Maskenin altındaki odunlar

Eski bir Anadolu kasabasında, gölgesi herkesi ferahlatan ulu bir çınar ağacı varmış. Bu ağacın dibinde ise, rengi soluk, yaprağı dökük, boynu bükük küçük bir sarmaşık bitivermiş. Çınar, “Can cana lazımdır” diyerek bu cılız sarmaşığa gövdesini açmış. Onu güneşten korumuş, suyuna ortak etmiş, dallarına tırmanmasına izin vermiş.

Zaman geçmiş, sarmaşık çınarın gövdesini öyle bir sarmış ki dışarıdan bakanlar onu ağacın bir parçası sanırmış. Sarmaşığın ağzından “Hak, adalet, dostluk” kelimeleri düşmezmiş. Lakin sarmaşığın tek bir derdi varmış: Çınarın heybetini kendi başarısı sanmak ve o devrildiğinde yerini almak.

Gözbebeğindeki sır…

Bir gün şiddetli bir fırtına kopmuş. Çınar, dalları kırılmasın diye direnirken, sarmaşık ona daha sıkı sarılmış. Ama bu sarılış destek için değil, çınarın nefesini kesmek içinmiş. Çınarın bir dalı çatırdayıp yere düştüğünde, sarmaşık dudaklarıyla “Vah vah” diyerek üzülür gibi yapmış. Ancak çınar, o an sarmaşığın gözbebeklerine bakmış.

Orada, o derin karanlıkta gördüğü şey hüzün değil, sinsi bir parıltıymış. Sarmaşık, dostunun her yarasında gizli bir bayram kutluyormuş. Samimiyet maskesiyle ruhuna sızdığı o koca devin zayıflaması, onun tek zaferiymiş.

Fırtına dindiğinde sarmaşık, çınarı tamamen boğduğunu ve artık ormanın kralı olduğunu düşünerek kasılmış. Oysa unuttuğu bir şey varmış: Kendini taşıyacak bir gövdesi yokmuş Çınarın öz suyunu kuruttukça, aslında kendi dayanağını yok ediyormuş.

Çınar kuruyup yakılmak üzere kesildiğinde, sarmaşık da onunla birlikte ateşe atılmış. O sarmaşığın ağzı halen “Hak” diyormuş ama bedeni, kendi elleriyle taşıdığı o kibir odunlarının arasında küle dönmüş. Doğru olan, belki fırtınada dal kaybetmiş ama ruhu selametle toprağa karışmış. Sarmaşık ise kazandığını sandığı o sinsi savaşın sonunda, sadece kendi cehennemine odun olduğunu anlamış.

İyilik, bazen nankörün elinde keskin bir bıçağa dönüşür. Ama unutmayın; bıçak ne kadar keskin olursa olsun, sadece tutanın elini ve kestiği maddeyi kirletir. Cevherin aslına zarar vermez.

Bu yazı toplam 98 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
1 Yorum
Leyla Sapmaz Arşivi

Bir medeniyet provası

02 Şubat 2026 Pazartesi 13:39

BİR AVUÇ İBRİŞİM, BİR DÜNYA UMUT

26 Ocak 2026 Pazartesi 11:22

Hüseyin Avni Paşa’nın Sessizliği

19 Ocak 2026 Pazartesi 10:54

Geleceğin firarileri

18 Ocak 2026 Pazar 14:09