Leyla Sapmaz
Geleceğin firarileri
Her sabah okul zili çaldığında, o sese yetişemeyen binlerce çocuk var. Onlar, "okul terki" istatistiklerine birer rakam olarak girseler de aslında her biri sönen bir yıldız. Biz bu çocukları sadece sıralardan değil, hayattan da düşürüyoruz. Okuldan kopuş, bireysel bir tercih değil; toplumsal bir iflastır.
Çocuklar okulu neden terk eder? Cevap genellikle "ekonomik yetersizlik" denilerek geçiştirilir. Oysa bu buzdağının görünen yüzüdür.
Müfredat, çocuğun ruhuna dokunmalı ilk olarak. İkinci olarak, akran zorbalığı. Sınıfın içinde bir hayalet gibi yaşamak zorunda kalan çocuğun, dışarıdaki tehlikeyi içerideki aşağılanmaya tercih etmesi.
Ve geleceksizlik kaygısı...
"Okusam da ne olacak?" sorusuna verilemeyen tatmin edici yanıtlar.
Doğa boşluk kabul etmez.. Bir çocuğun elinden kalemi aldığınızda, o boşluğu sokak doldurur. Okul terkleri ile suç oranları arasındaki ilişki bir doğru orantıdan fazlasıdır. Bu bir suç besleme mekanizmasıdır. Okuldan kopan çocuk; aidiyet arar, takdir edilmek ister ve bir "güce" sığınma ihtiyacı duyar. Çeteler, uyuşturucu ağları ve illegal yapılar, bu çocuklara okulun vermediği "statüyü" ve "korumayı" vaat eder. Bugün okul terkini durduramazsak, bu çocukları cezaevleri büyütmek zorunda kalır.
Gerçek kurtuluş, sistemi çocuğun etrafında yeniden inşa etmektir.
Yetenek Pasaportu gibi bir sistem ile, çocuğun kendine has becerisini belgeleyen bir sistem kurulabilir. Matematik yapamayan ama motor tamirinde dahi olan bir çocuk "başarısız" sayılmamalı, tam tersine, o motorun başında "usta" sıfatıyla eğitilmelidir.
Mobil eğitim timleri ve sokak öğretmenliği aktifleştirilebilir. Öğretmen sadece okulda bekleyen kişi olmamalı. Risk altındaki bölgelerde "Eğitim Dedektifleri" oluşturulmalı/kurulmalı; çocuk gelmiyorsa, eğitim çocuğun kapısına gitmelidir. Bir çocuk üç gün okula gelmediği zaman "asayiş meselesi" gibi durum ciddiye alınmalıdır.
Okuldan kopan bir çocuğun en büyük ihtiyacı, ona inanan bir yetişkindir. Mahalledeki başarılı esnaflar, emekli öğretmenler veya sanatçılarla çocukları eşleştiren "Hayat Abiliği/Ablalığı" sistemi yasal ve güvenilir, denetimli bir zeminle teşvik edilmelidir.
Geleneksel eğitim saatlerine uyamayan gençler için, dijital tabanlı ama sosyal merkezli "Gölge Okullar" açılmalıdır.
Kurtuluş, çocuğa "sen değerlisin, gereklisin" mesajını verebilmektir. Biz okul koridorlarını sokakların cazibesinden daha renkli , daha güvenli ve daha umut verici hale getirmeliyiz. Bu savaşta yenilmemeliyiz.
Bir çocuğu kurtarmak, bir suçluyu ıslah etmekten daha kolaydır. Bugün o okul kapısından dışarı süzülen çocuk, yarın kapımızı çalacak olan "kaderimizdir". Ya elinden tutacağız ya da sonuçlarına katlanacağız.