Leyla Sapmaz
Hakikatin şaşmaz terazisi ve kapanmayan defterler
Tarih, haksızlığa uğrayanın ahının yerde kaldığına hiçbir zaman şahitlik etmemiştir. Bugün dünyanın gözü önünde, Gazze’de toprağı gasp edilenlerin haklı davası tüm yakıcılığıyla duruyor. O toprakları çalanlar, gasp ettikleri hakları er ya da geç iade edecekler. Çünkü zulüm üzerine kurulan hiçbir düzen payidar olmaz; gasp eden, dünyanın neresine kaçarsa kaçsın, hangi güce sığınırsa sığınsın, o haksızlığın bedelini insanlığın vicdanında ve adaletin terazisinde mutlaka ödeyecektir.
Sadece sınır ötesinde değil, toplumsal hayatımızda da büyük bir adalet ve haysiyet sınavından geçiyoruz. Bazen sadece hakkını arayan, "hakkım olanı istiyorum" diyerek dik duran tek bir insanın varlığı, koca bir ahlaksızlık ve liyakatsizlik maskesini düşürmeye yeter. Sırf birileri yasal ve meşru hakkını aradı diye telaşa kapılıp kendi ahlaki çöküntüsünü ortaya dökenler, liyakatten zerre nasibini almamış olanlar bu çürümenin bedelini ödemelidir. Hak arayanı bastırmaya çalışırken kendi onursuzluklarını ve vasıfsızlıklarını ifşa edenler, erdemin ve sarsılmaz hakikatin karşısında her zaman yenilmeye mahkûmdur.
Bu çürümenin en tehlikeli yansımalarından biri de kamu ahlakına yönelik saldırılardır. Kamunun, milletin kutsal emaneti olan kurumsal alanları ve devletin sosyal mecralarını şahsi, ahlak dışı ve karanlık emelleri için araç olarak kullananlar da bu hesaptan kaçamayacaktır. Kamu adabı ve millete hizmet bilinci her şeyin üstündedir. Bu mecraların arkasına saklanarak şahsi kinlerini kusanlar ve namus dışı yollara tevessül edenler, aslında kendi sonlarını hazırlamaktadır.
İçinde bulunduğumuz dijital çağda ehliyetsiz ve ahlaksızların düştüğü en büyük yanılgı, "kimse görmüyor, kamera yok, delil yok" zannıyla hareket etmeleridir. Kötülüğün, haksızlığın ve iftiranın karanlıkta kalacağını sananlar derin bir gaflet içindedir. Dijital dünyanın silinmez hafızası ve teknolojinin ulaştığı nokta, o çok güvendikleri "görünmezlik" zırhını un ufak edecek güçtedir. Hiçbir dijital iz kaybolmaz; sahte hesapların, gizli ajandaların ve sanal kabadayılıkların ardına saklanıp asla yakalanmayacağını düşünen herkes, gün gelip o inkar edilemez somut delillerle yüzleşecektir.
Adalet bazen yavaş yürür ama gideceği yere mutlaka varır. Hakkaniyetten sapanların, vasıfsızlığını ahlaksızlıkla örtmeye çalışanların ve "bana bir şey olmaz" kibrine kapılanların uyanacağı sabah çok yakındır. Ne gasp edilen topraklar, ne hakkını arayanın çiğnenmeye çalışılan onuru, ne de kamunun emanetine ihanet eden karanlık niyetler karşılıksız kalacaktır. Hakikat, üzerini örttüğünüzü sandığınız her an daha güçlü bir şekilde gün yüzüne çıkmaya yeminlidir.