İçimizdeki ruh ve nefsin kavgasını bitirmek
Kaynak:Muhammed Mehdi Aydın
Bu yüzden insanların büyük çoğunluğu mutsuz ve huzursuz. Mutluğu anlamamız için daha doğrusu neden mutsuzluğun sebebini anlamamız için biraz kendimizi tanımamız lâzım.
Sizler yani hepimiz; nefs, ruh ve fizik vücut olarak 3 tane vücuttan oluşuyoruz. İşte bu nefsiniz var ya, kâinattaki en büyük düşmanınız o. Öfke, kin, kıskançlık, haset, isyan, iptilâlar, her türlü kötülük tam 19 tane afet olarak nefsinizin içinde dizayn edilmiş. Ruhunuza gelince; o yalnız güzelliklerle doyurulmuş, güzelliklerle kaplanmış. Sevgiden başlayarak bütün güzellikler ruhunuzda. Ruhunuzun 19 tane hasleti var yani güzellikleri, pozitif davranış biçimlerini düzenleyen sistemleri. Nefsinizde de tam 19 tane negatif faktör var. İşte bütün mesele buradan kaynaklanıyor ve devam ediyor.
Yani şunu demek istiyoruz: Vücudun kumandanı akıldır. Vücudun kumandanı olan akla nefs, muhtevasında sadece afetler olduğu için devamlı taleplerde bulunur. Ve bulunduğu her talep negatiftir. Yani bizi huzursuz edecek olan, yanlış işlenmesi gereken, nefsimize göre işlenmesi gereken yanlış işlemlerdir. İşte ne zaman nefs, akıldan böyle bir talepte bulunursa, bizi bir şerre davet ederse ruh bundan haberdar olduğu için -derhal haberdar olur- hemen harekete geçerek nefsin talebinin tam zıddı olan bir hayır talebiyle o da akla ulaşır. Ama ne var ki her ikisi de taleplerinden vazgeçmezler.
Vazgeçmeyecekleri için de aralarındaki kavga kaçınılmazdır. İşte bu sonsuz kavga, bir insanın iç dünyasında var olduğu sürece o kişi devamlı bir kaosun esiridir. İç dünyasında nefsin ordularıyla ruhun orduları devamlı temas, devamlı sıcak savaştalar. Savaş varsa huzursuzluk vardır. Huzursuzluk varsa o kişi sıkıntı içersindedir.
Öyleyse demek ki bir insanı iç dünyasında rahatsız eden faktörlerin başında nefsi ile ruhunun arasındaki savaş geliyor. Savaş olan her yerde olduğu gibi, sizin iç dünyanızda da nefsin afetleri ile ruhun hasletleri birbiriyle savaş halinde olduğu sürece hep huzursuzluk vardır. Her an aklımıza bu iki zıt kardeşten iki zıt talep aynı anda ulaşır: Ruh hayrı talep eder. Nefs şerri talep der. İşte problem buradan başlar. İç dünyamızda savaş vardır.
Bizi sıkıntıya sokan, Rabbimizin huzurunda mahçup duruma düşüren, insanlarla kavgalı olmamızı sağlayan her şey nefsin afetlerinden kaynaklanır. İblisin Allah’ın emrine isyan etmesi kibir afetindendir. Kabil’in Habil’i öldürmesi haset sebebiyledir.
Nefsinizde afetler varsa her olay sizi mutsuz kılar. Mutlu olmak istiyor musunuz? Öyleyse bilin ki; bir tek dilek sizi mutlu kılabilir. Bu, Allah'a ulaşma dileğidir yani ruhunuzu Allah'a ulaştırıp teslim etme dileğidir.
İslâm, bir talepler zinciridir. Siz talep edeceksiniz, Allah da mukabele edecek, talebinizi yerine getirecek. Allah’ın sizde en çok görmek istediği talep bu dilektir: “Ey Yüce Allah’ım, ben bu dünya hayatını yaşarken Sana ulaşmak istiyorum. Senin dostlarından, ermiş evliyalarından olmak istiyorum.”
Kalpten söyleyeceğiniz bu dilek, Allah’ın sizi Kendisine ulaştırması için kâfidir. Allahû Tealâ Ankebût-5’te diyor ki:
29/ANKEBÛT-5: Kim Allah’a mülâki olmayı (hayattayken Allah’a ulaşmayı) dilerse, o taktirde muhakkak ki Allah’ın tayin ettiği zaman mutlaka gelecektir (ruhu mutlaka hayattayken Allah’a ulaşacaktır). Ve O; en iyi işiten, en iyi bilendir.
Allah’a ulaşmayı dilediğinizde Allah’tan alacağınız rahmet nuru ile kalbinizde huşû oluşturur. Ve bu huşûyla birlikte hacet namazı kılıp mürşidinizi sorduğunuzda Allah size kalp doktorunuzun kim olduğunu gösterir. Ve onun verdiği zikir dersiyle nefs tezkiyesi başlar. Nefs tezkiyesi, “Allah” ismini zikretmenizle birlikte, nefsinizin kalbine rahmet, fazl ve salâvât nurlarının gelmesi ve fazılların nefsin kalbine yerleşmesidir.
39/ZUMER-23: “Allah, ihdas ettiği (nurların) ahsen olanlarını (rahmet, fazl ve salâvâtı), ikişer ikişer (salâvât-rahmet ve salâvât-fazl), Kitab’a müteşabih (benzer) olarak indirdi. Rab’lerinden huşû duyanların ciltleri ondan ürperir. Sonra onların ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikriyle yumuşar, sükûnet bulur (yatışır)...”
İşte içinizdeki kavga nefsinizin tezkiyesine kadar yaşayabilir. Bu size yarı yarıya bir mutluluğu Allah’ın hediye etmesidir. Nefsiniz temizlendikçe Allahû Tealâ sizi sonsuz mutluluklara daulaştırır.
İçinizdeki kavgayı bitirmek için mutlaka siz de Allah’a ulaşmayı dileyin ve Allah’ın size hediye etmek istediği mutluluklara adım atın.