Allah’a güveniyorsanız bilin ki en güçlü sizsiniz

Allah’a güveniyorsanız bilin ki en güçlü sizsiniz

Kaynak:Muhammed Mehdi Aydın

Dr. Abdulcabbar Boran, Sevgili kardeşlerim, Allah’a sonsuz hamd ve şükrederiz ki Allah’tan bahsetmek üzere bir aradayız; sizler, biz ve Allah bir mutluluk üçgenindeyiz, bir güzelliği yaşıyoruz.

Allahû Tealâ diyor ki: “Hangi şartların içinde olursanız olun Bana güvenin, tevekkül edin. O zaman en güçlü sizsiniz.” (ÂLİ İMRÂN-160). Neden en kuvvetli biziz? Biz kuvvetli olduğumuz için mi? Asla! Ama sahibimiz Allah bizimle birlikte. Sahipsiz değiliz. En kuvvetli O, kâinatı yaratan Allah!

İnsanlar her sene birtakım musîbetlerle imtihan edilir. Her imtihan, hayra açılan bir kapıdır. Allahû Tealâ, musîbetler karşısında ne yapacağınızı size göstermek üzere sizlere bir kapı açar: “Ve onlar, senede bir veya iki kere imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra tövbe etmiyorlar (Allah’a yönelmiyorlar) ve onlar zikir yapmıyorlar (Allah’ın ismini ardarda tekrar etmiyorlar).” (TEVBE-126).

İmtihanları sakın mutsuzluğun belirtileri olarak düşünmeyin. İnsanlar, hoşlarına giden olayları hayır, onları üzen olayları şer olarak kabul ederler. Ama Allah’ın ölçüsü böyle değildir. Allah’a göre; bize derecat kazandıran olaylar hayır, bize derecat kaybettiren olaylar şerdir: “Savaş, o sizin için kerih olsa da (hoşunuza gitmese de) üzerinize farz kılındı. Ve hoşlanmayacağınız bir şey olur ki, o sizin için bir hayırdır. Ve seveceğiniz bir şey olur ki, o sizin için bir şerdir. Ve (bütün bunları) Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (BAKARA-216). Önemli olan, olayların hoşunuza gitmesi veya gitmemesi değil, size derecat kazandırması veya kaybettirmesidir. Derecat hayatınızın en önemli ölçeğidir; çünkü kazandığınız dereceler kaybettiğiniz dereceleri aşarsa gideceğiniz yer cennettir.

Bakınız hadis-i şerifte şöyle buyruluyor: "Hayret edilir mü'minin haline. Üzücü bir olayla karşılaşsa sabreder kazanır, sevindirici bir olayla karşılaşsa şükreder yine kazanır.” Yani mümin bu özel vasfı sayesinde her olayı hakkında hayra çevirebilir. Böylece tevekkül ve teslimiyeti ona hep kazandırır, hiç kaybettirmez."

Tasavvufun temel amacı, olayların üzerinizdeki negatif tesirinin yok edilmesidir. Olaylar gene devam ederler ama size bir tesir icra edemezler. Her şey öylesine güzel ki, eğer O’nunla beraber iseniz! Eğer huzursuzsanız, mutsuzsanız, sıkıntılıysanız bir yanlışlık var sizde; Allah’la beraber değilsiniz, şeytanla berabersiniz. İşte o huzursuzluktan, mutsuzluktan sizi alacak şey, iradenizle vücuda getireceğiniz bir dilektir.

Allah’a bir dilekçe yazacaksınız kalbinizde: “Ya Rabbi! Ben Sana ulaşmak istiyorum. Öldükten sonra zaten Sana dönecek olan ruhumu, ben Senin emrin üzere ölmeden evvel Sana ulaştırmak istiyorum. Ben Senin, Allah’ımın, Rabbimin evliyası olmak istiyorum.” Tevekkül müessesesi, işte bu dilekle, Allah’a ulaşmayı dilemekle başlar. Yüce Rabbimiz buyuruyor ki:

“Onlar ki, kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” derler. İşte onlar (dünya hayatında Allah’a mutlaka döneceklerinden emin olanlar) ki Rab’lerinden salâvât ve rahmet onların üzerinedir. İşte onlar, onlar hidayete ermiş olanlardır.” BAKARA-156, 157

Dünya hayatını yaşarken Allah’a mülâki olmayı, ruhunuzu Allah’a ulaştırmayı diliyorsanız siz tevekkül sahibisiniz. Sadece tevekkül Allah’la ilişkilerinizi sonuna kadar götürebilir. İslâm 7 safha 4 teslimden oluşur. Bu kalbî dilekle Allah sizi, sizin için tayin ettiği mürşide ulaştırır. Mürşide tâbiiyetinizle birlikte teslimler yaşanır. Kişi Allah’a güven duyuyorsa Allah’a ruhunu teslim edecektir. Kişi Allah’a güven duyuyorsa fizik vücudunu teslim edecektir. Kişi Allah’a güven duyuyorsa nefsini teslim edecektir.

Tevekkül, vekil tayin etmek demektir. Her konuda size yardım etmesi istikametinde Allah’ı vekil tayin ediyorsunuz. Sizin adınıza hareket etme yetkisini O’na veriyorsunuz. Bu, O’na duyduğunuz güvenin sonucudur. Siz Allah’a daha çok güvendikçe Allah da size daha çok güvenir ve daha çok ihsanda bulunur. Günlerden bir gün öyle bir noktaya ulaşırsınız ki; kendinize ait olduğunu zannettiğiniz ama gerçekte zaten Allah’a ait olan her şeyi Allah’a teslim edersiniz ve kâinatın en sağlam zemininde yaşarsınız.

İşte bu evrensel macera Allah’a ulaşmayı dilemekle başlar. Allah’a ulaşmayı dileyin, Allah’a tevekkülle bağlanın sevgili kardeşlerim. Allah hepinizden razı olsun. Sizleri çok ama çok seviyoruz, kalbimizden.

DR. ABDULCABBAR BORAN

www.acboran.com

www.ibrahimlive.com

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.