Leyla Sapmaz
Er meydanının zarif yiğitleri: Pehlivan kadınlar
Pehlivanlık, bizim kültürümüzde yalnızca kas gücüyle, rakibi tuş etmekle açıklanabilecek sığ bir kavram değildir. O; mertliğin, asaletin, saygının ve pes etmemenin vücut bulmuş halidir. Bugün er meydanlarında ter döken pehlivan kadınlarımıza baktığımızda, aslında binlerce yıllık kadim bir ruhun yeniden şaha kalktığını görüyoruz. Onlar, gücün ve cesaretin cinsiyet tanımadığını, zarafetle harmanlanmış bir iradenin neleri başarabileceğini her müsabakada sessizce kanıtlıyorlar.
Tarihin Sütunlarından Süzülen Miras
Kadının dirayeti, tarihimizin en kıymetli köşe taşlarını oluşturur. Bizim medeniyetimizin hamurunda, zorluklar karşısında dimdik duran, bedenen veya ruhen devleşen o muazzam kadınların izi vardır:
- Hz. Hatice: Kendi ayakları üzerinde duran, vizyonuyla ve eşine verdiği sarsılmaz destekle manevi ve sosyal dirayetin en asil örneğini sergileyen bir öncü.
- Hz. Ayşe: Keskin zekâsı, ilmi ve topluma yön veren bilgeliğiyle, kadının fikir meydanlarındaki yenilmez gücünü asırlar öncesinden kanıtlayan bir rehber.
- Zübeyde Hanım: Göçlerle ve kayıplarla yoğrulan zorlu bir ömre rağmen umudunu yitirmeyen, bir ulusun kaderini çizecek o iradeyi sevgiyle ve inançla yetiştiren çelikten bir yürek.
Çayırın Tozu, Alın Teri ve Cesaret
İşte bugün dualı çayırlara çıkıp peşrev çeken pehlivan kadınlar, bu köklü mirasın günümüzdeki yansımalarından sadece biridir. Onlar, hiçbir ötekileştirmeye mahal vermeden, sakil tartışmalara girmeden, sadece "Burada, bu emeğin içinde ben de varım" deme cesaretini gösteren yürek işçileridir. Rakiplerini kavrarken gösterdikleri efor, aslında hayatın zorluklarına karşı verdikleri o tanıdık, asil mücadelenin ta kendisidir.
Geleceğe Bırakılan İz
Toplumu ayakta tutan asıl güç, kadınların o sağlam duruşudur. İster hayatın görünmez yüklerini sırtlayan bir anne, ister tarlada üreten bir emekçi, isterse er meydanında sırtı yere gelmeyen bir pehlivan olsun; hepsi aynı destanın farklı kıtalarını yazar. Pehlivan kadınlarımız, yapmacıklıktan uzak, saf ve gerçek emekleriyle sadece güreşmiyor; aynı zamanda geleceğin kız çocuklarına, kendi hayatlarının başrolünde korkusuzca yer alabilmeleri için ilham oluyorlar.
"Meydan sadece bedenin değil, yüreğin de sınandığı yerdir."