İfrat ve tefrit

İfrat ve tefrit

Kaynak:Esra Özatak

İfrat ve tefritDr. Abdulcabbar Boran

İfrat ve tefrit, bütün sistemlerde olduğu gibi dînde de var olan iki ayrı müessesedir. Allahû Tealâ’nın yarattığı her şeyde bir ölçü olduğu gibi, dînin de bir ölçüsü vardır. Doğru olan, ifrat ile tefritin ortasında bulunan, Allah’ın tayin ettiği ölçüdür.

Enes bin Mâlik’in (r.a.) naklettiği bir hadîs-i şerifte buyuruluyor ki: “Sahâbeden üç kişi Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in evdeki ibadetlerini öğrenince kendi ibadetlerini azımsadılar. İçlerinden biri: “Ben artık hayatım boyunca her gece namaz kılacağım.” dedi. İkincisi: “Ben de hayatımca hep oruç tutacağım, hiçbir gün terk etmeyeceğim.” dedi.

Üçüncüsü ise: “Kadınları ebediyen terk edip, onlara hiç temas etmeyeceğim.” dedi. Durumu öğrenen Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Allah’a yemin ederim ki içinizde Allah’tan en çok korkan ve O’na en saygılı olan benim. Fakat ben bazı günler oruç tutar, bazen de tutmam. Gece hem namaz kılar, hem uyurum. Kadınlarla da evlenirim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” (K: Buhârî)

Allah ile olan ilişkilerinizde, ibadetlerinizde, ailenizle ve başkalarıyla olan ilişkilerinizde, işinizde, bütün davranış biçimlerinizde, Allah yolunda hizmette her alanda ölçüyü, Allah’ın koyduğu ölçüye göre değerlendirmek mecburiyetindeyiz. Allah’ın emrettiği ölçünün üzerine çıkılan her yerde ifrat, altında kalınan her yerde ise tefrit vardır. Bunun için hayatımızın her alanında nerede ifrat, nerede tefrit bulunduğunu dikkatle tespit etmemiz gerekir.

Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’inde bu ölçüyü açıkça ifade ediyor sevgili kardeşlerim, Zumer-56’da buyuruyor ki:

39/ZUMER-56: Kişinin, "Allah’tan uzaklaşma konusunda, aşırı gittiğim (haddi aştığım) herşeye yazıklar olsun. Ve ben mutlaka alay edenlerden olmuştum." dediği gibi (diyenlerden olmayın).

Âyet-i kerimeden anlıyoruz ki insan öldüğü zaman, nefsi yaptığı aşırılıkların pişmanlığını yaşayacaktır. O gün kişi, Allah’ın koyduğu hudutları aşarak günahlarda ifrata gittiğini görecek ve: “Bana yazıklar olsun! Ben ne kadar kötü şeyler yapmışım. Günahları işlemekte çok ötelere gitmişim, ifrata gitmişim.” diyecektir. Allahû Tealâ kullarını böyle bir günden sakındırmaktadır.

Ancak hayatını Allah’ın emir ve yasakları doğrultusunda yaşayan ve kalben Allah’a ulaşmayı dileyerek kendisine emanet olarak verilen ruhunu Allah’a ulaştıran kimseler için böyle bir pişmanlık söz konusu olmayacaktır. Çünkü Allahû Tealâ Yûnus-62’de Allah’a ulaşmayı dileyenler için: “Onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.” buyuruyor.

İbadetlerimize baktığımız zaman ne görüyoruz? Namaz bir ibadettir, oruç bir ibadettir, zekât bir ibadettir, hac bir ibadettir, zikir de bir ibadettir. Bu ibadetlerin her birinin Allah tarafından belirlenmiş hudutları vardır. Bir insan bu hudutların altında kalıyorsa tefrittedir. Allah’ın koyduğu sınırların ötesine geçmeye çalışıyorsa ifrattadır.

Örneğin, Allahû Tealâ 5 vakit namazı farz kılmıştır. Kur’ân-ı Kerim’de bu 5 vakit farza ilave olarak bir de kuşluk sünneti ile teheccüd sünneti vardır. Her ikisi de Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in sünnetidir. Bir insan bu 7 vakit namazdan daha az namaz kılıyorsa tefrittedir. Ama günde 100 vakit namaz kılıyorsa, senenin her günü oruç tutuyorsa ifrattadır.

İbadetlerin arasında sadece zikir farklı bir özellik taşır. Çünkü Allahû Tealâ herkese daimî zikri emretmiştir. Yirmi dört saat zikir hepimizin üzerine farzdır. Bu sebeple zikirde ifrat müessesesi mevcut değildir. Allah’ın emri hududun en üst noktasına kadardır. Kim yirmi dört saat zikri gerçekleştirmişse Allah’ın emrini yerine getirmiştir; ifrata gitmiş değildir. Kim daimî zikre ulaşamamışsa bu konuda tefrittedir. Bu yönüyle ibadetler içerisinde sadece zikirde ifrat söz konusu değildir.

Allah’ın bütün emirleri, insanın fizik vücudunun tahammül gücüne göre dizayn edilmiştir. O’nun koyduğu ölçü, bütün insanlar için en uygun ölçüdür. Öyleyse ibadetlerde de davranışlarımızda da ölçü Allah’ın koyduğu ölçüdür.

Sevgili kardeşlerim, Allahu Tealâ hepimizden zamanımızı Allah’ın emirleri istikametinde harcamamızı istemektedir. Belki o zaman içerisinde bir hayır işleyeceğiz, zikir yapacağız veya Allah’ın razı olduğu bir davranışı gerçekleştireceğiz. Her alanda davranış biçimlerinize dikkat edin. Başkalarına en güzel davranışlarda bulunmakla mükellefsiniz. Haddi aştığınız her alanda ifrat vardır, haddin altında kaldığınız her alanda tefrit vardır. Bunun için mü’min, her konuda Allah’ın tayin ettiği ölçüyü esas almak, ifrat ve tefritten sakınmak mecburiyetindedir.

Allahû Tealâ’nın hepinizi hem cennet saadetine, hem dünya saadetine ulaştırmasını diliyor ve sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah hepinizden razı olsun.
www.ibrahimlive.com

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.