Metin Keskin
Bayram Geliyor, Halk Geçim Derdinde
Önümüzde bir Kurban Bayramı var…
Takvimler bayramı gösteriyor ama sokaklarda bayram coşkusu da insanların yüzünde eski heyecan da görünmüyor. Çarşıya çıkıldığında herkesin dilinde aynı konu dolaşıyor: ekonomi. İnsanlar artık bayram hazırlığını değil, ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor.
Bir zamanlar bayram öncesi şehirlerin havası değişirdi. Kurban pazarları dolar taşar, çocuklar bayramlık telaşına düşer, evlerde tatlı bir hazırlık başlardı. Şimdi ise insanlar vitrinin önünden sessizce geçiyor. Çünkü alım gücü eridi, maaşlar hayatın gerisinde kaldı, geçim yükü ağırlaştı.
Emekli perişan durumda…
Asgari ücretli nefes alamıyor…
İşsiz gelecek göremiyor…
Esnaf borçla ayakta kalmaya çalışıyor…
Memur maaşını aldığı gün hesap yapmaya başlıyor…
Elektrik faturası, kira, su, doğalgaz, ulaşım, eğitim masrafı derken insanlar temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Çocuk okutmak büyük bir yük hâline geldi. Bir evin mutfak masrafı bile artık milyonlarca insanın sırtında ağır bir yük oluşturuyor.
Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da hayvancılıkla ayakta duran şehirlerde tablo daha da ağır hissediliyor. Hakkari yıllarca küçükbaş hayvancılığın en önemli merkezlerinden biri oldu. Yaylalarda milyonlarca hayvan yetiştirildi, insanlar emeğiyle geçimini sağladı.
Bugün ise besiciler üretimden uzaklaşıyor.
Yem fiyatları arttı, maliyet büyüdü, üretici dayanacak güç bulamıyor. Bir dönem bayramdan haftalar önce kurbanlık alan insanlar bugün fiyat sormaya çekiniyor. Kurbanlık fiyatları vatandaşın ulaşamayacağı rakamlara çıktı.
Önümüzdeki hafta bayram…
Peki kaç evde gerçek anlamda bayram hazırlığı var?
Kaç emekli torununa bayram harçlığı verebilecek?
Kaç anne çocuğuna gönül rahatlığıyla bayramlık alabilecek?
Kaç baba kurban pazarına gidip eli dolu dönebilecek?
İnsanların büyük bölümü artık eve kapanmayı düşünüyor. Çünkü ekonomik gerçekler ağırlaştıkça toplumun omzundaki yük büyüyor.
Bu nedenle sokakta ciddi bir değişim beklentisi oluşmuş durumda. İnsanlar çözüm istiyor, nefes almak istiyor, ekonominin yeniden ayağa kalkmasını bekliyor. Toplumun birçok kesiminde erken seçim çağrıları yükseliyor. Çünkü vatandaş geçim sıkıntısının her geçen gün daha da büyüdüğünü düşünüyor.
Türkiye geçmişte de ekonomik krizler yaşadı. ANAP dönemleri, DYP dönemleri, DSP dönemleri toplumun hafızasında yer aldı. Ardından AK Parti iktidarıyla birlikte özellikle ilk iki dönemde ekonomide güçlü bir toparlanma yaşandı. Vatandaş umutlandı, piyasalar canlandı, üretim arttı, insanlar geleceğe daha güvenli bakmaya başladı.
Ancak bugün gelinen noktada toplumun büyük bölümü ekonominin kontrol altına alınamadığını düşünüyor. Hayat pahalılığı büyüdü, alım gücü düştü, maaşlar eridi. Bir zamanlar insanlara umut veren ekonomik tablo yerini ağır bir geçim mücadelesine bıraktı. Vatandaş artık mevcut ekonomik yönetimin sorunlara çözüm üretemediğini konuşuyor.
Bu yüzden toplumun birçok kesiminde “değişim”, “çözüm” ve “erken seçim” talepleri daha yüksek sesle dile getiriliyor. İnsanlar yalnızca günü kurtaran açıklamalar duymak istemiyor. Üretimin desteklendiği, çiftçinin güçlendiği, emeklinin rahat nefes aldığı, gençlerin geleceğe umutla baktığı yeni bir ekonomik düzen görmek istiyor.
Çünkü mesele yalnızca ekonomi rakamları değildir.
Mesele; eve ekmek götürme mücadelesidir.
Mesele; emeklinin onurlu yaşam isteğidir.
Mesele; gençlerin umutla geleceğe bakabilmesidir.
Mesele; üreticinin toprağını, besicinin yaylasını terk etmemesidir.
Bugün Türkiye’nin doğusunda da batısında da aynı cümle duyuluyor:
“Geçinemiyoruz…”
Bayram geliyor ama insanların yüzü gülmüyor. Toplum artık huzur, refah ve güven veren yeni bir yol görmek istiyor. Çünkü bayram; yalnızca takvimde yazan bir gün değil, insanların kendini mutlu hissettiği zamandır. Ve bugün milyonlarca insanın içinde bayram sevinci yerine derin bir geçim kaygısı var…