Leyla Sapmaz
Sessiz çığlıkların yankısı: Hande ve çağla davalarından çıkarılacak yapısal dersler
Kamuoyunun hafızasında onlarca yıldır kapanmayan birer yara olarak duran Hande Çinkitaş ve Çağla Tuğaltay dosyaları, yargısal süreçleri, değişen mahkeme kararları veya hukuki teknikleri ne olursa olsun, kolektif vicdanımızda tek bir büyük gerçeği simgeler: Bireyin, özellikle de çocukların ve gençlerin maddi ve manevi bütünlüğünün korunması, ertelenemez evrensel bir ödevdir.
Bu trajik olaylar, adaletin sadece suç işlendikten yıllar sonra tecelli eden mahkeme ilamlarından ibaret olmadığını; asıl adaletin, suçun o kör karanlığını daha sokağın başında, evlerin kapısında engelleyecek proaktif bir sistem kurmak olduğunu gösteriyor. Kurumları veya yargının kendi iç işleyişindeki mekanizmaları tartışmaya açmaksızın, bu sembol dosyaların bize fısıldadığı yapısal reform ihtiyacına odaklanmak zorundayız.
Hukuki Süreçlerin Ötesinde: Toplumsal Güvenlik Sözleşmesi
Gerek Hande gerekse Çağla olayları, en güvenli yer olması gereken evlerin içinde, en savunmasız anlarda yaşanan trajediler olarak hafızalarımıza kazındı. Bugün istinaf mekanizmalarının, yerel mahkemelerin veya adli tıp raporlarının kendi mecrasında yürüttüğü teknik tartışmalar, hukukun kendi dinamikleridir. Ancak sokaktaki vatandaşın ve uluslararası insan hakları normlarının devletlerden beklediği şey, suç paradigmasını kökten değiştirmektir.
İnsan hakları ihlallerinin önüne geçmek, cezalandırma kapasitesini artırmaktan ziyade, suç aletlerine erişimi zorlaştırmak ve potansiyel suçluların hareket alanını daraltmakla mümkündür.
6136 Sayılı Kanun’da Radikal ve Acil Revizyon
Bugün sokaklarımızda, mahallelerimizde bireysel güvenliği en çok tehdit eden unsurların başında ateşli silahlar ve kesici/delici aletlerin taşınmasındaki denetim boşlukları gelmektedir. Mevcut yasal mevzuat (6136 Sayılı Kanun), günümüzün modern suç profilleri ve kent dinamikleri karşısında acilen güncellenmelidir.
Yasal Barikat: Ateşli ve ateşsiz silahların, kama, hançer, özel yapım bıçakların satışı, internet üzerinden tedariği ve sokakta taşınmasına yönelik cezai yaptırımlar en üst sınıra çekilmeli; yasal boşluklar ivedilikle kapatılmalıdır.
Köşe Başlarında Dinamik ve Rutin Kontroller
Kanunların kağıt üzerindeki gücü, sokaktaki görünürlüğü ile ölçülür. Suç niyetindeki bir kişinin, "ilk köşe başında yakalanma" endişesini mutlak surette hissetmesi gerekir.
- Şok ve Anlık Denetimler: Güvenlik güçlerinin, özellikle risk analizine dayalı olarak kritik noktalarda, mahalle girişlerinde ve köşe başlarında yapacağı anlık denetimler, suç aletlerinin sokakta dolaşıma girmesini daha başlamadan önleyecektir.
- Sürdürülebilir Rutin Mekanizması: Bu kontroller geçici birer asayiş uygulaması olarak kalmamalı; kurumsallaşmış, sürekli ve rutin bir devlet refleksi haline getirilmelidir.
Uluslararası Standartlar ve Geleceğin İnşası
Kişinin maddi ve manevi dokunulmazlığı, sınırları aşan ve uluslararası sözleşmelerle (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi vb.) güvence altına alınan en temel haktır. Türkiye, insan hakları ihlallerinin önlenmesinde uluslararası alanda öncü ve örnek bir vizyon ortaya koymak istiyorsa, bu önleyici güvenlik modelini en yüksek teknoloji ve hukuki hassasiyetle hayata geçirmelidir.
Hande’lerin, Çağla’ların ve tüm kayıplarımızın anısı karşısında alınacak en büyük sorumluluk, adaletin mekanizmalarını zan altında bırakmak değil; o mekanizmalara iş bırakmayacak güvenli, denetimli ve huzurlu bir toplumsal düzeni acilen inşa etmektir. Vakit, koruyucu hukuku sokağa indirme vaktidir.