Nevzat Kızılban
Osman Zeydan'ın ardından
"Soyadı Zeydan, Adı Hakkari’ydi..."
Bazı insanlar vardır ki, gidişleri sadece bir ailenin ocağını değil, koca bir coğrafyanın hafızasını sarsar. 4 Mart 2022 tarihinde Hakkari’nin karlı dağlarından yankılanan o acı haber, sadece Pinyanişi Aşiretler Konfederasyonu’nu yasa boğmadı; İran’dan Irak’a, Suriye’den Anadolu’nun dört bir yanına uzanan koca bir gönül coğrafyasını öksüz bıraktı. Bugün, bölgenin bilge ismi, barışın sarsılmaz mimarı Osman Zeydan Ağa’nın aramızdan ayrılışının dördüncü yılı. O, toprağa değil, yüz binlerin yüreğine gömülen bir "asır"dı.
Kadim Bir Kültürün Son Sancaktarı
Bölgenin binlerce yıllık sosyo-kültürel dokusunda aşiret yapısı, bazen yanlış anlaşılan, bazen de yıpratılan bir kavram olmuştur. Ancak Osman Zeydan Ağa, bu yapının asıl hüviyetini şahsında somutlaştıran bir abideydi. O, ağalığı hiçbir zaman bir tahakküm ya da güç gösterisi olarak görmedi. Onun lügatinde ağalık; birleştirici olmak, koruyup kollamak ve halkın derdiyle dertlenmek demekti.
93 yıllık ömrü boyunca bir kez bile "ben ağayım" demeden, halkı tarafından o makama layık görülerek yaşadı. Kapısı, tıpkı gönlü gibi herkese sonuna kadar açıktı. Sofrasında tek başına yemek yemeyi kendisine zul sayan, misafirinden daha yüksekte oturmayı nezaketsizlik addeden bu yüce gönüllü insan, babası Kerem Ağa’dan devraldığı o asil sancağı lekeletmeden evlatlarına miras bıraktı.
Barışın Kanun Hükmündeki Sözü
Osman Zeydan Ağa denilince akla gelen ilk ve en güçlü kavram *"Barış"*tır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun en hassas meselelerinde, aşiretler arası husumetlerde veya ailevi kırgınlıklarda onun varlığı, fırtınalı denizde sığınılacak güvenli bir limandı. Eğer bir meseleye Osman Ağa müdahil olmuşsa, orada akan sular durur, intikam yeminleri yerini kucaklaşmaya bırakırdı.
Tıpkı ağabeyi merhum Ahmet Zeydan ve kardeşi merhum Mustafa Zeydan gibi, o da ömrünü halkının huzuruna vakfetti. Kendi acılarını, hastalıklarını ve yorgunluğunu bir sır gibi sakladı; çevresine her daim o karakteristik hoşgörü çizgileriyle bezeli, güleç yüzünü sundu.
4 Mart 2022: Büyükçiftlik’in En Uzun Günü
Dört yıl önce bugün, Ankara’dan gelen o kara haberle Büyükçiftlik simsiyah kesildi. O gün yaşanan mahşeri kalabalık, bir insanın bir halk tarafından nasıl sevilebileceğinin yaşayan kanıtıydı:
* Sınırları Aşan Bir Yas: Konvoyun ucu Yüksekova’dayken sonu Başkale’ye dayanmıştı. Kar, kış, fırtına demeden yollara düşen on binler, sadece bir taziye için değil, bir "ata"ya son görevlerini yapmak için oradaydı.
* 200 Bin Yürek: Bir hafta içinde taziyeye gelen yüz binlerce insan, Zeydan ailesinin acısını kendi acısı bildi.
* Dağlarda Yankılanan Helallik: "Hakkınızı helal ediyor musunuz?" sorusuna verilen o gür yanıt, sadece cami avlusunda kalmadı; Hakkari’nin sarp dağlarında yankılanarak tarihe not düşüldü.
Ulvi Bir Miras: İnsanlık Onuru
Bugün Osman Ağa, çok sevdiği kardeşleri ve atalarıyla ebedi alemde buluşurken; bizlere dürüstlüğün, mertliğin ve yurtseverliğin ne olduğunu hatırlatan vakur bir duruş bıraktı. O, sadece bir aşiret lideri değil; nezaketiyle, yardımlarıyla ve mazlum milletine olan sarsılmaz bağlılığıyla bir *"insanlık vesikası"*ydı.
Zaman geçer, isimler silinir; ancak Osman Zeydan ismi Hakkari’nin her karış toprağında, barışın hüküm sürdüğü her sofrada ve edilen her duada yaşamaya devam edecektir.
"Soyadı Zeydan, adı Hakkari’ydi..."
Vefatının 4. yıl dönümünde, bu koca çınarı rahmetle ve minnetle anıyoruz. Zeydan ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar diliyoruz. Ruhu şad, mekanı cennet-i âlâ olsun.
Merhumun Ruhuna El-Fatiha!
Nevzat Kızılban
İBB Mühendis İSG uzmanı koordinatör