Değer istikrarı” bir tercih değil, hukuktur!

Son dönemde çarşıda, pazarda ya da dijital raflarda hepimiz aynı sessiz oyunun mağduruyuz. Bir ürünün fiyatı yukarı doğru doğru tırmanırken, o ürünü “o ürün” yapan standartların aşağı doğru süzüldüğüne şahitlik ediyoruz. Oysa iktisat tarihinin ve ticaret ahlakının en temel kuralı şudur: Fiyat, kalitenin bedelidir; kalitesizliğin kılıfı değil.

Bugün gelinen noktada, fiyat artışlarını küresel enflasyonla veya maliyetlerle açıklamak mümkün olabilir; ancak kaliteden verilen tavizi “ticari strateji” olarak kabul etmek mümkün değildir. Artık sadece “fiyat denetimi” değil, bir “Değer İstikrarı Devrimi” yapmanın vaktidir.

Kalite artık bir “beyan” değil, “dijital sözleşme” olmalı.

Ürünlerin üzerine sadece fiyat etiketi değil, bir “Dijital Kalite Kimliği” asmaktır. Bir peynirin içindeki protein miktarı veya bir ceketin kumaş mukavemeti, üretildiği gün dijital bir mühürle sabitlenmelidir. Fiyat %30 artarken, bu içerik %10 azalıyorsa ;bu bir pazarlama taktiği değil, siber ve hukuki bir süreçtir. Blockchain tabanlı bu şeffaflık, üreticinin “kâr hırsı” ile tüketicinin “güven hakkı” arasındaki teraziyi yeniden kuracaktır.

Geleneksel denetimler, milyonlarca ürünün dolaştığı bir çağda yetersiz kalıyor. Bize “yapay zeka müfettişleri” lazım. Piyasadaki fiyat/içerik sapmalarını anlık olarak tarayan, hammadde fiyatları düşerken etiketleri indirmeyen veya fiyat artarken kaliteyi gizlice düşüren yapıları saniyeler içinde saptayan bir sistemden bahsediyorum. Bu sistem, kamu otoritesine “nereye bakması gerektiğini” söyleyen bir radar işlevi görecektir.

İşin en can alıcı noktası ise hukuktur. Mevcut tüketici yasaları genellikle “bozuk” veya “ayıplı” malı kapsıyor. Oysa biz daha sinsi bir sorunla karşı karşıyayız: Standartların erozyonu. Hukuk sistemimizde yapılacak köklü bir reformla, ürün kalitesini sessizce düşürmek “Nitelikli Aldatma” suçu kapsamına alınmalıdır. Bir kurum fiyat artırıyorsa, kaliteyi koruyacağını da zımnen taahhüt etmiş sayılmalıdır. Tüketici mahkemeleri, sadece “para iadesi” ile yetinmemeli; kaliteyi kasten düşüren yapılara karşı ağır ve caydırıcı “tazminat modelleri” işletmelidir.

Sonuçta; güven, en değerli para birimidir. Gıdadan giyime, teknolojiden hizmete kadar her alanda “bedelini ödediğimiz değeri” geri istiyoruz. Kaliteyi korumak, sadece bir marka vizyonu değil, küresel bir etik barış projesidir. Eğer fiyatlar artacaksa, bunun karşılığında alınan verim de en azından yerinde saymak zorundadır.

Unutulmamalıdır ki; cebimizdeki paranın değerini korumak merkez bankalarının göreviyse, satın aldığımız ürünün değer ve kalitesini korumak da hem hukukun hem de denetimin erdem borcudur.

Bu yazı toplam 12 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YASAL UYARI: Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Hakkarihabertv.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Leyla Sapmaz Arşivi

Müteahhitlik ve hukuki boyutu

29 Aralık 2025 Pazartesi 13:21

Vicks vaporub ve hukuki boyutu

25 Aralık 2025 Perşembe 13:49

Şişmanfobi ve hukuki boyutu

23 Aralık 2025 Salı 10:01

Sağlıkta beyin taramaları ve hukuki boyutu

18 Aralık 2025 Perşembe 09:42