Kardeş olmak
Kaynak:Perihan Önal
Peygamber Efendimiz “Kardeş olun” diyorsa bu, Allahû Tealâ’nın insanlar için tayin ettiği bir hedeftir. Yaratılış gayemiz kardeş olmaktır. Hz. Ali (R.A) diyor ki: “Ya dîn kardeşiyiz ya insan kardeşiyiz. Ama kardeşiz.” Eğer anneden-babadan kan kardeşi olarak meseleyi ele alırsanız, o zaman burada yaya kalırız sevgili kardeşlerim.
Çünkü ilk insan olan Âdem (R.A) babamızın iki çocuğundan bir tanesi Habil, diğeri Kabil; ikisi de aynı anne aynı babanın öz çocuklarıydı. Fakat Habil takva sahibi olmasına karşılık, Kabil takva sahibi olamadı. Olamadığı için de kan kardeşi olmasına rağmen Habil'i öldürdü ve yeryüzünde ilk kan dökülmesi bu sebeple gerçekleşti.
Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in de emrettiği ‘kardeş olun’ olayı; aramızdaki husumeti, düşmanlığı, öfkeyi, kini, nefreti tamamen devreden çıkartmak; sevgiye dayalı, mutluluğa dayalı kardeş olmaktır. Bu kardeşlik mümkün müdür? Mümkün ve de çok kolaydır Herkesin arzusu bu ise, Rabbimizin de bizler için tayin ettiği hedef bu ise, bu kardeşlik nasıl gerçekleşebilir? Hemen Âli İmrân Suresinin 103. âyet-i kerimesine bakıyoruz:
3/ÂLİ İMRÂN-103: Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.
Bu âyet, bizler için kardeş olmak konusunda rehberlik edecek yegâne âyettir. Allah'ın ipine sarılmak, fırkalara ayrılmamak, Allah’ın nimetini hak etmek ve böylece kardeş olmak…
Peygamber Efendimiz (S.A.V) fırkalara ayrılmak konusunda şöyle buyurmuştur: “Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak, 72 tanesi cehenneme gidecek. Kurtuluşa ulaşan bir tek fırka var; Fırka-i Naciye.” Sahâbe sual soruyor: “Ya Resûlullah, o Fırka-i Naciye kimlerden oluşuyor?” Resûlullah'ın cevabı: “Ben ve sizin gibi Sıratı Mustakîm’de olanlar.” (K: Kütüb-i Sitte Ebu Davud)
Bu hadîs-i şerif ile Âli İmrân Suresinin 103. âyet-i kerimesi arasında bir ilişki mevcuttur. Allah’ın hedef gösterdiği tek fırka, Fırka-i Naciye’dir. Fırkalara ayrılmamanın yolu yani Fırka-i Naciye içinde olmanın yolu da ruhumuzu Allah’a yaşarken ulaştırmayı, erdirmeyi kalben dilemektir (RÛM-31,32). Bu dileği dileyenler, Sıratı Mustakîm üzere olurlar ve bu sebeple de üzerlerine nimet verilenlerden olurlar (FÂTİHA-6,7). İşte o nimet sayesinde insanların birbirlerine karşı sevgileri artar ve gerçek kardeşlik oluşur..
14 asır evvel kabile halinde yaşayan Arap bedevileri birbirine düşmandı, kan davaları vardı, aralarındaki husumet sebebiyle birçok aşiret diğerinden çok fazla adam öldürmüştü. Bırakın kardeş olmayı, birbirinin can düşmanıydılar. Sonra ne yaptılar? Bir tek şey yaptılar: Allah’a ulaşmayı dilediler ve sahâbe oldular (ZUMER-17,18). Allah’a ulaşmayı dilemek konunun başlangıcıydı. Sonra Peygamber Efendimiz (S.A.V)’e tâbî oldular (FETİH-10). ‘Allah’ zikriyle nefs tezkiyesi ve nefs tasfiyesini gerçekleştirdiler. Allahû Tealâ'nın onlar için tayin ettiği hidayet güneşi, Nebîler Sultanı Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz sayesinde Kur'ân-ı Kerim'in indirişine paralel olarak 23 senelik kısa bir süre içerisinde can dostu oldular.
8/ENFÂL-63: Ve onların kalplerinin arasını (sevgiyle) birleştirdi. Eğer yeryüzündeki şeylerin hepsini infâk etseydin (verseydin), onların kalplerinin arasını birleştiremezdin. Ve lâkin Allah, onların arasını birleştirdi. Muhakkak ki O; Azîz’dir, Hakîm’dir.
Kalplerin telif edilmesi (kalplerin sevgide birleştirilmesi) de mutlaka sizin dileğiniz üzere Allah’ın yardımı iledir. Sevgi, Allah'ın temel kanunudur. Allah sevginin kaynağıdır Mürşide duyulan sevgi de Allah sevgisinin bir yansımasıdır. Allah'ı sevenler, etrafındaki insanları da sevenlerdir.
Kim Allah’a ulaşmayı dilerse, sonra hacet namazıyla mürşidini Allah’a sorar ve Allah’ın tayin ettiği mürşide tâbî olursa, ‘Allah’ zikriyle nefs tezkiyesine başlarsa, Allah'ın ülkesinde herkesin birbirini sevdiği, birbirini mutlu ettiği, bir ve beraber olduğu, Allah'a dost olduğu bir hayatı yaşamaya başlar. İşte Allah'ın bütün insanlar için tayin ettiği hedefi budur.
Allah razı olsun.