Leyla Sapmaz
Geleceğe köprü ve çocuk adaleti
Toplumun en hassas katmanı olan çocukların suça sürüklenmesi meselesi, tek bir kurumun değil, hepimizin ortak sorumluluk alanıdır. Bugün “suça sürüklenen çocuk”(SSÇ) olgusunu konuşurken, enerjimizi suç oluştuktan sonrasına değil, suçun önlenmesine ve çocuğun sisteme kazandırılmasına harcamalıyız.
Çözümün anahtarı; erken müdahale ve iş birliğidir…
Sorunların çözümü, kurumlarımızın el ele vererek oluşturacağı bir “sosyal bağışıklık sistemi”nde yatıyor. İşte bu noktada uygulanabilecek somut ve çözüm odaklı adımlar:
*Bütüncül Takip Sistemi :Okul, aile ve sosyal hizmetler arasındaki veri akışını güçlendirerek, risk altındaki çocukları henüz suça yönelmeden tespit etmek ve onlara uygun eğitim desteği sunmak.
*Yetenek Odaklı Rehabilitasyon : İzlanda örneğinde olduğu gibi, gençlerin enerjisini spor, teknoloji ve sanat atölyelerine kanalize ederek aidiyet duygularını güçlendirmek.
*Onarıcı Adalet Yaklaşımı : Çocuğu toplumdan izole etmek yerine, yaptığı hatanın sorumluluğunu almasını sağlayan ve topluma borcunu “hizmet ederek” ödemesine imkan tanıyan mekanizmaları yaygınlaştırmak.
Halihazırda var olan adli ve sosyal koruma mekanizmalarımızı nöro-bilimsel veriler ve modern pedagoji ile desteklemek, devletimizin şefkatli elini daha etkin kılacaktır. Bir çocuğu kazanmak, sadece bir bireyi değil, o bireyin gelecekte kuracağı aileyi ve etkileyeceği çevreyi de kurtarmak demektir.
Sonuç olarak;
Çözüm, cezalandırmak değildir tam olarak, çocuğun etrafındaki koruyucu kalkanı güçlendirmektir. Kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum arasındaki uyum, suça sürüklenen çocuklarımız için en sağlam köprü olacaktır. Unutmayalım ki; doğru zamanda uzatılan bir el, binlerce adli dosyadan daha etkilidir.