Leyla Sapmaz
Adalet uykuda olabilir ama asla ölü değil
Bugün dünya, modern tarihin en ağır sınavlarından birini veriyor. Özellikle Gazze gibi sıcak çatışma bölgelerinden yükselen feryatlar, sadece bir coğrafyanın değil, insanlık onurunun ve uluslararası hukuk sisteminin meşruiyetini sorgulatıyor. Akademik metinlerin "hak ihlali" olarak tanımladığı gerçeklik, sahada bir çocuğun barınma, eğitim ve en temel hakkı olan yaşam hakkının elinden alınması anlamına geliyor.
Dokunulmazlık İllüzyonu
Gücü elinde bulundurduğunu sananların, üstünlüklerine veya medya üzerindeki manipülasyon yeteneklerine güvenerek işledikleri suçların sonsuza dek gizli kalacağını sanırlar. Buna literatürde "Gizlilik İllüzyonu" deniyor. Ancak tarih bize şunu fısıldıyor: Hiçbir fail, tarihin ve insanlık vicdanının hafızasından kaçamaz. Bugün dijital ayak izleri, bağımsız gözlemciler ve sivil toplumun direnci, karanlıkta bırakılmak istenen her ihlali birer birer gün yüzüne çıkarıyor.
"Sobelenme Sendromu" ve Manevi İflas
Yazıda dikkat çeken en çarpıcı kavramlardan biri "Sobelenme Sendromu". Kendini hukuktan üstün gören yapıların, aslında kaçınılmaz bir sona yaklaştığını anlatıyor bu terim. Bir gün mutlaka, o devrilmez sanılan figürlerin uluslararası mahkemelerde hesap verdiğini göreceğiz. Çünkü hakikatin doğası gereği ortaya çıkma gibi "inatçı" bir huyu vardır.
Bir hak ihlalcisi için en büyük yıkım sadece hapse girmek değildir; asıl yıkım, tüm dünya kamuoyu önünde yaşanan maddi ve manevi iflastır. * Maddi boyutta; ekonomik izolasyonlar ve yaptırımlar bir gücü eritir.
Manevi boyutta ise; gelecek nesillere bırakılan o "utanç mirası" asla temizlenemez. Kendi toplumları dahi bu ağır vebali taşımayı reddettiğinde, failin kurduğu o sahte meşruiyet oyunu çöker.
Sonuç: Vicdanın Sesi Siyasetten Üstündür
Çocukların savaşın ortasında korumasız bırakıldığı bir dünya, hepimiz için güvensizdir. 1989 tarihli BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme veya Cenevre Protokolleri sadece kağıt üzerindeki metinler değildir; onlar insanlığın ortak vicdan sözleşmesidir.
Gerçekleri manipüle etmek faillere sadece kısa bir zaman kazandırır. Ancak evrensel adalet, failin kimliğine veya kurbanın coğrafyasına bakmaz. Gazze’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde bir çocuğun hakkı gasp ediliyorsa, insanlık vicdanı o failleri çoktan mahkûm etmiştir. Hukuki tecelli ise sadece bir zaman meselesidir. Çünkü adalet, gecikse de asla unutmaz.