Leyla Sapmaz
İnsanlığın yitik pusulası ve vicdanın uyanışı
Dünya, gökyüzüne umutla bakma yeteneğini kaybedeli çok oldu. Küresel ölçekte buharlaşan huzur, yerini derin bir sessizliğe ve insanlığın üzerine çöken ağır bir karanlığa bıraktı.
Bugün bu karanlığın en acı verici, en kanatan hali Gazze'de yaşanıyor. Orada enkaz altında kalan sadece sokaklar, evler veya şehirler değil; modern dünyanın sözde evrensel değerleri, asırlardır yazılan insan hakları bildirgeleri ve en önemlisi küresel vicdandır.
İnsanlık, hiçbir jeopolitik hedefin veya çıkar çatışmasının, bir masumun yaşam hakkından daha değerli olmadığını artık idrak etmek zorundadır. Başta İsrail’in sınır tanımayan şiddeti ve ABD’nin bu tabloya zemin hazırlayan politikaları olmak üzere, yeryüzündeki tüm zulüm mekanizmalarının durdurulması siyasi bir tartışma konusu değil, mutlak bir insani zorunluluktur.
Bu zulmün bitmesi için atılması gereken adımlar, karmaşık stratejilerde değil, temel insani değerlerde gizlidir:
- Uluslararası hukukun ve adaletin, sadece güçlülerin çıkarlarını koruyan bir kalkan olmaktan çıkarılıp, mazlumun sığınağı haline getirilmesi,
- İnsan hayatının, kapalı kapılar ardındaki diplomatik pazarlıklara meze yapılmaması,
- Sivil ölümlerinin istatistiksel bir veriye dönüşmesine izin verilmemesi ve küresel toplumun şiddete karşı "amasız, fakatsız" ortak bir ses yükseltmesidir.
Tam da bu zifiri karanlığın ortasında, insanlık onurunu her türlü stratejik hesabın üstünde tutan iradeleri görmek, geleceğe dair umutları taze tutuyor. Bu süreçte hiçbir tarafın değil, yalnızca "insanın", "adaletin" ve "yaşamın" yanında durarak barış için olağanüstü bir çaba sarf eden İspanya ve Türkiye’ye; diplomasinin gücünü yıkımdan değil inşadan yana kullanan diğer tüm vicdanlı devletlere tarafsız ve içten bir teşekkürü borç biliyoruz. Onların bu duruşu, siyasi bir tarafgirlik değil; insan kalabilme ve evrensel hukuku yaşatma mücadelesidir.
Güç sarhoşluğuyla orantısız şiddeti hak görenler, tarihin şaşmaz adaletinden ve maşeri vicdanın yargısından asla kaçamayacaklar. İnsanlığın ortak sağduyusu, er ya da geç silahların gürültüsünü bastıracak, yıkılan şehirlerin yerinde barışın çiçekleri yeniden açacaktır. Umutsuzluğa kapılmaya, kötülüğün sıradanlaşmasına ve acının kanıksanmasına teslim olmaya hakkımız yok.
Tarih, nice yıkılmaz sanılan düzenlerin, mazlumun tek bir ahıyla nasıl yerle yeksan olduğuna şahittir. Şunu yüreğimize derin bir inançla kazımalıyız:
Zulüm artsa da zevali yakındır.
Leyla Sapmaz
Academia Leyla Sapmaz
YouTube Hukuk1_Leyla4