Uz. Psikolog Eda Tanyürek Keskin

Uz. Psikolog Eda Tanyürek Keskin

İNTİHAR (ÖZKIYIM)

İntihar, bireyin bilinçli şekilde yaşamını sonlandırmasıdır. Bu davranış genellikle umutsuzluk, çaresizlik, ağır depresyon, travmalar veya ciddi psikolojik rahatsızlıklar sonucunda gelişir.

2024 yılı TÜİK verilerine göre:

4.460 kişi, intihar sonucu yaşamını yitirdi.

Bu sayı, bir önceki yıl (2023) 4.089’du; 2024’te ciddi bir artış gözlendi. Her 100.000 kişiden 5,22’si intihar nedeniyle hayatını kaybetti ki bu tarihsel olarak en yüksek düzeydir.

İntiharlar çok yönlü nedenlerle ortaya çıkar. Genellikle birden fazla etkenin birleşimiyle oluşur. Temel nedenlerden bazıları şunlardır:

1. Psikolojik nedenler:

- Depresyon (en sık görülen)

- Bipolar bozukluk

- Anksiyete bozuklukları

- Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)

- Kişilik bozuklukları (özellikle borderline)

2. Sosyal nedenler:

- Yalnızlık, dışlanmışlık hissi

- Aile içi sorunlar, boşanma, kayıplar

- İşsizlik, ekonomik kriz

- İlişki problemleri

3. Biyolojik nedenler:

- Beyin kimyasındaki (serotonin vb.) dengesizlikler

- Genetik yatkınlık

4. Diğer:

- Madde veya alkol bağımlılığı

- Kronik fiziksel hastalıklar (özellikle ağrılı veya ölümcül olanlar)

- Travmatik yaşam olayları (taciz, şiddet, ani kayıplar)

Unutmamalıdır ki İntihar düşüncesi ciddi bir durumdur. Bu düşünceleri yaşayan kişiler mutlaka bir uzmandan yardım almalıdır. Destek, zamanında müdahale ve doğru tedavi ile intihar önlenebilir.

Küçük Yerleşim Yerlerinde İntiharların Yaygınlığının Nedenleri

İntihar, bireyin yaşadığı psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlarla başa çıkamaması sonucu ortaya çıkan trajik bir durumdur. Özellikle küçük yerleşim yerlerinde intihar vakalarının daha sık görülmesi, birçok faktörün bir araya gelmesiyle açıklanabilir.

1. Sosyal Baskı ve Mahalle Baskısı

Küçük yerlerde herkes birbirini tanır. Bireylerin özel hayatları sıklıkla toplumun ilgisine maruz kalır. Dedikodu, dışlanma korkusu ve “el âlem ne der” düşüncesi, bireylerin içsel sıkıntılarını bastırmasına, yardım arayamamasına ve yalnızlaşmasına neden olabilir.

2. Ruh Sağlığına Erişim Sorunları

Küçük yerlerde iş olanakları sınırlıdır. Özellikle gençler için gelecek kaygısı, işsizlik, maddi sıkışmışlık gibi problemler zamanla umutsuzluğa dönüşebilir. Bu durum, psikolojik dayanıklılığı zayıflatır.

3. Mahremiyet Eksikliği ve Stigmatizasyon

Yardım arayan bir bireyin toplum içinde etiketlenmesi endişesi, özellikle küçük yerlerde çok güçlüdür. “Psikoloğa gidiyor” şeklinde damgalanma korkusu, kişileri içe kapanmaya ve sorunlarını gizlemeye iter.

4. Ekonomik Sıkıntılar ve İşsizlik

Küçük yerlerde iş olanakları sınırlıdır. Özellikle gençler için gelecek kaygısı, işsizlik, maddi sıkışmışlık gibi problemler zamanla umutsuzluğa dönüşebilir. Bu durum, psikolojik dayanıklılığı zayıflatır.

5. Eğitimsizlik ve Ruh Sağlığı Konusunda Bilinç Eksikliği

Depresyon, kaygı bozuklukları veya travmalar gibi ruhsal problemler genellikle yanlış anlaşılır. “Şımarıklık”, “zayıflık” ya da “iman eksikliği” olarak yorumlanabilir. Bu yanlış yaklaşımlar, bireyin kendisini suçlamasına ve yardım almamasına neden olur.

6. Yalnızlık ve Toplumsal İzolasyon

Kendini farklı hisseden, fikirleriyle, yaşam tarzıyla toplumdan ayrışan bireyler yalnızlaşabilir. Bu yalnızlık da zamanla psikolojik yük haline gelir.

NELER YAPILMALIDIR?

- Ruh sağlığı eğitimi toplum genelinde artırılmalı.

- Okullarda, üniversitelerde psikolojik destek hizmetleri yaygınlaştırılmalı.

- Kırsal ve küçük yerlerde psikolojik danışma merkezlerine ulaşım kolaylaştırılmalı.

- Medyada intihar haberleri hassasiyetle, özendirici olmayan şekilde verilmelidir.

- Aileler ve öğretmenler, erken sinyalleri tanıyabilmek için bilinçlendirilmelidir.

- Özellikle gençlerin ve dezavantajlı bireylerin psikolojik sağlığını koruyacak önlemlerin alınması hayati önemdedir.

Uzman desteği sağlamak: Psikolog, psikiyatrist veya sosyal hizmet uzmanından yardım almak hayati önem taşır.

Yalnız bırakmamak: Özellikle kriz anlarında kişi yalnız bırakılmamalıdır.

Umudu yeniden inşa etmek: Gelecek planları yapmak, küçük hedeflerle başlamak faydalıdır.

Farkında olmak: Sessiz yardım çağrılarını fark etmek çok önemlidir. Yakınlarımızdaki duygusal değişimleri ciddiye almalıyız.

Empati kurmak: Yargılamadan, nasihat vermeden dinlemek güçlü bir destektir.

BAZEN KÜÇÜK BİR DOKUNUŞUN NELER DEĞİŞTİREBİLECEĞİNE DAİR KÜÇÜK BİR VAKA HİKAYESİ;

“Uçurumun Kenarındaki Mektup”

Mert 22 yaşındaydı. Üniversiteyi şehir dışında okuyor, dışarıdan bakıldığında “güler yüzlü, neşeli, esprili” biri olarak tanınıyordu. Ama kimse onun geceleri ne kadar ağladığını, sabaha kadar uyuyamadığını, aynada gözlerinin altındaki yorgunluğa bile alıştığını bilmiyordu.

Ailesine yük olduğunu düşünüyordu. “Herkes bir şeyler başarıyor, ben neden bu kadar eksik hissediyorum?” diye soruyordu kendine. Sosyal medyada herkes parlak hayatlar yaşarken o, sabah yataktan kalkmayı bile başaramadığı günler geçiriyordu.

Bir gün herkese veda etmeye karar verdi. Arkadaşlarına “seni seviyorum” mesajları attı. Odasına geçip son bir mektup yazdı:

"Ben kötü biri değilim, sadece çok yoruldum. Hiç kimseyi suçlamayın. Keşke biri içimdeki karanlığı görebilseydi. Ama artık sustum."

Tam mektubu bıraktığı sırada telefon çaldı. Bir arkadaşından gelen mesajda sadece şu yazıyordu:

"Bugün sürekli aklımdan geçiyorsun. Nasılsın, gerçekten? Benim için kıymetli olduğunu unutma."

Mert, titreyen elleriyle mesajı okudu. Birkaç saniyeliğine bile olsa birinin onu düşündüğünü hissetti. Ağlamaya başladı. Kararından vazgeçmedi belki ama o geceyi atlattı. İçindeki kocaman değersizlik duygusu yerine birilerinin de seni düşünüyorum mesajı belki de hayat kurtarmıştı. Mert sonraki süreçte sosyal destek merkezine gitmeye karar verdi.

İntihar düşüncesi olan birey bazen tek bir mesajla, tek bir farkındalıkla hayata tutunabilir. Görünenin ardında ne yaşandığını kimse tam bilemez. Küçük bir ilgi, birinin hayatını kurtarabilir. Bazen bizim için önemi olmayan bir cümlenin sesi karşı tarafta çok uzun süre yankılabilir ve bu şekilde birbirimizi iyileştiredebiliriz daha kötü de edebiliriz.

İntiharın önüne geçmek mümkündür. Sessiz kalan birine uzanacak bir el, söylenecek birkaç kelime bile hayat kurtarabilir. “Yanındayım” demek bazen en güçlü terapidir. Bütün halkımızı sosyal dayanışmaya davet ediyorum beraber yaralarımızı saralım, özkıyımı değil beraber iyileşmeyi seçelim..

SEVGİYLE KALIN..

Bu yazı toplam 320 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Uz. Psikolog Eda Tanyürek Keskin Arşivi