Hakkari bu kadar mı güzel anlatılır. Bende senin gibi bu memlekete sevdalıyım. Bu şiir almam gereken ilaçlar kadar etkili oldu. Tebrik ediyorum, gözlerinden öpüyorum” diyerek telefonu kapadı.
Adil Erdoğan büyüğümüzün ve aydınımızın bu sözleri beni de ağlattı. Okuyan ve dinleyen herkesi etkilen şiirimi sizlerle de paylaşmak istiyorum:
HAKKARİ BENİM SEVDAM!
Ben Sümbül’üm, başım dumanlı, gönlüm yaralı
Gökyüzü konar saçlarıma
Kar yağar umutlarıma
Hakkari benim sevdam…
Ben Zapsuyu’yum, bazen mavi, bazen bulanık
Çoğu zaman yalnız ve bağrı yanık
Bir zincir gibi bağlıyım Sümbül’e
Hakkari benim sevdam…
Ben Berçelan’ım, dört mevsim bir canım
Otluca’ya bakar bir yanım
Demlenir bende kaçak çayım
Hakkari benim sevdam…
Ben Cilo’yum, uşkun toplayan çocuğun umuduyum
Türkü olurum çobanın yanık sesinde
Sürgün olurum o yârin gözlerinde
Hakkari benim sevdam…
Ben Ters Lale’yim, bir yetim gibi boynu bükük
Bir aşık gibi körkütük
Memo ile Zin gibi yitik
Hakkari benim sevdam…
Ben Hakkari’yim, dağların başkentiyim
Yürekli insanların meskeniyim
Şemdinli’nin balı ,Gever Ovasının karı,
Çukurca’nın ilkbaharıyım
Hakkari benim sevdam…
Ben Hakkari’yim, Van ile Şırnak’a komşuyum
Faki-i Teyran ile coşkuyum
Selahaddin-i Eyyubi ile yolcuyum
Hakkari benim sevdam…
Yıldızlardan merdiven kurdum Sümbül Dağına
Nefes oluyorsun bana her bir dalında
Çaresin sen üşüyen umutlarıma
Düşlerimden sığınaklar yaptım beyaz eteklerine
Hakkari benim sevdam…
Rengarenk çiçekler düşmüş toprağın bedenine
Bir aşk bahçesi kurulmuş Cennet-Cehennem Vadisine
Ahmed-i Hani sevgisi resmedilmiş kalbime
Kelebekler uçuşmuş gökyüzüne, barışı aşılamış yeryüzüne
Hakkari benim sevdam…
Tarihime ışık olmuş Meydan Medresesi
Mutluluk gözyaşıdır Kaval Şelalesi
Kayme Sarayı, Hisar Kalesi, Nehri Şemdinli
Hakkari benim sevdam…..