Terapist ile danışan uyumu: bu bağ terapi sürecinde neden belirleyici sayılır
Kaynak:Perihan Önal
Alanyazında çalışma ittifakı adıyla ele alınan bu ilişki genellikle üç bileşenle tarif edilir: neyin üzerinde çalışılacağında anlaşma, nasıl çalışılacağında anlaşma ve bu ikisini taşıyacak güven.
Bağın belirleyici sayılmasının nedeni terapiyi keyifli hale getirmesi değil, sürecin hammaddesini mümkün kılmasıdır. Danışanın anlatmadığı şey üzerinde çalışılamaz. Anlatmayı mümkün kılan da yöntemin adı veya seansın uzunluğu değil, söylenenin yargılanmadan karşılanacağına dair kurulmuş beklentidir.
Terapide uyum neyi karşılar, neyi karşılamaz
Uyum sözcüğü gündelik kullanımda benzerlik çağrıştırır: aynı şeylere gülmek, aynı dünya görüşünü paylaşmak, hiç zorlanmadan konuşabilmek. Terapideki ölçü bu değildir. Danışan ile terapist arasındaki mesafe sürecin bir parçasıdır ve sınırları belirli bir çalışma ilişkisi, arkadaşlığa benzeyen bir yakınlıktan daha işlevseldir. Bunun pratik sonucu şudur: ilk seanslarda kendini çok rahat hissetmek de, biraz gerilmek de tek başına uyum ölçüsü sayılmaz.
Uyum sanılan durum | Terapideki gerçek karşılığı |
Terapistle her konuda aynı fikirde olmak | Hedefte ve yöntemde anlaşmak, ayrıntıda farklı düşünebilmek |
Her seanstan iyi hissederek çıkmak | Konuşulanın seans bittikten sonra da işlemeye devam etmesi |
Kişisel yakınlık ve arkadaşlık kurmak | Sınırları belirli, öngörülebilir ve gizliliği korunan bir çalışma ilişkisi |
Terapistin çok konuşması ve hemen çözüm önermesi | Söylenenin doğru anlaşıldığının geri bildirimle görülebilmesi |
İlk görüşmede tam olarak rahatlamak | Rahatlamanın tekrar eden görüşmeler içinde kurulması |
Bu bağ süreci hangi noktalarda taşır
Terapötik ilişkinin etkisi tek bir anda değil, sürecin birbirinden farklı noktalarında görünür hale gelir.
- Anlatım genişler. Utanç, öfke veya suçluluk taşıyan başlıklar, ilişki bunları taşıyabildiğinde gündeme gelir.
- Devamlılık korunur. Zor bir seansın ardından ortaya çıkan bırakma eğilimi, kurulmuş bir bağ varsa doğrudan konuşulabilir hale gelir.
- Seans dışı deneme mümkün olur. Yeni bir davranışı denemek risk almayı gerektirir ve bu risk çoğunlukla ilişkiye güvenerek alınır.
- Yön düzeltilebilir. Hedefin değiştiğini veya yöntemin işlemediğini söyleyebilen danışan, sürecin yeniden planlanmasını da mümkün kılar.
Bu maddelerin hiçbiri bağın tek başına sonuç ürettiği anlamına gelmez. İlişki, üzerinde çalışılacak malzemenin ortaya çıkmasını ve yöntemin uygulanabilmesini sağlayan zemindir; zemini sonuçla aynı şey saymak yanıltıcı olur.
Uyumun kurulup kurulmadığı ilk görüşmelerde nasıl görünür
İlk görüşme çoğunlukla bir değerlendirme oturumudur: zorluğun ne zaman başladığı, hangi durumlarda arttığı ve bugüne kadar neyin işe yaradığı konuşulur. Aynı oturum, danışanın da gözlem yaptığı yerdir. Gözlenebilir işaretler soyut bir his değil, somut sorulardır.
- Anlattığınız şey, farklı sözcüklerle ve eksiltilmeden size geri geliyor mu?
- Çerçeve açık mı: görüşme sıklığı, gizliliğin sınırları, iptal ve devam kuralları konuşuldu mu?
- Yöntemle ilgili sorularınıza anlaşılır bir cevap alabiliyor musunuz?
- İtiraz ettiğinizde ilişki geriliyor mu, yoksa itirazın kendisi de konuşulabiliyor mu?
Bu gözlemin öncesinde bakılabilecek bilgiler de vardır. Terapistin eğitim yolu, klinik deneyimi ve hangi yaklaşımlarla çalıştığı ilk görüşmeden önce kontrol edilebilir. Mersin ve online görüşmelerde bireysel, ergen, çift ve aile terapisi yürüten furkan lenk, psikoloji lisansını İstanbul Bilim Üniversitesi'nde tamamladı, klinik psikoloji yüksek lisansını İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde yaptı ve 2016 yılından bu yana yetişkin, ergen ve çiftlerle terapi süreçleri yürütüyor; Türk Psikologlar Derneği üyesidir ve 2025 yılında derneğin il temsilciliği görevini yürüttü. Bu tür bilgiler uyumu kendiliğinden sağlamaz, ancak ilişkinin kurulacağı çerçeveyi önceden görünür kılar.
Rahatsızlık her zaman uyumsuzluk değildir
Terapide ortaya çıkan zorlanma hissi çoğu zaman ilişkinin bozulduğuna değil, üzerinde çalışılan konunun ağırlaştığına işaret eder. Uzun süredir kaçınılan bir başlığa yaklaşıldığında seansa gitmek istememek olağandır. Bu iki durumu ayırmanın pratik yolu, hissi tahmin etmeye çalışmak değil, seans içinde dile getirmektir.
İlişkideki gerilimin konuşulabilmesi sürecin dışında bir arıza değil, doğrudan malzemesidir. Danışanın anlaşılmadığını, aceleye getirildiğini veya değerlendirildiğini hissettiğini söyleyebilmesi ve bunun savunmaya geçilmeden ele alınması, bağın onarılabildiğini gösterir.
Uyum gerçekten kurulmuyorsa süreci sessizce bırakmak yerine bunu görüşmede söylemek daha işlevlidir. Başka bir uzmanla devam etmek meşru bir seçenektir ve kişisel bir başarısızlık olarak okunmaz; hangi çerçevenin uygun olduğunun birlikte belirlenmesi zaten sürecin parçasıdır.
Bu tartışmanın dışında kalan bir durum vardır. Kendine zarar verme düşüncesi veya yaşamsal risk taşıyan bir tabloda öncelik ilişkinin niteliğini tartışmak değildir; acil durumda 112 aranır ve en yakın acil servise başvurulur. Psikiyatrik değerlendirme gerektiren durumlarda hekime yönlendirme yapılır, çünkü ilaç kararı psikoloğun yetki alanında değildir.
Çalışılan yaklaşım bu ilişkiyi nasıl kullanır
Terapötik ilişki her yaklaşımda aynı işi görmez. Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi ve Varoluşçu Terapi bu bağı farklı yerlerde devreye sokar.
- Bilişsel Davranışçı Terapi'de ilişki bir işbirliği zeminidir. Düşünce, duygu ve davranış döngüsünü birlikte gözlemlemek ve seans dışında deneme yapmak, danışanın süreci kendi üzerinde uygulamasını gerektirir.
- Şema Terapi'de ilişki aynı zamanda gözlem alanına dönüşür. Çocuklukta oluşan ve yetişkinlikte tekrarlayan örüntüler, terapistle kurulan ilişkide de görünür hale gelebilir ve bu görünürlük çalışmanın kendisine dahil olur.
- Varoluşçu Terapi'de karşılaşmanın kendisi konudur. Anlam, sorumluluk, yalnızlık ve seçim başlıkları soyut bir tartışma olarak değil, iki kişinin bulunduğu bir ilişki içinde ele alınır.
Tek bir ekole bağlı kalmadan yürütülen bütünleşik çalışmada bu üç kullanım biçimi arasında geçiş yapılabilir. Hangi yaklaşımın öne çıkacağı danışanın ihtiyacına göre belirlenir; görüşmelerin sıklığı ve süre de standart bir program üzerinden değil, aynı biçimde ihtiyaca göre kararlaştırılır.
Görüşme biçimi ve odadaki kişi sayısı bağı nasıl değiştirir
Uyumun kurulma biçimi, görüşmenin yapıldığı ortama ve süreçte kaç kişinin bulunduğuna göre değişir.
- Online terapi: bağ ekran üzerinden kurulur. Gizlilik ve etik çerçeve yüz yüze görüşmeyle aynıdır, ancak görüşmenin kesintiye uğramayacağı ve başkasının duymayacağı bir ortam hazırlamak danışanın da payına düşer.
- Çift terapisi: iki kişiyle aynı anda çalışma ilişkisi kurmak gerekir. Odak taraflardan birinin haklı çıkması değil, tekrar eden döngünün görünür hale gelmesidir; taraflardan biri terapistin diğerinden yana durduğunu düşünüyorsa bu doğrudan konuşulur.
- Aile terapisi: odak tek kişi değil ailenin kendisidir. Bağ, aile üyelerinin her birinin kendini temsil edilmiş hissetmesiyle kurulur.
- Ergen terapisi: ergenle kurulan ilişki ile ebeveyne verilen rehberlik ayrı yürür. Ergenin gizlilik ihtiyacı ile ailenin bilgi ihtiyacı arasındaki sınır sürecin başında konuşulur.
Uyum tek başına bir sonuç göstergesi değildir
Terapötik ilişkinin önemli sayılması, onu tek belirleyici saymayı gerektirmez. Zorlanmanın türü, desteğe ne zaman başlandığı, danışanın seans dışındaki yaşam koşulları ve yöntemin soruna uygunluğu aynı anda işler. Güçlü bir bağ yanlış hedefe doğru yürünmesini engellemez; iyi kurulmuş bir plan da ilişki taşımadığında uygulanamaz.
Pratik karşılığı şudur: uyum sorusunu ilk görüşmelerde ertelemeyin, fakat tek bir seansın hissini nihai karar saymayın. Terapiye başlamak için kriz anını beklemek gerekmez ve hangi çerçevenin uygun olduğu değerlendirme görüşmesinin sonunda birlikte belirlenir. Buradaki anlatım bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi teşhis veya tedavi yerine geçmez; tanı yalnızca yüz yüze değerlendirmeyle konulabilir.