YİNE ZİL ÇALDI VE YİNE DAVUT HOCA YOK!

Tam da 365 gün önce bu gündü. Ankara Özel Koru Hastanesi bile koruyamadı onu. Eğitim öğretim haftası başlarken, zil çalıp öğrenciler derse girerken o gecikti. Davut Hocamız niye yok diye soranlara kimse doğruyu söyleyemedi. Türküler yarım, şiirler öksüz, sazlar tutukluk yaptı.

Lenfoma hastalığına yenik düşerek Ankara’da vefat etti. Memleketi Hakkari’de, köyü Üzümcü aile mezarlığında toprağa verildi. Geride genç bir eş, 5 yaşında bir çocuk, onu seven yüzlerce öğrenci ve binlerce yakın akraba ve dost bıraktı.

Sanatçımız Kemal Çiftçi ile yakınlığımızı bilmeyen yoktur. Onun kardeşleri benimde kardeşlerim sayılır. Dün “Davut Hoca’nın ölüm yıl dönümü” deyince Üzümcü’ye aile fertleriyle gittik. Sanki bugün vefat etmiş gibi derin bir hüzün vardı. Üzerinde 1 yıl geçtiği halde acı tazeydi. Yüreklerdeki sızının hızı aynıydı.  75 yaşında olan anneleri Safe Çiftçi, baston üzerinde, torunu Kenan’ın desteğiyle kabristana giriş yaptı ve oğlunun mezarına geldi. Bastonu elinden düştü, 1 yıldır hiç dinmeyen gözyaşları yanağından süzülüverdi.

Titreyen elleriyle adının yazıldığı mezar taşını, Davut’un yanağını öper gibi her iki taraftan öptü. Üzerindeki toprağı elleriyle düzelterek yorgan misali üstünü örttü. Yeşeren çiçekleri onu koklar gibi kokladı. Aile fertleri sadece uzaktan gizli ağlayarak anne ve oğlunu izlediler. Kısık sesiyle onunla konuşmaya başladı. Ona olan özlemini haykırdı. Anne ve evlat buluşmasını büyük bir hüzünle izledim.

Hiçbir evlat mezarda bile olsa hiçbir anne ve babasının yüreğinden ölü değildir. Hava kararmak üzereydi. Veda vakti gelmişti. Oğluna “Sonra yine görüşürüz” der gibi yine yanağından yani mezar taşından öptü. Bastonunu eline aldı, oğullarının desteğiyle adım adım mezarlıktan uzaklaştı.

Her birkaç adımda bir durdu ve geriye dönerek orada yatan oğluna bakıverdi. Sessiz ağlıyor olsa da yüreğindeki çığlığını duyar gibiydim. Aile fertleri orada saatlerce Kuran-ı Kerim okudu, dua ettiler.

Öğretmen Davut Çiftçi, ömrünün en güzel çağındaydı. Çevresine gülücük saçan, türküleriyle duygulandıran biriydi. Unutmadık, unutulmadı, unutmayacağız. Şeyh Ali’ye komşu, Allah’a yakın olasın güzel kardeşim.

ce04c997-a21c-4e0e-85ba-941c47bcb0b8.jpg1d2f6b1b-1ff4-4c0f-8ce6-6211d7e569fa.jpg

Bu yazı toplam 3514 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
4 Yorum
Hakan Taş Arşivi

Kırıkkale-Hakkari kitap kokusu!

09 Şubat 2026 Pazartesi 10:57

Cancağızım!

03 Şubat 2026 Salı 12:01

Hakkari’de Rojava toplantısı!

02 Şubat 2026 Pazartesi 12:39

HAKKARİ BENİM SEVDAM!

27 Ocak 2026 Salı 12:51

Taziyelerimiz için ufak bir önerim!

19 Ocak 2026 Pazartesi 12:30

1 rektör 30 gazeteci!

16 Ocak 2026 Cuma 15:29

Nübar-kar tanesi-kahvaltı!

15 Ocak 2026 Perşembe 08:45

MASA BOŞ MAKAM DOLU!

13 Ocak 2026 Salı 12:09

HAKKARİ’DE STK’LAR!

12 Ocak 2026 Pazartesi 11:32

Hem şanlı hem urfa!

29 Aralık 2025 Pazartesi 12:30