Sev beni seveyim seni "Bilim tuzağıdır"

Sev beni seveyim seni "Bilim tuzağıdır"

Kaynak:Esra Özatak

Dr. Abdulcabbar Boran, Şeytan bütün insanlara, “sev beni, seveyim seni” ilkesini kabul ettirmek ister. Bu şeytanın ilkesidir. Böyle bir anlayış, hiç kimsenin bir başkasını sevemeyeceği bir dünya hayatını ifade eder.

Eğer biz şöyle düşünüyorsak; “O beni sevsin de bana hissettirsin, o zaman ben de onu severim.” Peki, karşımızdaki kişi de aynı şeyi düşünüyorsa ne olur? O zaman ne biz bir adım atarız, ne de o... Bir ömür boyu iki insanın arasında sevgi halesi oluşmaz. Herkes sevgiyi karşısındakinden bekler. Oysa insanların hayatında en çok sıkıntı çektiği şey budur. Sevginin önce kendilerinden başlaması gerektiğinin farkında değildirler.

Genel anlamda sevenler, sevilir. “Onlar beni sevsin de ben de o zaman onları severim” tarzında bir düşünce şeytanın ilkâsıdır. Nefret şeytandandır ve korkunç bir tuzaktır. İnsanları birbirine düşman etmek, şeytanın temel amacıdır. Şeytan, insanların arasını bozmak için söz vermiştir. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

17/İSRÂ-53: Ve kullarıma de ki: “En güzeli (sözü) söylesinler!” Muhakkak ki şeytan, onların aralarını bozar (fesat çıkarır). Muhakkak ki o, insana apaçık düşmandır.

Unutmayalım ki sevgi Allah’tandır. Allah ister ki herkes Allah yolunda olsun, beraber olsun, O’nu çok sevsinler ve birbirlerini de çok sevsinler. Biz de çevremizdeki insanların bizi sevmesini mi istiyoruz? O hâlde bizim de başkasına sevgimizi ifade etmemiz onu mutlu edecektir, onlar da bizi sevecektir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) bu konuda şöyle buyuruyor: “Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin… Kardeş olun.”

Hem Allahû Tesalâ tarafından sevilmek, hem de etrafımızdaki insanlar tarafından sevilmek Allahû Tealâ’nın kanununa riayet etmekle mümkündür. Allahû Tealâ buyuruyor ki:

3/ÂLİ İMRÂN – 31: De ki: “Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, o takdirde bana tâbi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve sizin günahlarınızı mağfiret etsin (sevaba çevirsin). Ve Allah "Gafur"dur, "Rahîm"dir.”

Allah’ın insanı yaratmaktaki muradı, bizlerin mutlu olmasıdır. Bu mutluluğun anahtarı Allah’a ulaşmayı dilemektir. Allah’a ulaşmayı dilemek, Allah’ı sevmenin bir ispatıdır. Seven sevdiğine koşar. Bir kimse Allah’a ulaşmayı dilediği anda Allah bu dileği işitir, bilir ve görür ve o kişiyi kontrolü altına alır, mürşidine ulaştırır. Allah’a ulaşmayı dileyen kişi 1. kat cennetin sahibi olur. Mürşidine ulaşıp tâbi olan kişi 2. kat cennetin sahibi olur. Tâbiiyet, Allah’a ulaşmayı dilemek temeline oturduğu takdirde, mürşidin verdiği dersle zikre ve nefs tezkiyesine başlamanın adımıdır. Sonra Allah, o kişinin ruhunu Kendisine ulaştırır ve 3. kat cennetin sahibi kılar. Nitekim Allahû Tealâ şöyle buyuruyor:

42/ŞÛRÂ-13: (Allah) dînde, onunla Hz. Nuh’a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm’e, Hz. Musa’ya ve Hz. İsa’ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah’a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

“Kim Bana ulaşmayı dilerse, Ben onu mutlaka Kendime ulaştırırım.”

Kalpten Allah’a ulaşmayı dilemekle mürşidimize ulaşır, zikre başlarız. İşte bu yolda hedefe ulaştıracak en önemli temel faktör, zikirdir. Allahû Tealâ’nın en büyük ibadet saydığı zikir, ibadetlerin en üstünüdür. Allah’ın ismini “Allah, Allah” diye iç sesimizle sürekli zikretmek, kişinin Allah’a yaklaşmasının yoludur.

Allahû Tealâ buyuruyor ki:

29/ANKEBÛT-45: Kitaptan sana vahyedilen şeyi oku ve salâtı ikâme et (namazı kıl). Muhakkak ki salât (namaz), fuhuştan ve münkerden nehyeder (men eder). Ve Allah’ı zikretmek mutlaka en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir.

Zikir, dünyadaki bütün zevklerin ötesinde bir nimettir. Daimî zikre ulaştığımızda herkesi sevebildiğimizi görürüz; bizi sevmeyenler de dâhil. Çünkü Allah, daimî zikirle nefsimizin kalbindeki bütün afetleri siler. Kalbimizde nefret barınamaz. Böylece sevgiden başka bir duygu kalmaz.

Zikrin bize kazandırdığı bu hâl, herkesi sevmenin ve kimseyi sevgimizin dışında bırakmamanın verdiği muhteşem bir mutluluktur. Sevdikçe daha çok seviliriz. Zikrimiz arttıkça sevgimiz artar, sevgi arttıkça mutluluğumuz da artar. Etrafınıza verdiğiniz her sevgi davranışı

bir aynanın yansıması gibi size geri dönecektir.

Hepinizi çok ama çok seviyoruz. Allah hepinizden razı olsun.

DR. ABDULCABBAR BORAN

www.ibrahimlive.com

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.