Leyla Sapmaz
Bir şehri yeniden dokumak
Eski bir sahaf dükkanın önünde durmuş, yağmurun dinmesini beklerken buldum kendimi. Yanımda, yırtık pırtık montuna rağmen dik durmaya çalışan küçük bir çocuk ve az ötede elindeki işi titizlikle yapan bir ayakkabı tamircisi vardı. O an fark ettim; bir toplumu ayakta tutan şey beton binalar değil, aramızdaki o görünmez ilmiklermiş.
Tamirci, çocuğun ıslanan ayakkabılarına bakıp sessizce bir kenara çağırdı onu. Hiçbir şey sormadı, sadece elindeki en kaliteli deriden bir parça kesip çocuğun eskiyen tabanını onardı. İşte merhamet tam olarak buydu: Acımak değil, karşıdakinin eksikliğini kendi eksikliğin bilip onarmak. Erdemli olmanın ilk şartı, bir başkasının yarasına bakarken kendi canının yanmasıdır.
Dayanışma ve kalite; geleceğin çimentosudur.
O dükkandaki usta, sadece bir ayakkabı tamir etmiyordu. O, işini en iyi şekilde yaparak kaliteli üretimin bir örneğini sergiliyordu. “Kalite”, dedi usta bakışlarımı fark edince, “Sadece lüks demek değildir evlat; kalite, bir işi kimse görmese bile en iyi şekilde yapma ahlakıdır. Eğer ben bu tabanı sağlam dikmezsem, bu çocuk yarın yine düşer. Kaliteli üretim, kaliteli bir çevreyi; o da huzurlu bir toplumu doğurur.”
Gerçekten de öyle değil mi? Dayanışma, sadece el uzatmak değildir; birbirimizin hayatını kolaylaştıracak işleri ciddiyetle ve onurla yapmaktır.
Bizler çoğu zaman barışı, savaşın yokluğu sanıyoruz. Oysa gerçek barış; her bireyin sabah uyandığında kendini güvende hissetmesi, sağlıklı bir çevreye gözünü açması ve insan onuruna yaraşır bir refah içinde yaşamasıdır. Sokaktaki çocuğun eğitim alabildiği, çalışanın emeğinin karşılığını “kalite” olarak aldığı bir düzende huzur kendiliğinden gelir.
Bugün çevremize bir bakalım. Eksik olan şey sadece para ya da teknoloji değil; eksik olan, birbirimize duyduğumuz o derin sorumluluk hissi. Merhameti bir yaşam biçimi haline getirdiğimizde, dayanışmayı “çıkar” için değil”onur” için yaptığımızda, her ne üretiyorsak en iyisini hedeflediğimizde barış kapımızı çalacak.
Unutmayalım ki; bir toplum, en zayıf halkası kadar güçlüdür. İnsan onurunu koruyan bir dünya inşa etmek, hepimizin birbirine borcudur.