Murat Taş
Yara İçerde…
Doğuda futbolun sesi her geçen gün biraz daha gür çıkıyor.
Tribünler doluyor, şehirler takımlarının peşinden gidiyor, gençler hayallerini futbol sahalarında büyütüyor.
Diyarbakır’da Amedspor Süper Lig kapısını zorluyor.
Van’da Vanspor FK aynı hayalin peşinde play-off mücadelesi veriyor.
Muşspor ikinci ligde fırtına gibi esiyor.
Mardin 1969 Spor ikinci ligde şehrini temsil ediyor.
Batman Petrolspor birinci lig kapısında.
Ağrı 1970 Spor ikinci lig için savaşıyor.
Bingölspor 3.Ligde zirve mücadelesi veriyor.
Erzurumspor FK yeniden Süper Lig’e dönmenin hesaplarını yapıyor.
Iğdır FK play-off kapısında.
Bitlis Özgüzeldere Spor ise büyük bir halk desteğiyle profesyonel lig hayali kuruyor.
Doğunun neredeyse her şehrinde bir kıpırdanış var.
Bir umut var.
Bir mücadele var.
Ama bütün bu şehirlerin arasında bir şehir var ki…
Adı her zaman futbolun içinde oldu ama profesyonel liglerin kapısından içeri bir türlü giremedi.
O şehir Hakkâri.
Oysa Hakkâri, Türkiye’nin en genç nüfusuna sahip şehirlerinden biri.
Sokaklarında top koşturan yüzlerce çocuk var.
Dağların eteklerinde, toprak sahalarda büyüyen yetenekler var.
Futbolu sadece spor değil, bir yaşam biçimi olarak gören insanlar var.
Ama nedense bu şehirde hayaller hep yarım kalıyor.
Doğunun birçok ilinde modern statlar, tesisler, altyapılar kurulurken Hakkâri hâlâ imkânsızlıklarla mücadele ediyor.
Başka şehirlerde kulüplerin arkasında belediyeler, iş insanları, sivil toplum kuruluşları dururken Hakkâri’de çoğu zaman birkaç fedakâr insanın omuzlarında yürümeye çalışıyor futbol.
Peki neden?
Neden Hakkâri’nin ileri gelenleri bu şehrin gençlerine sahip çıkmıyor?
Neden iş insanları, esnafı, kanaat önderleri bir araya gelip “Bu şehir profesyonel liglerde olmalı” demiyor?
Neden siyasi partiler bu konuda ortak bir irade göstermiyor?
Belki de en acı gerçek şu:
Yara dışarıda değil, içeride.
Çünkü bir şehir ancak kendi çocuklarına sahip çıkarsa büyür.
Bir şehir ancak kendi değerlerine sarılırsa yükselir.
Bugün doğuda futbol yükselirken Hakkâri’nin geride kalması kader değil.
Bu sadece sahipsizliktir.
Ama unutulmamalıdır ki Hakkâri halkı futbolu çok sever.
Tribünlerde semaver kaynar, insanlar kilometrelerce yol gidip takımını destekler.
Hakkâri Zapspor desteklenmeli, Hakkâri’nin umudu büyütülmelidir.
Bu şehirde futbol sadece bir oyun değil, gençlerin hayali ve geleceğidir. Yeterli destek verilirse Hakkâri Zapspor profesyonel liglere çıkacak güce ve potansiyele sahiptir.
Artık Hakkâri’nin sesi duyulmalı, bu şehrin takımı sahipsiz bırakılmamalıdır. Hakkâri Zapspor’a sahip çıkmak, Hakkâri’nin geleceğine sahip çıkmaktır.
Bu şehirde futbol bir tutkudur.
Eğer bir gün Hakkâri’de herkes aynı hedef etrafında birleşirse,
Eğer bir gün bu şehrin gençlerine gerçekten sahip çıkılırsa…
O zaman belki de Türkiye bir gün profesyonel liglerde Hakkâri’nin adını da duyacaktır.
Çünkü mesele yetenek değil.
Mesele sahip çıkmaktır.