Ortadoğu’da Tehlikeli Tırmanış: Bölgesel Savaş Kapıda mı?
Kaynak:Esra Özatak
Ortadoğu, tarihsel hesaplaşmaların ve küresel güç oyunlarının gölgesinde bir kez daha son derece kritik bir eşikten geçiyor.
Yemen’de varlığını sürdüren İran destekli Husi hareketinin Suudi Arabistan topraklarına yönelik kesintisiz saldırıları, sadece iki ülke arasındaki yerel bir çatışma olmaktan çıkmış; tüm bölgeyi ateşe atabilecek devasa bir kolektif güvenlik krizine dönüşmüştür.
Bu tırmanışın en tehlikeli boyutu, mevcut gerilimin Mekke Anlaşması ilkeleri çerçevesinde değerlendirilme ihtimalidir. İmzacı devletlerden birine yapılan saldırıyı tüm taraflara yapılmış sayan kolektif güvenlik ve ortak savunma mekanizması, krizin boyutunu yerel bir sınır çatışmasından çıkarıp uluslararası bir askeri ittifak denklemine taşımaktadır. Anlaşma şartlarının işletilmesi durumunda, bölge güvenliğinde kilit role sahip olan Türkiye ve Pakistan gibi askeri gücü yüksek ülkelerin Suudi Arabistan’ı savunmak üzere harekete geçme ihtimali ciddi şekilde gündeme gelecektir.
Böylesi bir askeri müdahale ise domino etkisi yaratarak karşı hamleleri geciktirmeden tetikleyecektir. Türkiye veya Pakistan’ın denkleme aktif olarak katılması halinde, Irak’taki İran destekli milis grupların ve doğrudan İran’ın sürece askeri olarak müdahil olması kaçınılmaz bir hal alabilir. Bu senaryo, Ortadoğu’da uzun süredir bastırılmaya çalışılan fay hatlarını harekete geçirerek bölgeyi yıkıcı bir mezhep savaşının tam kucağına itme riski taşımaktadır.
Peki, tüm bu tablo sadece kontrolsüz bir yerel gerilimin sonucu mudur? Küresel güç odaklarının, bölgedeki dengeleri kendi lehine yeniden şekillendirmek adına bu tür krizleri bir tür jeopolitik enstrüman olarak kullandığı ihtimali göz ardı edilemez. Ortadoğu’yu sürekli bir istikrarsızlık sarmalına hapsetmek, küresel aktörlerin bölgesel denklemleri kontrol altında tutmak için sıkça başvurduğu stratejik bir tercihtir.
Gidişatın felaketle sonuçlanmaması için tek çıkar yol bölgesel aklıselimin galip gelmesidir. Ancak diplomasi kanallarının tıkandığı, askeri söylemlerin baskın çıktığı mevcut atmosferde aklıselimden bahsetmek her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Eğer diplomatik aktörler ve bölgesel liderler kararlı bir duruş sergileyemezse, korkulan senaryo gerçek olacak ve Ortadoğu kendisini geri dönüşü olmayan büyük bir bölgesel savaşın içinde bulacaktır.