Hakkarili Cingöz
Yol Değil, Bir Şehrin Hikâyesi
Bazen bir yol, sadece iki şehir arasındaki mesafe değildir. Bazen bir yol; sabrın, mücadelenin ve kaderin adıdır. Hakkari-Van karayolu da işte tam olarak böyle bir hikâyeyi anlatıyor bugünlerde.
Yağmur yağdı… Toprak doydu… Ama sonra o toprak yerinden oynadı. Akçalı köyü yakınlarında başlayan heyelan, sadece yolu kapatmadı; bir şehrin nefesini de daralttı. İnsanlar yolda kaldı, ekipler seferber oldu, makineler toprağa karşı direndi. Ama doğa, gücünü bir kez daha hatırlattı: “Ben buradayım” dedi.
Karayolları, İl Özel İdaresi, belediye, DSİ… Hepsi sahadaydı. Geceler gündüze karıştı. Yetkililer, mühendisler, işçiler… Hatta ilin yöneticileri bile o karanlık gecelerde yol kenarında sabahladı. Çünkü mesele sadece bir yolu açmak değildi. Mesele, bir şehrin dış dünyayla bağını koparmamaktı.
Ama gerçek şu ki; bu yaşananlar ilk değil. Ve belli ki son da olmayacak.
Heyelan durmadı. Toprak hareketliydi. Her açılan yol, yeniden kapanma riski taşıyordu. İş makineleri bile zaman zaman çaresiz kaldı. İşte tam o noktada, insan aklı devreye girdi. Alternatif yollar açıldı. İki ayrı noktadan yeni güzergâhlar oluşturuldu. Ve herkes derin bir nefes aldı… “Şimdilik” diyerek.
Ama bu “şimdilik” kelimesi, aslında meselenin özeti.
Çünkü bu şehir artık geçici çözümlerle yaşamak istemiyor. Her yağmurda aynı korkuyu yaşamak istemiyor. Her heyelanda yeniden başa dönmek istemiyor.
İşte tam bu noktada yıllardır konuşulan, zaman zaman gündeme gelen ama bir türlü somut adım atılamayan bir gerçek yeniden karşımıza çıkıyor: Berçelan Yolu.
Berçelan hattı, sadece alternatif bir güzergâh değil; aynı zamanda Hakkari’nin kaderini değiştirebilecek bir projedir. Bu yol hayata geçtiğinde, Hakkari ile Van arasındaki mesafe yaklaşık 110 kilometreye düşecek. Ama asıl önemli olan mesafenin kısalması değil; riskin azalmasıdır.
Çünkü mevcut yol, her yağışta heyelan tehdidi altında. Her geçiş bir belirsizlik, her yolculuk bir tedirginlik taşıyor. Oysa Berçelan Yolu, daha güvenli bir hat olarak yıllardır dile getiriliyor. Bugün yaşananlar ise bu ihtiyacın artık ertelenemez olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Sivil toplum kuruluşları konuşuyor, vatandaşlar aynı talebi dile getiriyor. Sosyal medya tek bir cümlede birleşiyor:
“Berçelan yolu yapılmalı.”
Bu sadece bir talep değil, bir zorunluluktur.
Sayın Vali’nin de ifade ettiği gibi, yaşananlar bir doğal afet. Buna kimsenin itirazı yok. Ama doğal afetlere karşı hazırlıklı olmak, alternatifler üretmek ve kalıcı çözümler geliştirmek de bir o kadar önemli.
Artık mesele şudur:
Her yağmurda kaderimizi mi bekleyeceğiz, yoksa kaderimizi değiştirecek adımlar mı atacağız?
Hakkari bunu fazlasıyla hak ediyor.
Çünkü bu şehir, zor şartlara rağmen ayakta kalmayı bilen bir şehir. Ama artık sadece ayakta kalmak değil, güvenle ilerlemek istiyor.
Ve bazen bir yol…
Gerçekten sadece bir yol değildir.