Bir medeniyet provası

Gönül defterinin kenar süsleri…

Bugün gelin, kelimelerin arkasına saklanan o görünmez bağlardan, yani satır aralarından birbirine hakikat ya da merhamet ya da sevda fısıldayanlardan bahsedelim. Hani derler ya; “Gönül diliyle konuşanları yalnızca yüreği açık olanlar duyar.” İşte biz bugün, o sessiz frekansa talibiz.

Vuslatın kapısı, adım atmak ve hakkaniyettir kimilerine göre…

Bir kavuşmanın, yani o özlenen vuslatın yakınlaşması için gökten mucize beklemek yetmez. Bir adım atmak ya da ilk adımı atmak, niyetin dürüstlüğünü ispat eder. Ancak bu yolculukta pusulamız hakkaniyet olmalı ki bu gecenin yüzü suyu hürmetine de ayrıca beratımızı alabilelim.

Başkasının hakkını çiğneyerek gidilen hiçbir menzil, gerçek bir huzur vaat etmez. Tıpkı insan haklarına dair o ilk sözleşme olan Veda Hutbesi’ndeki o sarsılmaz adalet gibi; ferdin onuru korunmadan toplumun onuru inşa edilemez.

Kalplerin sessizliği, bir eksikliği değil, aksine en yüksek sesli tefekkürdür. Bu sessizlik içinde yeşeren erdemler, bizi sadece “yaşayan canlılar” olmaktan çıkarıp “insan” kılar. Merhamet, bu erdemlerin şahıdır. Yerdeki bir karıncayı incitmemekten, çevre temizliğine kadar uzanan geniş bir sorumluluk ağından bahsediyoruz. Zira doğaya duyulan saygı, yaratılana duyulan aşkın bir tezahürüdür. Sokaktaki çöpü almak, sadece bir temizlik faaliyeti değil; evrene sunulan bir nezaket mektubudur.

Bu hikayede isimler yok, sadece anlamların o muazzam dansı var. Bir yanda karanlığın, akşamın en derin vakti olan bir ruh; diğer yanda ise iyiliğin, asaletin yeryüzündeki gölgesi olan bir ruh. Onlar, Everest gibi dünyanın en yüksek dağlarının buz tutmuş yerlerini bile eritecek bir sıcaklıkla bağlandılar birbirlerine. Bir tarafta, derin sessizliğiyle tüm sırları saklayan, gece; öte yandan, zarafetiyle her adımda adaleti ve merhameti fısıldayan asalet. Herkesin üstüne düşeni yapmasıyla dengeye oturan bir bağlılık…

Bu dünyada iz bırakmak istiyorsak; kalbimize merhameti, elimize süpürgeyi, ruhumuza ise hakkaniyeti pusula yapmalıyız.

Eğer herkes kendi gönül kapısının önünü süpürür ve üstüne düşeni yaparsa, o beklenen büyük vuslat sadece sevgililer için değil, tüm insanlık için yakındır. Erdemli bir hayat, yazılmış en anlamlı köşe yazısıdır…

Berat Kandilimiz mübarek olsun…

Bu yazı toplam 150 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Leyla Sapmaz Arşivi

BİR AVUÇ İBRİŞİM, BİR DÜNYA UMUT

26 Ocak 2026 Pazartesi 11:22

Hüseyin Avni Paşa’nın Sessizliği

19 Ocak 2026 Pazartesi 10:54

Geleceğin firarileri

18 Ocak 2026 Pazar 14:09

Bir şehri yeniden dokumak

15 Ocak 2026 Perşembe 13:08