BİR AVUÇ İBRİŞİM, BİR DÜNYA UMUT

Geçen gün eski bir sandığın dibinde, anneannemden kalma bir makara ibrişim buldum. Elime aldığımda o kadar ince, o kadar narin duruyordu ki; sanki sertçe üflesem dağılıverecekti. Ama çekmeye başladığımda, parmağımı kesecek kadar dirençli çıktı. İşte o an düşündüm: Bizim bugün dünyada en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam da buydu. Zarafetin gücü.

Bugün dünya, devasa bir çatışma yumağına dönmüş durumda.Televizyonu açıyoruz; bir tarafta eriyen buzulların habercisi olan küresel ısınma, diğer tarafta birbirine tahammül edemeyen, bağırıp çağıran insanlar. Herkes birilerini zan altında bırakma peşinde. Kimse “ben nerede hata yaptım?”demiyor. Oysa hayat, o kaba halatlarla değil, ibrişim saflığındaki sevgi ve saygı bağlarıyla tutunur birbirine.

Eskiler bilir; ibrişimle nakış işlemek sabır ister. Acele ederseniz düğüm olur, sert çekerseniz elinizi yakar. Çatışma çözümü de böyledir. Karşındakini anlamak, yani o meşhur empati dediğimiz duygu, ipliği iğne deliğinden geçirme anıdır. Eğer o odaklanmayı ve nezaketi göstermezseniz, ne toplumsal barış kalır ne huzur.

Çevre yani orta kumaşımız…

Hepimiz aynı devasa kumaşın üzerindeki farklı renkli iplikleriz. Doğa ise bu nakışın zeminidir. Biz hoyratça davrandıkça, çevreye karşı o ince saygıyı yitirdikçe zemin çürüyor. Küresel ısınma dediğimiz şey aslında sadece bir iklim olayı değil; insanlığın doğayla olan bağının kopmasıdır. Oysa ibrişim kadar esnek ve doğayla uyumlu olabilseydik, bu yangını dindirebilirdik.

Başkasının alanına dokunurken ipeğin yumuşaklığını hatırlamak saygıdır.

Kimsenin ipliğini, kendi kumaşımızı büyütmek için sökmemek haklar kavramını oluşturur.

Çocuklarımıza düğüm değil, çözülmeyecek kadar güçlü bir sevgi mirası bırakmak gelecektir.

Dünyayı kurtarmak için devasa kalkanlara ihtiyacımız yok. Belki de sadece birbirimize karşı biraz daha “ibrişim gibi” davranmaya ihtiyacımız vardır: İnce, zarif ama asla kopmayacak kadar sadık.

Çünkü en büyük fırtınalar kaba ağaçları devirir ama esnek başaklara dokunamaz. Biz de bu hayatın içinde ancak incelerek güçlenebiliriz.

Ve unutmamalı; kainat ne kadar gürültülü olursa olsun, her zaman kalpten kalbe giden o gizli ve ince bir ibrişim yolu vardır; sesini duyuramasan da sessizce sevdiğine ulaşıp düğümünü oraya atan…

Bu yazı toplam 61 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Leyla Sapmaz Arşivi

Hüseyin Avni Paşa’nın Sessizliği

19 Ocak 2026 Pazartesi 10:54

Geleceğin firarileri

18 Ocak 2026 Pazar 14:09

Bir şehri yeniden dokumak

15 Ocak 2026 Perşembe 13:08