Özgür düşüncenin pusulası, ezberlerin kulu olmak mı? Hakikatin sesi olmak mı?

Özgür düşüncenin pusulası, ezberlerin kulu olmak mı? Hakikatin sesi olmak mı?

Kaynak:Muhammed Mehdi Aydın

Özgür düşüncenin pusulası, ezberlerin kulu olmak mı? Hakikatin sesi olmak mı?

​Tarih boyunca gelişen, kendini koruyan ve geleceğini güven altına alan tüm milletler; ortak bir akıl ve vicdan merkezinde buluşmuşlardır. Bu merkez; aydınların, yazarların, düşünürlerin ve hakikat arayıcılarının eserleriyle örülmüştür.

Gelişmiş milletler, kendi milletinin düşünce insanlarına değer verir, onları dinler, eleştirilerini süzgeçten geçirir ve bu sayede hem kendi hatalarını fark eder hem de peşinden gittikleri yapıların, partilerin ya da liderlerin yanlışlarını sorgulama cesareti gösterirler. Bu sorgulama kültürü, bir milleti bilinçli kılar; yönünü ve yolunu şaşırtmaz, onu yıkımdan, ölümden ve değer yozlaşmasından korur. Daima ileriye, özgürlüğe ve onurlu bir geleceğe taşıyan pusula budur.

​Ezberlerin Kulu Olmak: Sorgulayan Aydına Karşı Salyalı İtleşmiş Taarruz
​Buna karşılık, akıl tutulması yaşayan, sorgulama yetisini tamamen yitirmiş ve belli bir odak tarafından güdülen sürü haline getirilmiş yığınlar, aydınların ve yazarların sesini kesmek için vahşi bir taarruza geçerler. Kendi iradelerini bir şahsın veya grubun ipoteğine veren bu iradesiz yığınlar, kitleler, hakikati aramak yerine, ezberletilmiş ve genellikle toplumun köklerine yabancı tezleri, siyasi, ideolojik ve pratikleri savunmayı bir ibadet gibi görürler.

​Yazarları ve aydınları hedef alarak hakaret eden, tehdit savuran ve fikirlerin özgürce ifade edilmesini engellemeye çalışan bu zihniyet, tartışmanın ve eleştirinin yerini saldırganlığa bıraktığı an toplumun ahlaki ve zihni temellerini sarsmaya başlar. Toplumsal yıkımın ve yok oluşun kapısı da tam bu noktada aralanır. Dünyadaki köklü milletler aydınlarına saygı gösterip onların eserlerini okuyarak yanlışlarını erkenden fark ederken; dogmatizmin bataklığına saplananlar ise körü körüne birer iteratif güdüyle salyalar akıtarak hakikati susturmaya yeltenirler.

​Yarım Asırlık Yıkım: Kürd Milletinin Üzerindeki Gölge
​Kürd halkının yakın tarihi, bu tehlikeli dinamiğin en ağır ve acı örneklerinden biriyle doludur. Yaklaşık yarım asırdır bu coğrafyanın kaderine ipotek koymaya çalışan ve her türlü eleştiriyi şiddetle, linçle bastıran düşman tarafından kasıtlı üretilmiş yapılar, topluma acı üstüne acı, yıkım üstüne yıkım yaşatmaktadır. Hakikati dillendiren, yanlışları masaya yatıran ve halkın özgürlüğü ile ulusal çıkarlarını korumak isteyen aydınlar susturulmaya çalışılırken; körü körüne bir liderliğe veya örgüte tapınma kültürü, halkın enerjisini ve geleceğini tüketmektedir.

​Özellikle ideolojik kalıpların ve ezberlerin dışına çıkamayan, iradesini bütünüyle devretmiş kesimler, farkında olsunlar veya olmasınlar kendi halklarının varoluş mücadelesine en büyük zararı vermektedirler. Sorgulamayan, eleştirmeyen ve sadece emredileni yapan bir zihniyetin başarıya ulaşması tarih boyunca mümkün olmamıştır; bugün de olamaz.

​Çıkış Yolu: Özgür Düşünce ve Onurlu Gelecek
​Bir milletin başının dik, geleceğinin şerefli ve onurlu olabilmesinin tek bir yolu vardır: Korkusuzca düşünen, yazan ve hakikati savunan aydınlarına sahip çıkmak.
​"Toplumlar, ezberlerin koruyucusu değil, eleştirinin ve akılcılığın takipçisi olmalıdır."
​"Fikir özgürlüğü ve entelektüel cesaret, bir halkın can ve yaşam damarıdır."

​"Hiçbir lider, örgüt veya ideoloji, halkın akıl süzgecinden ve eleştirel iradesinden muaf değildir."
​Kürd halkının ve bu coğrafyada yaşayan tüm kesimlerin, yarım asırlık yıkım döngüsünden kurtulması; ancak körü körüne itaatin reddedilmesi, özgür düşüncenin, akılcı politikanın ve aydın sorumluluğunun yeniden baş tacı edilmesiyle mümkündür. Gelecek, sürü zihniyeti ve saldırganlıkla karanlıkta kalmak isteyenlerin değil, kalemiyle ve iradesiyle aydınlığı savunanların olacaktır.

HABERE YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.